Ana içeriğe geç
Sözlük

sığma ile cümle

sığma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Taraf. ^ "İki dil bir bavula sığmalı".Udlægningen sker idet to mand bærer kufferten imellem sig.
Yani Tanrı'nın oğlunun ölmesi o kadar saçmadır ki bu mantığa sığmaz, ancak inanca dayanabilir.)Mod gnostikerne argumenterede han med paradokser: "Guds søn er død; det er troværdigt, fordi det er tåbeligt.
Amacı her gün daha da büyüyen üniversitenin artık Beyazıt ve Vezneciler'e sığmamasıdır.Så det ødelagte "bjerg" ikke efterlader sig flere brødre og venner !
2010'da "Biyografisine sığmayan kadın: Hâlide Edib" başlıklı eseri yayımlandı.2010年、拘束事件の経験に基づいた彼女の著書『The World Is Bigger Now』が出版された。
Taraf. ^ "İki dil bir bavula sığmalı".두 언어는 동등한 지위를 갖는다."라고 규정하고 있다.
Ahular o kadar güzel işlenmişlerdir ki yontma taş plakalarının arasına bıçak sırtı bile sığmaz.Mnogi stiki so tako popolni, da med kamne ne gre niti nož.
Taraf. ^ "İki dil bir bavula sığmalı".Tuvaliečių kalba skirstoma į du dialektus.
"Göğüne Sığmayan Bulut".Tamsos ženklas švietė danguje.
2010'da "Biyografisine sığmayan kadın: Hâlide Edib" başlıklı eseri yayımlandı.2010 m. pasirodė dar vienas biografinis filmas „A woman like that“ („Kaip šioji moteris“).
Akla, mantığa sığmayan bir aşk.Algum tipo de... ...amor sem explicação.
Akla, mantığa sığmayan bir aşk.Algún tipo de... amor contraintuitivo.
Akla, mantığa sığmayan bir aşk.Comme une sorte... d'amour qui va contre I'intuition.
Akla, mantığa sığmayan bir aşk.Een soort van allesoverheersende liefde.
Akla, mantığa sığmayan bir aşk.Un fel de... dragoste intuitivă opusă.
Akla, mantığa sığmayan bir aşk.Valamilyen... nem ösztönös szerelemre.
Akla, mantığa sığmayan bir aşk.ملاقاة حب فاتن
Ama bugün, bedenim demeçlere ve kelime sınırlarına sığmak zorunda olan, TV'de yayınlanmış bir katliamdı.Ma oggi oggi, il mio corpo era un massacro in TV che doveva rientrare nei limiti del servizio e delle parole.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.Contudo, vemos níveis excessivos de morte, de incapacidades que podiam ser evitados.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.Eppure assistiamo a livelli eccessivi di decessi, di lesioni permanenti, che potrebbero essere evitati.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.Et pourtant, nous voyons des niveaux impensables de morts, d'handicapes, qui pourraient être évités.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.그럼에도 이분야에서는 피할수 없는 사망과 장애 사고가 발생합니다.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.Mimo to wciąż widzimy zbyt wysoki poziom śmiertelności i okaleczenia, których można uniknąć.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.Og stadigvæk ser vi disse uforståelige niveauer af dødsfald, bivirkninger som kunne være undgået.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.Thế nhưng chúng ta thấy mức độ tử vong, khuyết tật quá cao là điều có thể tránh được.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.Toch zien we buitensporige niveaus van overlijdens en handicaps die konden worden vermeden.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.Totuși, avem rate crescute de decese, dizabilități care ar fi putut fi evitate.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.Und doch sehen wir unverschämt hohe Vorkommen von Tod oder Behinderung, die vermieden werden könnten.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.Y sin embargo, vemos niveles inconcebibles de muerte o discapacidad que podrían evitarse.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.Все пак, виждаме прекалено високи нива на смъртност и инвалидност, които биха могли да бъдат избегнати.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.И мы всё ещё сталкиваемся с вопиющим количеством смертей, инвалидностей, которых можно было бы избежать.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.ועדיין יש לנו רמות לא-מוסריות של תמותה, של נכות, שניתן היה למנוע.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.ومع ذلك نرى مستويات الضمير الوفاة والعجز التي يمكن تجنبها.
Ama yine de vicdana sığmaz seviyelerde önlenebilecek ölüm ve sakatlık görüyoruz.避けられたはずの 死亡や障害が 発生しています そこで他の ハイリスクな業界に
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Denn im moment sind Pixel auf rechteckige Maschinen beschränkt, die in unsere Taschen passen.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Fordi pixler er faktisk, lige nu, begrænset til disse firkantede apparater der passer i vores lomme.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Hiszen jelenleg a pixelek ezekbe a négyszögletes, zsebméretű szerkezetekbe vannak bezárva.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Karena pixel, saat ini, terkurung dalam monitor seukuran saku kita.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.지금의 디지털 화소는 주머니에 들어갈 정도로 작게 나오고 있기 때문에 그런 것이 가능합니다.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Perché i pixel, al momento, sono confinati dentro questi dispositivi rettangolari che ci stanno nelle tasche.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Porque os pixels, neste momento, estão limitados a estes dispositivos retangulares que cabem no bolso.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Teraz piksele zamknięte są w kanciastych urządzeniach w naszej kieszeni.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Vì các điểm ảnh (pixel) bị giới hạn trong các thiết bị hình chữ nhật này để vừa với túi quần chúng ta.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Všechny pixely jsou ve skutečnosti uvězněny v těchto hranatých krabičkách, do kapsy.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Want pixels zijn vandaag beperkt tot rechthoekige dingen die in onze broekzak passen.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Пикселы сегодня заключены в различные прямоугольные устройства, вмещающиеся в карман.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.כי פיקסלים נעולים כבר כעת ממש בתוך ההתקנים המלבניים הללו המותאמים לכיסים שלנו.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.لأن البكسلز،حالياً محصورة في هذه الأجهزة المستطيلة التي تناسب حجم جيبك.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.収められています 日常生活の世界へ
Bazı boyutlar ölçülebilir veya akla sığmayacak derecede büyük ve geniş bir yığını işaret ediyor.宇宙が有限として、ちょっと想像してみて。
Ben de kendi durumumda, hayatımda ilişkiler yaşadım. Bir şekilde onlara sığmadım, hep büyüdüm.V mojem primeru, v svojih odnosih v mojem življenju, sem opazil, da sem jih vedno prerasel, vedno prerasel.
Beş bin kışı sığmaz zaten... Tamamdır, sonuçta biraz ses çıkarmak istiyoruzVijf duizend kunnen er niet in.... het is al goed, get gaat erom herrie te maken
Bir şekilde onlara sığmadım, hep büyüdüm.J'ai toujours le sentiment de grandir plus vite qu'elles, de devenir plus grand...
Bir şekilde onlara sığmadım, hep büyüdüm.תמיד נראה שגדלתי מהן, תמיד הייתה גדילה.
Bugün, bedenim demeçlere ve kelime sınırlarına sığmak zorunda olan, TV'de yayınlanmış bir katliamdı.Oggi, il mio corpo era un massacro in TV che doveva rientrare nei limiti del servizio e delle parole.
Bunlar geeklerin ve ineklerin prototipleri idi. Enstitü'ye sığmadılar.Voici les prototypes du geek, les premiers nerds.
Bunu görmeden önce üç metre uzunluğunda bir direğin cebinize sığmayacağını varsayardık.무엇이 가능한지에 대한 이해를 바꾸었기 때문이죠. 보기 전에는 저희는 10피트짜리 기둥은 주머니 안에 들어갈 수 없다 생각했을 것입니다.
Bunu görmeden önce üç metre uzunluğunda bir direğin cebinize sığmayacağını varsayardık.Antes de ver esto, habríamos creído que un palo de 3 metros no cabía en un bolsillo.
Bunu görmeden önce üç metre uzunluğunda bir direğin cebinize sığmayacağını varsayardık.Avant de voir cela, nous supposions qu'une perche de 3 mètres de long ne pouvait pas tenir dans votre poche.
Bunu görmeden önce üç metre uzunluğunda bir direğin cebinize sığmayacağını varsayardık.Înainte de a le vedea, am presupus că o prăjină de 3 metri nu ar putea intra într-un buzunar.
Bunu görmeden önce üç metre uzunluğunda bir direğin cebinize sığmayacağını varsayardık.Prima di questa visione, avremmo pensato che un palo di 3 metri non poteva stare in una tasca.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod