sürmeye ile cümle

sürmeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.There was one object that I could not get my hands on, and that was the 1947 Cheval Blanc.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.So, I'd about given up trying to get my hands on one of these.
Demiş ki, "Burada bekle, döneceğiz, uzun sürmeyecek." ve onu orada bırakıp annesi ile ayrılmışlar.We'll be back; we won't be very long," and they went and left her.
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."Manal al-Sharif faces charges of disturbing public order and inciting women to drive."
"Öyleyse sence bu kadınlar ne zaman araba sürmeye başlayacak?""So when do you think this women driving will happen?"
Şimdi hilekarlık bitki krallığında hüküm sürmeye devam ediyor.Now deceit carries on through the plant kingdom.
İlk kez bir golf arabasını sürmeye çalışıyor.This is her first time to try to drive a golf cart.
Sen ve senin gibilerin ortalıkta olmanız uzun sürmeyecek.People like you and your kind won't be around much longer.
35 yıl sürmeyeceğini düşünmeyi yeğleriz.And we'd like to think it's not going to take 35 years.
Ki, hatta, büyük bir olasılıkla sürmeyecek deçAnd in fact, it probably won't.
Sürüp sürmeyeceğini bilmedikleri bir ilişkiye yatırım yapmaya gönüllüydüler.They're willing to invest in a relationship that may or may not work out.
Şimdi ona elini sürmeye korkuyorsun.Now you dread laying your hands on her.
Ama farkına vardım ki, dünya o kadar uzun sürmeyecek. Geçenlerde bir adam soruyordu,But I just found out the world ain't going to last that long, this guy was telling us the other day.
Bu bildiğin sürmeye benzemez.It's not sitting behind someone.
‹‹Kimse babasının karısını almayacak, babasının evlilik yatağına leke sürmeyecektir.››A man shall not take his father's wife, and shall not uncover his father's skirt.
Yediğinden artakalan olmadı, Bu yüzden bolluğu uzun sürmeyecek.There was nothing left that he didn't devour, therefore his prosperity shall not endure.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.For God called us not for uncleanness, but in sanctification.
Sizi topraktan O meydana getirdi. Sizi orada ömür sürmeye O memur etti.It is He who raised you from the earth and settled you upon it.
Bunun sonbahardaki seçime değin sürüp sürmeyeceğiyse belirsizliğini koruyor.Still unclear is whether it will survive the autumn election.
Naifçe, savaşın uzun sürmeyeceğini ve yakında hepsinin sona ereceğini düşünürdük.Naively, we thought that the war wouldn't last long and that soon all would be over.
Ancak işlerin bu şekilde sürüp sürmeyeceği önümüzdeki aylarda belli olacak.However, whether things will continue this way remains to be seen in the coming months.
Kadın adamı geçince, adam da atını sürmeye başlar.When the young woman passes the young man, he may start his horse galloping.
Adem ve Havva karakterleri ise bir arabaya binip ülke dışına sürmeye başlıyorlar.Well, give me time. I'll explain. Have you seen a Kansas sunset, or an Arizona rain?").
Süt dişleri altı aylıkken sürmeye başlayıp iki yaşına kadar devam eder.Primary teeth erupt into the mouth from around six months until two years of age.
İnsanlarda, üçüncü azı dişi, yirmi yaş dişi de denir, ve bazen sürmeyebilir.In humans, the third molar is known as the wisdom tooth, whether or not it has erupted.[13]
Yazarlar bağımsız bir Litvanya ulus-devletini öne sürmeye başladılar.The authors started to think about an independent Lithuanian nation-state.
Savaş sonrası yılların seçim kazanımları uzun sürmeyecekti.The electoral gains of the post-war years would not last long.
Üçü daha sonra çok uzun sürmeyen süreçte şarkıyı bitirmek için stüdyoya girdiler.The three of them then got into the studio to finish the song, which didn't take very long.
Jin-hong, 7 yıl önce annesini öldüren suçlunun izini sürmeye kararlı bir savcıdır.Jin-hong is a prosecutor who is bent on tracking down the culprit who killed his mother 7 years ago.
Kleitos ve Glaukias, muhtemelen Makedonya'ya bağlı vasal krallar olarak hüküm sürmeye devam ettiler.Cleitus and Glaucias continued to rule, probably as vassal kings under Macedonia.
Onun tekrar gelmesi uzun sürmeyecek.Es wird nicht lange dauern, bis sie wiederkommt.
Lejyonlar Helvetleri iki tepe arasında bulunan ovadan geri sürmeye devam ettiler.So kehrt er zweimal in diese Hölle zurück.
Aile üyeleri yeni kimliklerini benimserler ve normal bir hayat sürmeye çalışırlar.Sie versuchen, neue Freunde zu finden und ein normales Leben zu führen.
Şişman Karl bu tarihten sonra İtalya' Kralı olarak hüküm sürmeye başladı.In diesem Umfeld wollte Liutprand König ganz Italiens werden.
Ancak azmiyle bisiklet sürmeye devam etmiştir.Meistens war er dabei mit dem Fahrrad unterwegs.
Bundan pişman olması çok uzun sürmeyecek.Ce ne sera pas long avant qu'elle ne le regrette.
Şimdi onsuz daha normal bir hayat sürmeye çalışacaktır.Il essaie de reprendre une vie normale, sans y arriver.
Ancak azmiyle bisiklet sürmeye devam etmiştir.Elle suit de près seulement pour le trouver sur un petit vélo.
Lejyonlar Helvetleri iki tepe arasında bulunan ovadan geri sürmeye devam ettiler.En dessous, deux linteaux présentent deux scènes différentes : l'Enfer et, au-dessus, le Paradis.
1523'te İsveç Kalmar Birliği'nden ayrıldı ve kendi hükümdarı İsveç'te hüküm sürmeye başladı.En 1523, avec la fin de l'union de Kalmar, le château redevint suédois.
12 yaşına geldiğinde babasının arabasını ve kamyonunu sürmeye başlamıştı.À 12 ans, il apprend à conduire la voiture familiale et les camions de l'épicerie de son père.
15 Aralık'tan itibaren kış hüküm sürmeye başlar.15 décembre La vague de froid débute.
Eğer yağmur yağmazsa bisiklet sürmeye gidebilirsin.Si no llueve, puedes montar en bicicleta.
Tom bana yarın yağmur yağmasa Mary ile birlikte bisiklet sürmeye gideceğini söyledi.Tom me ha dicho que si mañana no llueve, se irá a montar en bicicleta con Mary.
Sürmeye devam et.Sigue conduciendo.
Tom araba sürmeye başladı.Tom empezó a conducir.
Bir versiyonda, elçiye “elinden ne beklemeleri gerektiğini öğrenmelerinin çok uzun sürmeyeceğini” söyler.Tal como él dice: "es algo que no descubres hasta más tarde".
Ama beni üzen şey her neyse, çok sürmeyeceğini bilirim.R- No, lo que pasa es que nos sorprende más.
Bu sayede hayatı değişti ve lüks içinde dinle alakası olmayan bir yaşam sürmeye başladı.Ahora mi vida ha cambiado, sin razón aparente.
Bunun üzerine Cephe komutanlığı, ihtiyat birliklerini savaşa sürmeye karar verdi.Luego ordenó a sus tropas desplegarse en la zona defensiva.
UTP 1990'dan itibaren sadece erkek tenis grubu için hüküm sürmeye başlamıştır.L'ATP divenne l'unico organo di governo del tennis maschile a partire dal 1990.
Fakat çok sürmeyecektir.Ma durerà poco.
Ancak bu çok fazla sürmeyecekti.La cosa non sarebbe durata però a lungo.
Aile üyeleri yeni kimliklerini benimserler ve normal bir hayat sürmeye çalışırlar.Семья приобретает новые паспорта и пытается вести нормальную жизнь.
Buna rağmen Roma Yunanistan'a etkisi halen sürmeye devam etti.Риму удалось укрепить своё влияние в Греции.
Sıkıntılıyken bisiklet sürmeye gider.Быстро научился ездить на велосипеде.
Ancak azmiyle bisiklet sürmeye devam etmiştir.وهو لم يركب إلا دراجة واحدة.
Hızlı bir şekilde metal işlerine ve at sürmeye alışmışlardır.تأقلموا على استخدام الحصان بسرعة.
Aile üyeleri yeni kimliklerini benimserler ve normal bir hayat sürmeye çalışırlar.Eles tentam esconder a sua verdadeira identidade, tentam fingir que são uma família normal.
Buna rağmen Roma Yunanistan'a etkisi halen sürmeye devam etti.Em sua opinião, Roma deveria ter continuado.
İlgili Sayfalar