sıkı ile cümle

sıkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
4
ORT. KELİME
Tom'un sağlam bir el sıkışması var.Tom has a good firm handshake.
Onların yasal sıkıntıları var.They have legitimate gripes.
Asla sıkıcı bir an yoktur.There's never a dull moment.
Tom köşeye sıkıştırıldı.Tom was backed into a corner.
Sinir bozucu bir sıkıntıydı.It was a frustrating ordeal.
Aynı yerde sıkışmış durumdayım.I'm stuck in the same place.
Yeterince sıkı çalıştın mı?Have you worked hard enough?
Bunun için sıkı çalıştık.We've worked hard for this.
Trafik sıkışıklığı olacak.There will be traffic jams.
Tom bu kış sıkı çalıştı.Tom worked hard this winter.
Tom hiç sıkılmış gibi görünmedi.Tom didn't seem bothered at all.
Tom hiç sıkılmış gibi görünmüyordu.Tom didn't seem bothered at all.
Sessizlik can sıkıcıdır.The silence is oppressive.
Kendimi çok sıkıyorum.I'm really hard on myself.
Tom her gün sıkı çalışır.Tom studies hard every day.
Bu makale sıkıcıydı.This article was boring.
Bir davul kadar sıkıdır.It's as tight as a drum.
Oldukça sıkı oynadık.We played pretty hard.
Tom her zaman sıkı çalışır.Tom always studies hard.
Bu ders sıkıcı.This lesson is boring.
Serbest seçimlerle ilgili sıkıntı, nasıl sonuçlanacaklarını asla bilmezsiniz.The trouble with free elections is that you never know how they are going to turn out.
Tom buralarda olduğunda sıkıcı bir an yoktur.There's never a dull moment when Tom is around.
Bu kitap sıkıcı.This book is boring.
Bir sıkıntımız var.We have a shortage.
Tom bir trafik sıkışıklığındaydı.Tom was in a jam.
Reddedilmek can sıkıcı.It's painful to be rejected.
Mağaza soygunculuğu benim için büyük bir sıkıntı oldu.The convenience store robbery was a great inconvenience to me.
O son derece sıkıcıydı.That was exceptionally boring.
Pantolonun çok sıkı.Your pants are too tight.
Çok sıkıcı bir hafta sonu geçirdim.I had a very boring weekend.
Tom çok sıkı çalışmış olmalıydı.Tom must've studied very hard.
Dekor sıkıcı.The décor is drab.
Sadece sıkı çalışmaya devam etmek zorundayım.I just have to keep working hard.
Daha sıkı çalışmam gerekirdi.I should have studied harder.
Sıkıldım. Televizyon izleyeceğimI'm bored. I'll watch TV.
Her gece aynı şarkıları söylemekten hiç sıkılmıyor musun?Don't you ever get bored singing the same songs every night?
Korkarım çok sıkı çalışıyorsun.I'm afraid you've been working too hard.
Sıkı çalışıyor olmalısın.You must be working hard.
Tom hep insanın canını sıkıyor.Tom is always being a nuisance.
Tom çok sıkı çalışmaz.Tom doesn't try very hard.
Tom o konuda çok sıkı değil.Tom isn't very strict about it.
Anne sıkı ve istikrarlı bir şekilde çalıştı.Anne worked hard and steadily.
Tom can sıkıcı olduğumu söylüyor.Tom says that I'm annoying.
Tom sıkılmış göründüğümü söyledi.Tom said that I look bored.
Tom tarafından sıkıştım.I stuck by Tom.
Ben sıkıntılıyım.I'm troubled.
Umarım sıkılmıyorsun.I hope you aren't getting bored.
Tom, Mary'ye daha sıkı çalışmasını söyledi.Tom told Mary to work harder.
Sen bugün çok sıkı çalıştın.You've worked very hard today.
Bunu yapmaktan sıkılmıyor musun?Aren't you growing tired of this?
Tom sıkılıyorum gibi göründüğümü düşündüğünü söyledi.Tom said he thought I looked like I was bored.
Mary çok sıkı çalışan bir kadın.Mary is a very hard-working woman.
Burada hiç sıkılmayacaksın.You'll never get bored here.
Umarım sıkıcı değildim.I hope I wasn't boring.
Ben sıkılgan bir tipim.I'm the bashful type.
Her zaman sıkı çalışacağım.I'm always going to work hard.
Her zaman sıkı çalışırım.I always work hard.
Tom bütün gün sıkı çalışıyor.Tom has worked hard all day.
Sıkı biçimde giyinmenizi öneririm.I suggest that you dress warmly.
O çok sıkıcıydı.It was so boring.

İlgili Sayfalar