sürmeye ile cümle

sürmeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İtalya'da çok sayıda suça karışacağı bir bir yaşam sürmeye başlar.Imediatamente começam uma série de concertos agora abrangendo uma maior parte da Itália .
Sıkıntılıyken bisiklet sürmeye gider.Depois, ao sair de bicicleta, atropela o reitor.
Bunlar arasında bir barış havası sürmeye başladı.Mas esta pacífica existência está chegando ao fim.
Jonathan da Charlie ile bisiklet sürmeye karar verdi.Jean gaat met zijn fiets gaan eten.
Birkaç tane kaldı, fakat onların sürmeyeceği açıktı.Er bleven nog wel een aantal linies over maar het was duidelijk dat ze niet blijvend waren.
Bu sayede hayatı değişti ve lüks içinde dinle alakası olmayan bir yaşam sürmeye başladı.Daarna kwam er een leven waarin hij moest wennen aan de afwezigheid van roem.
Ancak azmiyle bisiklet sürmeye devam etmiştir.Hij bleef actief op de fiets.
Birkaç tane kaldı, fakat onların sürmeyeceği açıktı.Istniało jeszcze kilka z nich, ale było rzeczą oczywistą, że nie utrzymają się.
Aile üyeleri yeni kimliklerini benimserler ve normal bir hayat sürmeye çalışırlar.Rodzina przyjmuje nową tożsamość i próbuje prowadzić normalne życie.
Roma Senatosu ise kuvvetleri savaşa sürmeye henüz karar vermiştir.Rzymianie, nie czekając na decyzję senatu, zaczęli prowadzić przygotowania wojenne.
Bir versiyonda, elçiye “elinden ne beklemeleri gerektiğini öğrenmelerinin çok uzun sürmeyeceğini” söyler.Jeśli nie, to trudno mieć gwarancję, jak długo będziesz żył."
Bence biliyorlar fakat onlara bir mektup yazmak istiyorum ve sonsuza kadar sürmeyeceğini söylemek istiyorum.Piszę do Was, nie do druku, mam nadzieję, że mój list nigdy nie będzie wydrukowany.
12 yaşına geldiğinde babasının arabasını ve kamyonunu sürmeye başlamıştı.Z kolei gdy miał 12 lat dostał od ojca swój pierwszy samochód.
Kadın adamı geçince, adam da atını sürmeye başlar.Kiedy otrzymała kucyka, rozpoczęła się jej miłość do koni.
Bu üç dakikadan daha fazla sürmeyecek.To nie zajmie więcej niż trzy minuty.
Ben karda araba sürmeye alışkın değilim.Nie jestem przyzywczajony do jazdy samochodem w śniegu.
Birkaç tane kaldı, fakat onların sürmeyeceği açıktı.Flera återstod men det var uppenbart att de inte skulle hålla.
Ama beni üzen şey her neyse, çok sürmeyeceğini bilirim.Vår förlust känner jag ännu icke; men så mycket vet jag, att den är obetydlig.
Sıkıntılıyken bisiklet sürmeye gider.Det är farligt att cykla.
Bence biliyorlar fakat onlara bir mektup yazmak istiyorum ve sonsuza kadar sürmeyeceğini söylemek istiyorum.De bekantar sig och hon lovar skriva, men breven kommer aldrig.
Yavuz, uzun sürmeyen bir onarımın ardından tekrar denize açıldı.Nadir återvänder efter en lång tids bortavaro.
Bu sayede hayatı değişti ve lüks içinde dinle alakası olmayan bir yaşam sürmeye başladı.Låten handlar om att våga gå vidare efter en relation som inte fungerat.
Roma Senatosu ise kuvvetleri savaşa sürmeye henüz karar vermiştir.Втім римський сенат вирішив продовжити війну.
Buna rağmen Roma Yunanistan'a etkisi halen sürmeye devam etti.Риму вдалося укріпити свій вплив в Греції.
Sıkıntılıyken bisiklet sürmeye gider.Закінчивши біг, він сідав на велосипед.
Ancak, bu kabuğuna çekilme hali çok uzun sürmeyecektir.Адже довго тримати того взаперті не вийде.
İmparatorluk içerisinde soylular, kendi mülklerinde birer prens gibi hüküm sürmeye başladılar.Новгородці змінювали тоді своїх святителів так часто, як князів.
Şişman Karl bu tarihten sonra İtalya' Kralı olarak hüküm sürmeye başladı.В цьому ж році новим королем Італії став Карл.
Bir hayalet, bir vampir ve bir kurt adam olmalarına rağmen, normal bir hayat sürmeye çalışmaktadırlar.Duch, upír a vlkodlak snažící se žít jako normální lidé.
Süt dişleri altı aylıkken sürmeye başlayıp iki yaşına kadar devam eder.Ten je nosí a stará se o ně až do půl roku věku.
Bence biliyorlar fakat onlara bir mektup yazmak istiyorum ve sonsuza kadar sürmeyeceğini söylemek istiyorum.To já, když napíšu, že napíšu, tak napíšu a nepíšu, že napíšu, když nenapíšu.
Bir hayalet, bir vampir ve bir kurt adam olmalarına rağmen, normal bir hayat sürmeye çalışmaktadırlar.O fantomă, un vârcolac și un vampir încearcă să trăiască o viață socială normală.
Böyle sürmeye devam ederse o, günlerden bir gün kaza geçirecek.Dacă continuă să conducă așa, într-una din zile va face accident.
Roma Senatosu ise kuvvetleri savaşa sürmeye henüz karar vermiştir.Mindezek után a római szenátus elhatározta magát a háború mellett.
IBM POWERPC tabanlı yapılmış olan masaüstüleri piyasaya sürmeye hazırdı.Az IBM sosem dobott piacra PowerPC alapú asztali gépet.
İşten birazcık geç çıksa da yine de hava alanına ulaşması fazla uzun sürmeyecekdir.Jos kaikki sujuu hyvin, tämä työvaihe ei kestä kovin kauan.
690 yılında hüküm sürmeye başladı.Pian vuoden 1690 päätöksiin alettiin tehdä heikennyksiä.
Ancak azmiyle bisiklet sürmeye devam etmiştir.Ξεκίνησε να οδηγεί μοτοσικλέτες αγώνων από πολύ μικρός.
Ancak, bu kabuğuna çekilme hali çok uzun sürmeyecektir.Με ήπιο καιρό η αποβίβαση εκεί δεν είναι πολύ δύσκολη.
Ancak azmiyle bisiklet sürmeye devam etmiştir.Tilsyneladende ikke for at cykle.
Ancak, bu kabuğuna çekilme hali çok uzun sürmeyecektir.Det holder dens ryg ikke til i længden.
1523'te İsveç Kalmar Birliği'nden ayrıldı ve kendi hükümdarı İsveç'te hüküm sürmeye başladı.Kalmarunionen ophørte at eksistere 1523, da Sverige valgte sin egen konge.
Sadece sürmeye devam et.Bare fortsæt med at køre.
Tom araba sürmeye başladı.Tom begyndte at køre.
Lejyonlar Helvetleri iki tepe arasında bulunan ovadan geri sürmeye devam ettiler.Dalam lanjutan kehidupan di akhirat, muncul dua kondisi yang akan dihadapi, yaitu surga dan neraka.
Roma Senatosu ise kuvvetleri savaşa sürmeye henüz karar vermiştir.Komandan Romawi tetap memilih perang.
Bugün varlığı sürmeyen pek çok boyun da Vaynah olarak adlandırıldığı sanılır.Meski demikian, saat ini sudah tidak ada lagi masyarakat Sahu yang menggelarnya berhari-hari seperti itu.
Lejyonlar Helvetleri iki tepe arasında bulunan ovadan geri sürmeye devam ettiler.搭載艦は「阿座化(あざか)」と「火美猛(かみたけ)」の2艇。
Roma Senatosu ise kuvvetleri savaşa sürmeye henüz karar vermiştir.ローマの元老院は戦争継続を決定した。
Ancak, bu kabuğuna çekilme hali çok uzun sürmeyecektir.この邃が図るところだと、長くは持たないでしょう。
690 yılında hüküm sürmeye başladı.690年に逝去。
Bence biliyorlar fakat onlara bir mektup yazmak istiyorum ve sonsuza kadar sürmeyeceğini söylemek istiyorum.そうなんだ、そう乗るテもあるんだ、と思ったけど、それを言うわけにもいかないし、聞いてくれる人もいない。
Ancak azmiyle bisiklet sürmeye devam etmiştir.自転車を漕ぐのが凄く早い。
Kadın adamı geçince, adam da atını sürmeye başlar.男は承諾し、主人は馬に乗って旅に出発した。
Lejyonlar Helvetleri iki tepe arasında bulunan ovadan geri sürmeye devam ettiler.但兩論皆以火獄的無間地獄為最苦。
Şimdi onsuz daha normal bir hayat sürmeye çalışacaktır.他就不会过一种正常人的生活。
Ama beni üzen şey her neyse, çok sürmeyeceğini bilirim.你在做访问,所以不管如何我真的非常惊讶。
Şimdi onsuz daha normal bir hayat sürmeye çalışacaktır.오늘도 평범한 인생을 살아가는 당신에게 예고 없이 죽음이 닥쳐온다면?
Sıkıntılıyken bisiklet sürmeye gider.가고시마까지 자전거를 타고 가자는 것.
Bir hayalet, bir vampir ve bir kurt adam olmalarına rağmen, normal bir hayat sürmeye çalışmaktadırlar.ערפד, רוח רפאים ואיש זאב שגרים יחד בדירה אחת ומנסים להיות אנשים רגילים עם חיים רגילים.
İlgili Sayfalar