sürgü ile cümle
sürgü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Göçmen, mülteci veya sürgün değilim.Δεν είμαι μετανάστρια, πρόσφυγας ή εξόριστη.
Göçmen, mülteci veya sürgün değilim.Аз не съм имигрантка, бежанка или изгнаничка.
Göçmen, mülteci veya sürgün değilim.Я не эммигрант, беженец или ссыльный.
Göçmen, mülteci veya sürgün değilim.אינני מהגרת, פליטה או גולה.
Göçmen, mülteci veya sürgün değilim.أنا لست مهاجرة ولا لاجئة ولا منفية.
Göçmen, mülteci veya sürgün değilim.言語を使い分けることで
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.Brat krzywdą urażony trudniejszy nad miasto niedobyte, a swary są jako zawory u pałacu.
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.Bratr křivdou uražený tvrdší jest než město nedobyté, a svárové jsou jako závora u hradu.
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.Brat, urazený neverou, vzdoruje viac ako silné mesto, a zvady sú jako závora hradu.
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.Brat, z grehom razžaljen, bolj se upira nego trdno mesto, in prepiri so kakor zapah grada.
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.Des frères sont plus intraitables qu`une ville forte, Et leurs querelles sont comme les verrous d`un palais.
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.Ein verletzter Bruder hält härter den eine feste Stadt, und Zank hält härter denn Riegel am Palast.
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.En förorättad broder är svårare att vinna än en fast stad, och trätor äro såsom bommar för ett slott.
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.felingerelt atyafiú [erõsb] az erõs városnál, és [az ilyen] versengések olyanok, mint a vár zárja.
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.노엽게 한 형제와 화목하기가 견고한 성을 취하기 보다 어려운즉 이러한 다툼은 산성 문빗장 같으니라
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.Krænket Broder er som en Fæstning, Trætter som Portslå for Borg.
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.Petetty veli on vaikeampi voittaa kuin vahva kaupunki, ja riidat ovat kuin linnan salvat.
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.um irmão ajudado pelo irmão é como uma cidade fortificada; é forte como os ferrolhos dum castelo.
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.Un fratello offeso è più irriducibile d'una roccaforte, le liti sono come le sbarre di un castello
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.Αδελφος δυσαρεστηθεις υποτασσεται δυσκολωτερα παρα οχυρα πολις αι δε διαφοραι αυτων ειναι ως μοχλοι φρουριου.
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.Брат онеправдан е по-недостъпен от укрепен град, И разногласията им са като лостове на крепост.
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.Озлобившийся брат неприступнее крепкого города, и ссорыподобны запорам замка.
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.אח נפשע מקרית עז ומדונים כבריח ארמון׃
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.الاخ امنع من مدينة حصينة والمخاصمات كعارضة قلعة
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.弟 兄 結 怨 、 勸 他 和 好 、 比 取 堅 固 城 還 難 . 這 樣 的 爭 競 、 如 同 堅 寨 的 門 閂
Gücenmiş kardeş surlu kentten daha zor elde edilir. Çekişme sürgülü kale kapısı gibidir.弟兄 結怨 、 勸他 和好 、 比 取堅固 城還難 . 這樣 的 爭競 、 如同 堅寨 的 門閂
‹‹Gün gelecek, düşkünü, sürgüne gönderip ezdiğim halkı Bir araya getireceğim›› diyor RAB,Dnia onego, mówi Pan, zgromadzę chromą i wygnaną zbiorę, i onę, którejm był źle uczynił:
‹‹Gün gelecek, düşkünü, sürgüne gönderip ezdiğim halkı Bir araya getireceğim›› diyor RAB,Ðức Giê-hô-va phán: Trong ngày đó, ta sẽ nhóm kẻ què lại, và thâu kẻ đã bị đuổi, kẻ mà ta đã làm cho buồn rầu.
‹‹Gün gelecek, düşkünü, sürgüne gönderip ezdiğim halkı Bir araya getireceğim›› diyor RAB,"En aquel día, dice Jehovah, juntaré a la oveja que cojea y recogeré a la rechazada que yo maltraté
‹‹Gün gelecek, düşkünü, sürgüne gönderip ezdiğim halkı Bir araya getireceğim›› diyor RAB,여호와께서 말씀하시되 그 날에는 내가 저는 자를 모으며 쫓겨난자와 내가 환난 받게한 자를 모아
‹‹Gün gelecek, düşkünü, sürgüne gönderip ezdiğim halkı Bir araya getireceğim›› diyor RAB,Toho dňa, hovorí Hospodin, soberiem kulhavú a zahnanú shromaždím, aj tú, ktorej som zle robil.
‹‹Gün gelecek, düşkünü, sürgüne gönderip ezdiğim halkı Bir araya getireceğim›› diyor RAB,V ten den, dí Hospodin, zberu zase kulhavou, a zahnanou shromáždím, i tu, kteréž jsem zle činil.
‹‹Gün gelecek, düşkünü, sürgüne gönderip ezdiğim halkı Bir araya getireceğim›› diyor RAB,В оня ден, казва Господ, Ще събера куцата, И ще прибера изтласканата и оная, която съм наскърбил;
‹‹Gün gelecek, düşkünü, sürgüne gönderip ezdiğim halkı Bir araya getireceğim›› diyor RAB,В тот день, говорит Господь, соберу хромлющее и совокуплю разогнанное и тех, на кого Я навел бедствие.
‹‹Gün gelecek, düşkünü, sürgüne gönderip ezdiğim halkı Bir araya getireceğim›› diyor RAB,ביום ההוא נאם יהוה אספה הצלעה והנדחה אקבצה ואשר הרעתי׃
‹‹Gün gelecek, düşkünü, sürgüne gönderip ezdiğim halkı Bir araya getireceğim›› diyor RAB,في ذلك اليوم يقول الرب اجمع الظالعة واضم المطرودة والتي اضررت بها
‹‹Gün gelecek, düşkünü, sürgüne gönderip ezdiğim halkı Bir araya getireceğim›› diyor RAB,耶 和 華 說 、 到 那 日 我 必 聚 集 瘸 腿 的 、 招 聚 被 趕 出 的 和 我 所 懲 治 的
‹‹Gün gelecek, düşkünü, sürgüne gönderip ezdiğim halkı Bir araya getireceğim›› diyor RAB,耶和華 說 、 到 那日 我 必 聚集 瘸腿 的 、 招聚 被 趕出 的 和我 所 懲治的
Hemen bu nedenle sürgünde ona:Azonnal mi száműzetésben neki hátra:
Hemen bu nedenle sürgünde ona: Ben senin nefret geçmeden bir ilgi var.Imediat ce facem, prin urmare, el exil: am un interes în procedură de ură dumneavoastră,
Hemen bu nedenle sürgünde ona: Ben senin nefret geçmeden bir ilgi var.Immediatamente facciamo esiliarlo da qui: ho un interesse nel procedere del tuo odio,
Hemen bu nedenle sürgünde ona: Ben senin nefret geçmeden bir ilgi var.Immédiatement nous exiler donc: j'ai un intérêt dans l'instance de ta haine,
Hemen bu nedenle sürgünde ona: Ben senin nefret geçmeden bir ilgi var.바로 우리가 따라서 망명 그를 수행 당신의 증오의 절차에 관심을 가지고,
Hemen bu nedenle sürgünde ona: Ben senin nefret geçmeden bir ilgi var.Umiddelbart gør vi eksil ham derfor: jeg har en interesse i dit had er proceduren,
Hemen bu nedenle sürgünde ona: Ben senin nefret geçmeden bir ilgi var.Сразу же мы делаем выслать его отсюда: у меня есть интерес в судебном разбирательстве твою ненависть, в
Hemen bu nedenle sürgünde ona: Ben senin nefret geçmeden bir ilgi var.מיד שאנחנו עושים גלות אותו ומכאן: יש לי עניין בהליך שונא שלך,
Hemen bu nedenle sürgünde ona: Ben senin nefret geçmeden bir ilgi var.على الفور نقوم به المنفى له بالتالي : لدي مصلحة في الدعوى الكراهية الخاص بك ،
Hemen bu nedenle sürgünde ona: Ben senin nefret geçmeden bir ilgi var.あなたの失礼な口論のための私の血は、出血をうそ蓄えが、しかし、私があまりにも強い罰金を罰するだろう
Hemen bu nedenle sürgünde ona:Imediatamente fazemos-lhe o exílio, portanto:
Hemen bu nedenle sürgünde ona:Inmediatamente hacemos lo tanto, el exilio:
Hemen bu nedenle sürgünde ona:Natychmiast do wygnania go stąd:
Hemen bu nedenle sürgünde ona:Ngay lập tức chúng tôi làm sống lưu vong ông do đó:
Hemen bu nedenle sürgünde ona:Okamžitě jsme ho proto do exilu:
Hemen bu nedenle sürgünde ona:Okamžite sme ho preto do exilu:
Hemen bu nedenle sürgünde ona:Omedelbart vi exil honom alltså:
Hemen bu nedenle sürgünde ona:Onmiddellijk doen we ballingschap hem daarom:
Hemen bu nedenle sürgünde ona:Segera kita lakukan pengasingan dirinya maka:
Hemen bu nedenle sürgünde ona:Takoj mi ga izgnanstvu torej:
Hemen bu nedenle sürgünde ona:Unmittelbar wir tun Exil ihn damit:
Hemen bu nedenle sürgünde ona:Välittömästi emme maanpaossa hänet siksi: