sıkı ile cümle
sıkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Sıkı giyin.Dress warmly.
Bu oyun gerçekten sıkıcı.This game is really boring.
Bu maç gerçekten sıkıcı.This game is really boring.
Tom sıkılmış.Tom is bored.
Ben çok sıkı çalışırım.I work very hard.
Ben sıkı çalışıyorum.I'm trying hard.
Tom çok sıkı çalıştığımı söylüyor.Tom says I work too hard.
Fadıl evde çok sıkıldı.Fadil got very bored at home.
Yeri bulmakta herhangi bir sıkıntı çektin mi?Did you have any trouble finding the place?
Senin hayatın çok sıkıcı ve yavan.Your life is boring and uninteresting.
Penguenler uçmayı öğrenirlerse ciddi sıkıntı içinde oluruz.If penguins ever learn to fly, we'll be in serious trouble.
Tom sıkıntı çekiyor gibi görünüyor.It seems like Tom is having trouble.
Sıkıldım ve erken ayrıldım.I got bored and left early.
Sıkılgan görünüyordun.You looked embarrassed.
Gerçekten sıkılmış görünüyorsun.You look really bored.
Sen sıkılmış görünüyorsun.You seem to be bored.
Yetenek, sıkı çalışma olmadan faydasızdır.Talent is useless without hard work.
Sıkı çalışma olmadan yetenek yararsızdır.Talent without hard work is useless.
Ayda can sıkıcıdır.It's boring on the moon.
Orası hiçliğin ortasında sıkıcı küçük bir yerdir.It's a boring little place in the middle of nowhere.
Bu yer çok sıkıcı.This place is so boring.
Sen böyle sıkıcı bir kişisin.You are such a boring person.
Büyük şehirler heyecan verici, ancak kirlidir. Köyler temiz ama sıkıcıdır.Big cities are exciting, but polluted. Villages are clean, but boring.
Şehir heyecan verici, ama kırsal sıkıcı.The city is exciting, but the countryside is boring.
Kentler çok kirlidir; Köyler çok sıkıcıdır.Cities are very polluted; villages are very boring.
Kent çok kirli; kırsal çok sıkıcı.The city is very polluted; the countryside is very boring.
Müzik sıkıcıdır.Music is boring.
Müzik beni sıkıyor.Music bores me.
Bunu saat 2.30'a kadar halletmek için çok sıkı çalışıyorum.I'm trying very hard to get this done by 2:30.
Sıkı çalışmaya alışkınsın gibi görünüyorsun.You seem to be used to hard work.
Sen her zaman çok ağzı sıkısın.You're always very secretive.
Sen her zaman çok sıkı ağızlısın.You're always very secretive.
Ben her zaman paraca sıkıntıda oluyorum.I'm always short of money.
Tom sıkıntılı bir çocukluk geçirdi.Tom had a troubled childhood.
Onun el sıkışması çok güçlüdür.His handshake is very strong.
Buğday sıkıntısı var.There's a wheat shortage.
O kitap sıkıcıydı, bu yüzden okumayı yarıda kestim.That book was boring, so I stopped reading halfway through.
Tom'un el sıkışması çok güçlü.Tom's handshake is very strong.
Korece sıkıcı değildir, o her zaman heyecan vericidir.Korea is never boring, it's always exciting.
Taze sıkılmış meyve suyu, konsantredeki meyve suyundan daha pahalıdır.Freshly pressed juice is more expensive than juice from concentrate.
Ben kolayca sıkılırım.I get bored easily.
Sıkı bir sınavdı.It was a tough exam.
Tom'a şok tabancası sıkıldı.Tom was tasered.
Sanırım kendi kendimizi köşeye sıkıştırdık.I think we've painted ourselves into a corner.
Sıkıntıdan patlıyor olmalısın.You must have been bored to death.
Işimde çok sıkı çalışırım.I work very hard at my job.
Şu an nakde sıkışığım.I'm low on cash right now.
Çok can sıkıcısın.You're very annoying.
Bence golf izlemek sıkıcıdır.I think golf is boring to watch.
Sıkı çalışmak zorundayım.I have to study hard.
Çabucak sıkıldım.I got bored quickly.
Hayatım kitaplar olmadan çok sıkıcı olurdu.My life would be very dull without books.
Leyla sıkı bir dini geçmişten geliyor.Layla comes from a strict religious background.
Leyla sıkı çalıştı.Layla worked hard.
Leyla çok sıkı çalıştı.Layla worked very hard.
Tom bugün sıkı çalıştı.Tom worked hard today.
Biraz sıkı.It's a bit tight.
Bu köy sıkıcı.This village is boring.
Bu kasaba sıkıcı.This town is boring.
Bu şehir sıkıcı.This city is boring.