Evsiz, serin sağanaktan korunmak için sığınak aradı.The homeless sought shelter from the chilly shower.
Arkadaşımın şemsiyesinin altına sığındım.I took shelter under my friend's umbrella.
Şehirde birkaç nükleer bomba sığınağı var.There are a few nuclear bomb shelters in the city.
Yağmurdan buraya sığınalım.Let's shelter here from the rain.
Biz yağmurdan dolayı bir ağacın altında sığındık.We took shelter from the rain under a tree.
İnsanlar kendilerini korumak için sığınaklar tasarladı.People devised shelters in order to protect themselves.
Elçilik, yabancı mültecilere siyasi sığınmayı reddetti.The embassy denied political asylum to foreign refugees.
Büyük bir ağacın arkasına sığındık.We took refuge behind a big tree.
O, yağmurdan dolayı sığınak aradı.He sought shelter from the rain.
O ne zaman başı derde girse kız kardeşinin yardımına sığınır.When he is in trouble, he always turns to his sister for help.
Yağmurdan dolayı sığınak aradılar.They sought shelter from the rain.
Asker sipere sığındı.The soldier took shelter in the foxhole.
Ben bir ağacın altına sığınmak zorunda kaldım.I had to take shelter under a tree.
Bir ağacın altına sığındık.We took shelter under a tree.
Fırtına yüzünden yakındaki bir ahıra sığındık.We took refuge from the storm in a nearby barn.
Atalarım siyasi sığınma bulmayı ümit etmişlerdi.My ancestors hoped to find political asylum.
Her yıl binlerce kişi siyasi sığınma için başvuruyor.Thousands of people apply for political asylum each year.
Onlar siyasi sığınma aldıktan sonra vatandaş oldu.They became citizens after receiving political asylum.
Sığınma için acil bir ihtiyaç vardır.There is an urgent need for shelter.
Tom ve Mary hava saldırısı sığınağına koştu.Tom and Mary ran into the air-raid shelter.
Tom'un sığınacağı başka kimsesi yoktu.Tom had no one else to turn to.
Vatanseverlik bir hainin son sığınağıdır.Patriotism is the last refuge of a scoundrel.
Tom sığınma talep etti.Tom has requested asylum.
Yağmur yağmaya başladı, bu yüzden arkadaşımın şemsiyesinin altına sığındım.It started raining, so I took shelter under my friend's umbrella.
O hiç sığınacak yer bulamadı.He couldn't find any refuge.
Onlar yağmurdan sığınmak için bir yer aradı.They looked for a place to take shelter from the rain.
Tom sığınağa indi.Tom went down into the bomb shelter.
Tom evsiz sığınağında.Tom has been at a homeless shelter.
Tom evsiz sığınağında kalıyor.Tom has been staying at a homeless shelter.
Cep telefonları hava saldırısı sığınağında çalışmaz.Cellphones do not work in the air-raid shelter.
Tom yağmurdan korunmak için sığınak aradı.Tom sought shelter from the rain.
Sığınacak yer ara.Run for cover.
Sığınma için başvurabilir miyim?May I apply for asylum?
Tom sığınma için başvurdu.Tom applied for asylum.
Siyasi sığınma istiyorum.I want political asylum.
Siyasi sığınma talep ediyorum.I'm requesting political asylum.
Siyasi sığınma talep ettim.I've requested political asylum.
Siyasi sığınmaya ihtiyacım var.I need political asylum.
Tom bir ahşap kulübeye sığındı.Tom took shelter in a log cabin.
O, sığınağa geri koştu.He rushed back to the bunker.
De ki, ben insanlığın Rab'bine sığınırım.Say, I seek refuge in the Lord of mankind.
Türkiye dünyanın en büyük sığınmacı nüfusuna sahiptir.Turkey has the world's largest refugee population.
Almanya bu yıl yaklaşık bir buçuk milyon sığınmacı bekliyor.Germany is expecting about 1.5 million asylum seekers this year.
Delileri sığınağa aldık.The lunatics have taken over the asylum.
Tom sığınma aramıyor.Tom isn't seeking asylum.
Şiddet, beceriksizin son sığınağıdır.Violence is the last refuge of the incompetent.
Tom bir süre evsizler sığınağında yaşadı.Tom lived in a homeless shelter for a while.
Maymun kendini sığınağın içine kilitledi.The monkey locked himself in the bunker.
Ahtapotlar, portatif sığınakları olarak hindistan cevizi kabuklarını kullanır.Octopuses use coconut shells as portable shelters.
Leyla anne ve babasının evine sığındı.Layla took refuge at her parents' house.
Tom bir yaban hayatı sığınma evi yaratmak için mülkünü bağışladı.Tom donated his estate to create a wildlife sanctuary.
Bir ağacın altına sığındım.I took shelter under a tree.
Tom, Almanya'ya siyasi sığınma başvurusunda bulundu.Tom applied for political asylum in Germany.
Sığınmacı kampları aşırı kalabalık.The refugee camps are overcrowded.
Affınıza sığınıyorum. Sözlerimi geri alıyorum.I ask for your forgiveness. I take my words back.
Karl bir yeraltı sığınağında hayatta kaldı.Karl survived in an underground bunker.
15 Mayıs'ta İngilizler teslim oldu ve siyasi sığınma hakkı talep etti.He surrendered to the British on 15 May and demanded political asylum.
65 - Brithombar Sığınakları ve Eglarest güçlendirilir; Barad Nimras Kulesi inşa edilir.65: The havens of Brithombar and Eglarest are fortified; the Tower of Barad Nimras is built.
2015 itibarıyla Karadağ'da 6.600 Kosovalı Sırp sığınmacı vardır.As of 2015, there are at least 6,600 Kosovo Serb refugees in Montenegro.
Ayrıca Tuamasaga halkı tarafından sığınak olarak kullanılmışlardır.They were also used as a place of refuge by the people of Tuamasaga.