sürme ile cümle

sürme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak uzun sürmedi.لكنها لم تعمر طويلا.
Şimdiki araştırmalar periodontal ligamentlerin diş sürmesinde önemli bir rol aldığını gösteriyor.تشير الأبحاث الحالية إلى أن الأربطة الداعمة للسن تلعب دوراً مهماً في بزوغ الأسنان.
Ancak Karadeniz iklimi de yer yer hüküm sürmektedir.الأرض تضرب ويا اصحابها:أي دافع عن أرضك.
1921 yılından beri sürmektedir.الترشح في الانتخابات منذ 1921.
Ubıhların bu başarıları ne yazık ki uzun sürmedi.أُثبت أن نجاح الحمدانيون لم يدم طويلا.
Ancak bu görev çok da uzun sürmemiş, sadece 6 hafta takımın başında kalabilmiştir.يجب تجنب حمل أشياء ثقيلة لمدة 6 أسابيع من العملية.
Albüm toplamda 11 şarkıdan oluşmakta ve 54 dakika 59 saniye sürmektedir.وتتألف من 11 أغنية يصل المدة الكلية للأغاني 53 دقيقة و59 ثانية.
İlacın salınmasına kadar geçen değerlendirme safhası yaklaşık bir saat sürmektedir.استغرقت عملية التقييم وحتى إطلاق العقار حوالي الساعة لإتمامها.
Ancak bu fazla uzun sürmedi.ولكن لم يستمر هذا طويلاً.
Havalimanından Bagan arabayla yirmi dakika sürmektedir.يستغرق المشي من مكان ركن السيارات إلى القلعة 20 دقيقة.
NXT TakeOver etkinlikleri genelde iki saat sürerken, bazıları iki buçuk saat de sürmektedir.نيوستغمين له تأثير متوسط المدة - عادةً ساعتين إلى أربع ساعات .
Çekimler ise Vancouver, Britanya Kolumbiyasında sürmektedir.تحرك عدة تؤدي في نهاية المطاف في فانكوفر ، كولومبيا البريطانية.
Hayati Altuntaş, ailesi ile kıt kanaat geçindiği bir hayat sürmektedir.عيبود فلاح بسيط، أمضى حياته عملا على إعالة أسرته الصغيرة.
Film 88 dakika sürmektedir.ومدة الفيلم 86 دقيقة.
Bu aşama genellikle 30 dk sürmektedir.غالبا ما يتم اختصارها اسمها إلى 30 روك.
Alınacak ödenek, yatırılan sigortanın süre ve miktarına göre değişmekle birlikte 6-10 ay arasında sürmektedir.والكلب يعيش من 8 – 12 سنة حسب البيئة الذي يعيش فيها والعناية به.
Hunlar ev yapamaz çünkü göçebe bir uygarlık olduğu için yerleşik bir hayat sürmemişlerdir.لا يستطيع الناس بناء منزل إذا لم يحصلوا على الأرض.
Dizinin her bölümü hemen hemen 22 dakika sürmektedir.حلقاته مكونة من حوالي 22 دقيقة.
Celal, karısı ve çocuğuyla mutsuz hayat sürmektedir.وكان النحيف مسافراً مع زوجته وأبنه.
Ancak Tan Olayı nedeniyle kapatılarak sonucu uzun sürmedi.ولم تستطع سحب هذا المساق لأن الوقت كان متأخراً للغاية.
Serkan Özay - Doktora tez çalışmaları sürmektedir.منير الخيرو - يحمل دكتوراه في القانون.
Dizinin ikinci sezon çekimleri sürmektedir."أكاديميتي للأبطال تحصل على موسم ثاني".
Fakat kendisini fark ettirmesi çok da uzun sürmedi.لكنه لم يستقر يها طويلا.
Örneğin bisikleti sürmeyi öğrenirken, öğrenme işlevi beynin kontrolündedir.على سبيل المثال إنّ دراسة الدماغ في نطاق العلم، ولكن دراسة العقل هي في نطاق الفلسفة.
Şovun 12 hafta boyunca sürmesi planlanıyordu ancak 13 haftaya uzatıldı.من المفترض أن يستمر تصوير ذلك الفيلم اللعين اثني عشر إسبوعا، لكنه استمر اثني عشر شهرا".
Bu devletlerin bazılarının başında ise, yabancı hanedanlar hüküm sürmekteydi.حيث رفض بعض سكان القرى الباقيه حمل هذه الجنسية.
İran: İran'ın S-300 alımı konusunda çok çeşitli spekülasyonlar sürmektedir.بنفس الوقت، ظهرت توجهات لدى إيران بشراء دبابات تي-90 الروسية.
Bir durumun hep sürmesi olanaksızdır.دوام الحال من المحال.
Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez.دوام الحال من المحال.
Hasan Suver (d. 1961, Sürmene) Türk bürokrat ve siyasetçi.حسن سوفير ( من مواليد 1961 ، تركيا ) هو بيروقراطي وسياسي تركي ونائب وزير البيئة والتخطيط العمراني التركي[1][…]
Barış çok uzun sürmedi ve 58 yılında savaş tam anlamıyla başladı.A paz não durou muito e a guerra em grande escala começou em 58.
Uzay tutmasının süresinin değişke olmasına rağmen 72 saatten fazla sürmediği görülmüştür.A duração do mal-estar espacial varia, porém em nenhum caso ela durou mais de 72 horas.
Luftwaffe, harekâtın ilk gününde 1.489 Sovyet uçağını imha ettiğini ileri sürmektedir.O relatório oficial do primeiro dia de operações apontava para a destruição de 1489 aeronaves soviéticas.
Ancak bu barış dönemi uzun sürmedi.Contudo, este período de relativa paz não duraria.
İspanya'da ve dünyada Franco rejiminin geleneği hakkında tartışmalar hala sürmektedir.O legado de Franco, na Espanha e pelo mundo, permanece controverso.
İkinci gelişi kutsalların gökte bin yıl boyunca hüküm sürmesi izleyecektir.A segunda vinda será seguida por um reinado milenar dos santos no céu.
2018 yılında yapımı sürmektedir.Nós nos veremos em 2018.
Erkekler de 3-10 yıl, kadınlarda ise 2-5 yıl sürmektedir.Crises de meia-idade duram de 3-10 anos em homens e 2-5 em mulheres.
Berberin sakal bıraktığı ya da köse olduğu durumlardaysa sorudaki paradoks sürmektedir.Ao perguntarmos quem barbeia o barbeiro, chega-se a um paradoxo.
Atlas V, aktif olarak sürmekte olan fırlatma sistemlerinden Atlas Füzesi ailesi içerisinde bulunmaktadır.O Atlas V é um veículo de lançamento descartável, ainda em atividade da família de foguetes Atlas.
2008 yılında piyasaya sürme planlarına rağmen, 2010 yılı itibarıyla araç sınırlı deneme aşamasındadır.Apesar da troca no comando técnico, o início de 2010 foi um pesadelo.
Bir daha kimse o hayvana el sürmez.Nenhuma outra espécie fez isto de novo.
Olaylar halen sürmektedir.Os resultados estão a seguir.
Aile üyeleri yeni kimliklerini benimserler ve normal bir hayat sürmeye çalışırlar.Eles tentam esconder a sua verdadeira identidade, tentam fingir que são uma família normal.
Soner ile nişanlanır, fakat bu çok uzun sürmez.Sam então engata um romance com Santana, mas esse acaba não durando muito.
Ayrıca bir evlilik yapmış, bu evliliği uzun sürmemiştir.Enquanto lá, ela se casou, mas o casamento não foi de longa duração.
Çekimlerin 138 gün sürmesi tahmin edilmiş olsa da 160 güne kadar uzadı.O cronograma de filmagens previa 138 dias de gravações, porém cresceu para 160.
Fakat bu bağımsızlık uzun sürmedi.Porém, a independência não durou muito.
Haşr (toplayıp sürme) Suresi (Arapça: سورة الحشر), Kur'an'ın 24 ayetten oluşan, 59. suresidir.Al-Humaza “O Difamador” (do árabe: سورة الهمزة) é a centésima quarta sura do Alcorão e tem 9 ayats.
Bu yol üzerinden ulaşım yaklaşık 1:30 saat sürmektedir.A tour tem a duração de 1h30.
Bu sebeple hibrid bir otomobil olan Toyota Prius'u sürmektedir.É introduzido em Portugal o primeiro veículo híbrido – Toyota Prius.
Büyük bir evde yaşamakta ve aynı arabayı sürmektedir.Em outra cena ele próprio dirige esse carro.
Ancak, ortaklık sürmedi.Contudo, não houve reciprocidade por parte dela.
Buna rağmen Roma Yunanistan'a etkisi halen sürmeye devam etti.Em sua opinião, Roma deveria ter continuado.
Sürmeli çalı kuşu (Regulus ignicapillus), çalı kuşugiller (Regulidae) familyasından bir kuş türü.A estrelinha-de-cabeça-listada (Regulus ignicapilla) é uma ave da família Regulidae.
Hayati Altuntaş, ailesi ile kıt kanaat geçindiği bir hayat sürmektedir.Com seus pais extremamente bregas, vive uma vida cheias de vergonha.
Uçuşlar yıl boyunca sürmektedir.Os adultos voam durante todo o ano.
Tedavide amaç, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek, sağlıklı bir ömür sürmesini sağlamaktır.As finalidades do tratamento são prolongar a vida do paciente e melhorar a sua qualidade de vida.
Düğünleri eskiden 3 gün sürerken şimdilerde 2 gün sürmektedir.Actualmente os casamentos duram apenas um dia, enquanto que antigamente duravam três dias.
Bunun için Arsace'nin kral olarak hüküm sürmesi gerekmektedir.Augusto confirma Arquelau como rei.
İlgili Sayfalar