sıkı ile cümle

sıkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sıkı çalışırsan, başarırsın.Study hard, and you'll succeed.
Sıkı çalışırsan sınavı geçeceksin.Work hard, and you will pass the examination.
Sıkı çalıştıktan sonra hiçbir şey dinlenmekten daha hoş değildir.Nothing is more pleasant than taking a rest after hard work.
Sıkı çalışma ve kendini adama sana başarıyı getirecektir.Hard work and dedication will bring you success.
Doktor sıkı bir diyete başlamasını tavsiye etti.The doctor ordered her to go on a strict diet.
Filmi daha önce gördüğüm için sıkıldım.I was bored because I had seen the movie before.
Onu bana sıkıştırılmış dosya olarak gönder.Send it to me as a compressed file.
El sıkışalım ve arkadaş olalım.Let's shake hands and be friends.
Küçük odaya sıkıştırıldık.We were crowded into the small room.
Onun masum olduğuna dair sıkı bir inancım var.I have a firm belief in his innocence.
Biz trafik sıkışıklığı nedeniyle geciktik, bu yüzden acele etmek zorunda kaldık.We were delayed by traffic congestion, so we had to hurry.
İpi sıkı çekin.Pull the rope tight.
İpe sıkıca tutunarak karaya güvenli bir şekilde geldim.Holding on to the rope firmly, I came safely to land.
Kalabalık saatteki bir trafik sıkışıklığı benim varışımı iki saat geciktirdi.A rush-hour traffic jam delayed my arrival by two hours.
Raketi sıkı tut.Hold the racket tight.
Tüm işler ve hiçbir oyun Jack'i sıkıcı bir çocuk yapmaz.All work and no play makes Jack a dull boy.
Daha sıkı çalışmadığıma pişman oldum.I regret that I did not work harder.
Ona daha sıkı çalışmasını öğütler misiniz lütfen?Will you please advise him to work harder?
Kitaplar olmasa hayat sıkıcı olurdu.If it were not for books, life would be boring.
Eğer herhangi bir sıkıntın olursa, benden yardım iste.If you have any difficulty, ask me for help.
Başarılı olacaksanız sıkı çalışmalısınız.You must work hard if you are to succeed.
Sınavında başarılı olacaksan, sıkı çalışmalısın.If you are to succeed in the exam, you must study hard.
Bir sıkıntın olursa bana gelmekten çekinme.If you should have any trouble, don't hesitate to come to me.
Spor olmasa okul hayatı ne kadar sıkıcı olurdu!If it were not for sports, how dull school life would be!
Biraz daha bilgelikle, o, sıkıntı içinde olmazdı.With a little more wisdom, he would not have got in trouble.
Biraz daha erken çıksalar, trafik sıkışıklığını atlatırlar.Had they left a little earlier, they would have avoided the traffic jam.
Meg bazen Ken'i sıkıyor.Meg sometimes annoys Ken.
Mary oyundan sıkılmış gibi görünüyor.Mary seems to be bored with the game.
Sıkıntılı günlere karşı biraz para biriktirmelisiniz.You should save some money against a rainy day.
Sıkıntılı bir gün için bir şey saklayın.Keep something for a rainy day.
Paul bu günlerde çok sıkı çalışıyor.Paul studies very hard these days.
Yatakta sigara içmeyi yasaklayan çok sıkı bir kural var.There is a very strict rule forbidding smoking in bed.
Beth çok sıkı çalışmak zorunda kaldı, ve şimdi o aç ve bitkin.Beth had to work very hard, and now she is hungry and exhausted.
Bill yeterince sıkı çalışmadı ve bu yüzden başarısız oldu.Bill didn't work hard enough and so he failed.
Trafik sıkışıklığı nedeniyle otobüs geç kalmıştı.The bus was late because of the traffic jam.
Niçin sıkı çalışıyorum?Why am I working hard?
Niçin bu kadar sıkı çalışıyorsun?Why do you study so hard?
Her ne kadar sıkı denesen de onu bir gün içinde bitiremezsin.However hard you try, you can't finish it in a day.
Görünüşe bakılırsa, onlar sıkı çalışmıyor.To all appearance, they don't study hard.
Kapıda parmağımı sıkıştırdım.I caught my finger in the door.
Tenis raketini sıkıca kavradı.He gripped the tennis racket tightly.
Yapabildiğiniz kadar sıkı çalışın.Study as hard as you can.
Ben sıkıcı oyundan usanıyorum.I'm getting tired of the dull game.
Onlar biraz sıkı.They're a little tight.
Ne kadar sıkı çalışırsan çalış, bir sene veya civarında İngilizcede uzmanlaşamazsın.However hard you may study, you can't master English in a year or so.
Uçurtma ağaçta sıkıştı.The kite got caught in the tree.
Şehir merkezinde trafik sıkışıklığı var.Traffic downtown is all backed up.
Lastikte sıkışmış bir çivi bulduk.We found a nail stuck in the tire.
Çoğu öğrenci sıkı çalışır.Most students study hard.
Çoğu sporlarda en sıkı çalışma yapan takım genellikle eve ekmek parasını getirir.In most sports the team that practice hardest usually brings home the bacon.
Bir diyete sıkı sıkıya sarılmadıkça, çok az zayıf kalma şansı vardır.There's little chance of keeping slim, unless you stick to a diet.
Ağır bir trafik sıkışıklığı beklememiştim.I hadn't bargained on such a heavy traffic jam.
Bu kadar sıkı çalışmanın manası ne?What's the sense of working so hard?
Öylesine sıkıcı bir konuşmaydı ki uyuyakaldım.It was such a boring speech that I fell asleep.
O, can sıkıcı bir soru.It's an embarrassing question.
Utangaç erkek çocuğu onun varlığında tamamen sıkıldı.The shy boy was utterly embarrassed in her presence.
Bölge su sıkıntısı içinde.The district is short of water.
Küçük çocuk caddeyi geçerken annesinin elini sıkıca tuttu.The little boy held his mother's hand firmly when crossing the street.
Dramanın ikinci yarısı biraz sıkıcıydı.The latter half of the drama was a little dull.
O zaman paraca sıkıntı çekiyorduk.We were all running short of money then.

İlgili Sayfalar