Sahil boyunca araba sürmek harika.Driving along the coast is wonderful.
İçki içmek ve araba sürmek tehlikeli olabilir.Drinking and driving can be dangerous.
O, Wripple'ın köşesine yakın yaşıyor, bu yüzden o her gün araba sürmektedir.She lives near the edge of Wripple, so she drives in every day.
Artık mutsuz bir hayat sürmek istemiyorum.I don't want to lead a dog's life any more.
Düzgün bir yolda sürmek güzel.It's nice to drive on a smooth road.
O kadar hızlı araba sürmek tehlikelidir.It is dangerous to drive so fast.
Çok hızlı araba sürmek tehlikelidir.Driving too fast is dangerous.
Konuşman için alışılmamış bir konu ileri sürmek zorunda değilsin.You don't have to come up with an unusual topic for your speech.
Konuşman için tuhaf bir konu ileri sürmek zorunda değilsin.You don't have to come up with an unusual topic for your speech.
Bu yolda araba sürmek için para ödemeliyiz.We must pay a toll to drive on this road.
O kar fırtınasında araba sürmek bir kabustu.Driving through that snowstorm was a nightmare.
Bu arabayı sürmek kolaydır.This car is easy to drive.
Araba sürmek istiyorum.I want to drive.
Yeni otobanda araba sürmekten zevk aldım.I enjoyed driving on the new highway.
Yol boyunca yavaş sürmek zorunda kaldık.We had to drive slowly all the way.
Araba sürmek çok eğlencelidir.Driving a car is a lot of fun.
Bir araba sürmek için bir ehliyete sahip olmak gereklidir.It is necessary to have a license to drive a car.
Arabayı dikkatli sürmek önemlidir.It is important to drive carefully.
Yeni otoban boyunca araba sürmek hoşumuza gitti.We enjoyed driving along the new expressway.
Dikkatli sürmek kazaları önler.Careful driving prevents accidents.
İstatistikler bu şehrin nüfusunun beş yıl içinde iki katına çıkacağını öne sürmektedir.Statistics suggest that the population of this town will double in five years.
O, bir araba sürmek için yeterince yaşlıdır.He is old enough to drive a car.
O, araba sürmek için yeterince yaşlıdır.He is old enough to drive.
Araba sürmek için bir ehliyete ihtiyacın var.You need a license to drive a car.
Bir araba sürmek için, bir ehliyete ihtiyacın var.To drive a car, you need a license.
Hayat bisiklet sürmek gibidir. Dengede kalmak için hareket etmeye devam etmelisin.Life is like riding a bicycle. To keep your balance you must keep moving.
Dikkat edin! Sarhoşken araba sürmek tehlikelidir.Take care! It's dangerous to drive drunk.
Hız sınırından daha hızlı sürmek tehlikelidir.It's dangerous to drive faster than the speed limit.
Bir fırtına anında araba sürmek tehlikeli olabilir.Driving during a storm can be dangerous.
Tom geçimini sağlamak için bir kamyon sürmektedir.Tom drives a truck for a living.
Araba sürmek çocuklar içindir.Riding in the car is for kids.
Cennette hizmet etmektense, Cehennemde saltanat sürmek daha iyidir.Better to reign in Hell, than serve in Heaven.
Tom'un sarhoş araba sürmekten üç celbi olduğunu öğrendim.I found out that Tom now has three citations for drunken driving.
Tom'un sarhoşken araba sürmekten en az bir mahkumiyeti var.Tom has at least one conviction for drunken driving.
Tom sarhoşken araba sürmekten tutuklandı.Tom was arrested for drunken driving.
Tom Boston'da bir trafik kazasına karıştıktan sonra sarhoşken araba sürmekten suçlandı.Tom was charged with drunken driving after he was involved in a car accident in Boston.
Tom son dört yılda iki kez alkollü araba sürmekten mahkûm edildi.Tom has been convicted of drunken driving twice in the last four years.
Tom araba sürmek için yeterince yaşlıdır.Tom is old enough to drive.
Karanlıkta araba sürmek uçmak gibidir.Driving in the dark feels like flying!
Sarhoş araba sürmek ciddi bir sorundur.Drunk driving is a serious problem.
Tom araba sürmek istemediğini söyledi.Tom said that he didn't want to drive.
Tom buzlu yollarda araba sürmekten nefret ediyor.Tom hates driving on icy roads.
Tom'un sarhoşken araba sürmekten tutuklanması beni hiç şaşırtmadı.It didn't surprise me at all that Tom got arrested from drunken driving.
Hava sisli olduğunda Tom araba sürmekten nefret eder.Tom hates driving when it's foggy.
Her sabah araba sürmekten oldukça canım sıkılıyor.I'm getting pretty bored with driving every morning.
O, bir BMW sürmektedir.She drives a BMW.
Mary yaşamaya değer bir hayat sürmek istiyor.Mary wants to lead a life worth living.
Bu arabayı sürmek zorundayım.I have to drive this car.
Araba sürmek beni rahatlatıyor.Driving relaxes me.
Sürmek istemediğine emin misin?Are you sure you don't want to drive?
Tom'a araba sürmek isteyip istemediğini sordum.I asked Tom if he wanted to drive.
Araba sürmek istemiyorum.I don't want to drive.
Tom arabayı sürmek istedi.Tom wanted to drive the car.
Sen sürmek zorunda olacaksın.You'll have to drive.
Sürmek ister misin?Do you want to drive?
Tom açıkça araba sürmekten hoşlanır.Tom clearly enjoys driving.
Tom sarhoş araba sürmekten tutuklandı.Tom was arrested for drunk driving.
Araba sürmek için yeterince yaşlı mısın?Are you old enough to drive?
Araba sürmek için kimin sırası?Whose turn is it to drive?
Baba, sürmek için arabayı alabilir miyim?Dad, can I take the car out for a drive?