sıkı ile cümle

sıkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kararımı vermekte sıkıntı yaşadım.I had trouble making up my mind.
Bir randevu için geç kalmak can sıkıcı.It's embarrassing to be late for a date.
Ben sıkı bir diyet rejimine bağlı kalıyorum.I am adhering to a strict diet regimen.
Nefes almada sıkıntı çektiği için atı vurdum.I shot the horse because it had trouble breathing.
Tom çok sıkı çalıştı ve çok para kazandı.Tom worked very hard and earned a lot of money.
Sen benim canımı sıkıyorsun.You're annoying me!
Tom ailesine destek olmak için sıkı çalışıyor.Tom is working hard to support his family.
Ana dilini konuşmak çok sıkıcı.Speaking your native language is so boring.
Ana dilini konuşmak kolay ama sıkıcı.Speaking your native language is easy, yet boring.
Hiçbir şey arabayla uzun mesafe yolculuktan daha sıkıcı değil.Nothing is more boring than traveling long distances by car.
O can sıkıcı bir fiyaskoydu.It was an embarrassing fiasco.
Balıkçılar koşmanın sıkıcı olmadığını düşünüyor.The fishermen think it isn't boring to jog.
Tom trafikte sıkıştı.Tom is stuck in traffic.
Plastik şişeler sıkıştırılabilir ve geri dönüştürülebilir.Plastic bottles are compressible and recyclable.
"Sıkıldım!" "Öyleyse yapacak bir şey bul! Seni eğlendirmek için burada değilim.""I'm bored!" "Then find something to do! I'm not here to entertain you."
Rüyalar hakkında konuşmak sıkıcı değil mi?Isn't talking about dreams boring?
Bu biraz can sıkıcıydı.It was a little embarrassing.
Günlük çekişmeler yüzünden sıkıntılıyım.I'm distressed by the daily squabbles.
Sen çok can sıkıcısın.You are so annoying!
Bu can sıkıcı hata nihayet düzeltildi.This annoying bug has finally been fixed.
Uyanma bir güne başlamak için can sıkıcı bir yoldur.Waking up is an annoying way to start a day.
Parti son derece sıkıcıydı.The party was awfully boring.
Onların hikayeleri sıkıca birbirine geçer.Their stories are tightly intertwined.
Tom'un sıkıntılı bir geçmişi var.Tom has a troubled past.
Mary'nin sıkıntılı bir geçmişi var.Mary has a troubled past.
Hislerim hakkında konuşmakta sıkıntı yaşıyorum.I have trouble talking about my feelings.
Para şu anda sıkı.Money is tight right now.
Biz gerçekten sıkı bir grubuz.We're a real tight group.
En azından sıkıcı değildi.At least it wasn't boring.
Gömleğin sıkıştırılmış değil.Your shirt's not tucked in.
Böylesine sıkı bir işçisin.You're such a hard worker.
Bizim sıkı silah yasalarına ihtiyacımız var.We need stricter gun laws.
Üst sırtın gerçekten sıkı.Your upper back is really tight.
Omuz kasların gerçekten sıkı.Your shoulder muscles are really tight.
Dürüst olmak gerekirse, onun konuşmalarını her zaman sıkıcı.Honestly, his speeches are always boring.
Yapacak bir şey olmaması çok sıkıcı.It is very boring to have nothing to do.
Hâlâ nakit sıkıntısı çekiyoruz.We're still short on cash.
Radar sıkışmıştı.The radar was jammed.
Sıkıldım ve bu yüzden şehrin etrafında gezindim.I got bored, that's why I wandered around the city.
Ne sıkıcı bir görev!What a boring task!
Ne sıkıcı bir vazife!What a boring task!
Ben trafikte sıkıştım.I was stuck in traffic.
Tom'un sıkıntıları henüz bitmedi.Tom's troubles aren't over yet.
Ben can sıkıcı zengin insanlara katlanamam.I can't stand annoying rich people.
Bu parti çok sıkıcı. Alkol yok.This party is very boring. There's no alcohol.
O kalp sıkışıklığı ile partiden ayrıldı.He left the party with his heart pounding.
Benim hesabımdaki hatayı bulamamak can sıkıcı.It's annoying not being able to find the error in my calculation.
Tom yürümekte sıkıntı yaşıyor gibi görünüyor.Tom seems to have trouble walking.
Tom çamurda sıkıştı.Tom got stuck in the mud.
Bu film çok sıkıcı.This movie is so boring.
Eğer sıkıldıysan, bu konuda bir şey yap.If you're bored, do something about it.
Tom kedi yavrusu bir ağaçta sıkıştığı zaman itfaiyeyi aradı.Tom called the fire brigade when his kitten got stuck up a tree.
Ben Boston'da sıkışıp kaldım.I'm stuck in Boston.
O, otele giden yolu bulmada sıkıntı çekti.He had trouble finding his way to the hotel.
Üzgünüm ama geç kalacağım. Trafikte sıkıştım!Sorry but I'm going to be late, I'm stuck in traffic!
Tıpkı senin gibi, bu sıkıntılı günlerde uyumadım.Just like you, I haven't slept in these trying days.
Tom ve Mary hala sıkılıyor.Tom and Mary are still bored.
Ben son derece sıkı çalıştım.I've worked extremely hard.
Ben sıkı bir diyette bulunuyorum.I've been on a strict diet.
Birbirlerini sıkı tuttular.They held each other tight.

İlgili Sayfalar