Duyusal hafıza ile elde edilen bilginin bir kısmı kısa süreli hafızaya iletilir.This information is then stored in the phonological memory, a part of short term memory.
Şükran Günü için özel sınırlı süreli bir bitkidir.In addition, there is a special, shortened Lesson-Sermon for Thanksgiving Day.
Ancak, buralarda oldukça kısa bir süreliğine bulunmuşlardır.These were only around for a very short amount of time.
Bazıları çok kısa sürelidir ve ancak video kaydının durdurulması yoluyla görünür hâle gelmektedir.Some are so fleeting that they become apparent only by pausing a video recording of the show.
1986'da kısa süreli Barcelona SC'de oynamasının ardından kariyerini sonlandırdı.He ended his career with Barcelona SC in 1986.
Ancak kısa süreli paganizmi diriltme çabaları ölümüyle sona ermiştir.One who rebels against Destiny will die before his time.
Mayıs 2005'te uzun süreli bir sakatlık geçirdi.It experienced major flooding more recently in May 2005.
Aynı yılın ekiminde yaşanan kısa süreli barış, yapılan görüşmeleri geçersiz kıldı.A brief industrial dispute the same year was resolved in the Company's favour.
Goryōkaku, kısa süreli Ezo Cumhuriyeti'nin baş kalesiydi.It was the main fortress of the short-lived Republic of Ezo.
Bu yenilginin sonuçları kısa sürelidir.But now, their mutual defeats are very close.
O yaşadığı yanlış bir şeyden dolayı Piyer’le kısa süreliğine bozuşur.He regrets the bad deal he had made with the halfling.
Değiştirilmek üzere seçilen sayfa uzun bir süreliğine kullanılmayacak olan sayfadır.The Protected Video Path will not be used for quite a while.
Düzgün çalışan bir işleyen bellek daha iyi bir uzun süreli bellek kodlamasını beraberinde getirir.If one has a good working memory they may have a better long-term memory encoding.
Çok uzun süreli ayakta duruş çalışması yapılır.Far greater operational lifetime is achieved.
Bunun için Tarduş Kağan ile uzun süreli bir mücadeleye girişmişti."We wanted there to be a constant layer of tension through the piece.
Barney ile kısa süreli bir ilişki yaşamıştır.Barney once had a brief relationship with her.
Babası Pal Heller hiçbir zaman uzun süreli bir işte tutunamadı.Russell never had to work part-time.
Uzun süreli hafıza ve anlamlandırma ile yakından ilişkilidir.They are associated with long-term and short-term memory.
Burcu Özberk ile kısa süreli bir ilişki yaşadı.She had an intense affair with Yeoman.
1881'de Falun Madeninde altın keşfedildi, kısa süreliğine olmak üzere altın rağbet gördü.In 1881 gold was discovered in Falun Mine, resulting in a short-lived gold rush.
Bu oyun aynı oyuncuyla Türkiye'de en uzun süreli sergilenen eserlerden biridir.During this time, he was one of the most frequently played composers in Japan.
Zano Aralık 2007'den Kasım 2011'e kadar Haylie Duff ile uzun süreli bir ilişki yaşadı.Hensley has been in a long-term relationship with Olly Marmon since 24 September 2009.
Punk ve Cena kısa süreli bir feud yaşadı.Perk and Remarque had a brief friendship.
Rusev ve Mark Henry tarafından saldrıya uğradı ve bir süreliğine gözükmedi.The Redmans moved away and Mike did not see Mark for years.
Dergi o dönemde ABD'nin en popüler süreli yayınıydı.The magazine was, at one time, the largest consumer magazine in the United States.
İki yıl süreli eğitim verilmektedir.They perform a two-years training.
Uzun süreli saklama için, cam gibi bir çözünmeyen bir biçime dönüştürülmesi istenebilir.For long term storage, conversion to an insoluble form such as a glass, could be desirable.
Ayrıca kızını da alarak bir süreliğine şehirden uzaklara giderler.He also takes a break from the village for a while.
İşleyen bellek çok dolu olduğu takdirde uzun süreli belleğin kodlamasını etkileyebilir.If working memory is overloaded it can affect the encoding of long-term memory.
Dava sonunda hepsi uzun süreli hapis cezaları aldı.They received long prison sentences.
1913 yılında kısa bir süreliğine belediye yönetiminin başında da bulunmuştur.In 1913, he headed the municipality for a brief period of time.
Anterograd Amnezi, yeni hatıraların (olayların) uzun süreli hafızaya aktarılamadığı amnezi tipidir.Amnesia pills to cause someone to forget recent memories.
Bu birlik değişik sebeplerle uzun süreli olamamış ve dağılmıştır.This organisation did not survive for long and was eventually disbanded.
Uzun süreli yaşayan çok az sayıdadır.A very small number ultimately survived.
Kısa bir süreliğine Le petit journal'de çalışmış, resimlerinden bazıları dergiye kapak olmuştur.He also worked briefly at Le petit journal, where he produced a number of its covers.
Uzun süreli kullanımda, dilin papillalarının hipertrofisi gibi yan etkiler oluşabilir.Side effects with prolonged use might occur, including hypertrophy of the lingual papillae.
Kupadan sonra Tsubasa, uzun süreli aşkı olan Sanae'ye evlenme teklifi eder.After Japan's victory, Tsubasa proposes to Sanae and they get married.
Bu hakimiyet 500 yıl kadar sürmüş ve Çanakkale'nin en uzun süreli sükunet dönemi sayılır.That period extended to more than half a century, the rest of Mumford's life.
Lorraine Warren, filmin danışmanlığını yaptı ve filmde kısa süreli rol oynadı.Lorraine Warren was a consultant to the production and appeared in a cameo role in the film.
Ancak, ilk kez bu denli uzun süreliğine kiralandı.It's the first time it's happened for such a long time.
Buna karşılık Kontes uzun süreli ebedi aşk peşindedir.The Foundation is sustained in perpetuity by a permanent endowment.
İran millî futbol takımını 2008 yılında kısa bir süreliğine çalıştırdı.He was head coach of the Iran national football team for a short period of time in 1984.
Guise'lerin iktidar gücü bir süreliğine azaldı.The power of the Shungas gradually weakened.
Yayi Boni, 29 Ocak 2012 tarihinde bir yıl süreliğine Afrika Birliği başkanlığını da üstlenmiştir.Obiang was Chairperson of the African Union from 31 January 2011 to 29 January 2012.
Ancak Girit'in kontrolü kısa süreli olmuştur.Gray's tenure was short-lived, however.
Buralarda Roma/Bizans döneminde yapılan yerleşmeler kısa süreli ve geçici olmuştur.Bina's stay in Norway was short but productive.
Uzun süreli göçmendir, kışları Afrika'ya göçer.It is a long-distance migrant, moving in winter to Indonesia.
Koloni valisi tarafından reddedilince Cap Français bölgesinde kısa süreli bir ayaklanma başlatır.When the colonial governor refused, Ogé led a brief insurgency in the area around Cap Français.
DNA'nın başlıca rolü bilginin uzun süreli saklanmasıdır.The main role of DNA molecules is the long-term storage of information.
Bununla birlikte, De Gaulle'ün siyasi zaferi kısa süreli olur.De Gaulle's influence, however, remained very low.
Kısa süreli göç hareketleri,daha çok civar köylerde yaşayan halk için geçerli olmaktadır.This is a summer-time activity for many children that grow up in rural areas.
Erteleme, genellikle kısa sürelidir, ancak birkaç saate kadar uzayabilir.The deferral is typically of short duration, but may extend up to several hours.
MS 654 yılında Müslüman Araplar kısa süreliğine bölgenin kontrolünü ele geçirdiler.In 645AD Arabs took control of the Başkale area.
Uzun süreli devam eden etkilere ihtiyacımız var.We need to have effects that are going to be long-lasting.
İnsan, bir süreliğine insan olur ve sonra, daha çok Varlık olur.The human being, for a while is human, and then more Being.
Şimdi mikrofonu bir süreliğine bırakıp bir dizi nota çalacağım.If I just put the microphone down for a bit, I'm going to play a cluster of notes.
Şimdi biraz pırıltı alalım, ve gözkapağına sürelim.Now just taking a little bit of a shimmer, and going over that lid.
Bir süreliğine izin istiyorum.I am going to take a semester off.
Bir süreliğine izin alıyorum.I am going to take a semester off.
Yaşadığınız likidite krizini çözmek için bir süreliğine köprü kredisi kullandınız.So that is a loan to prevent a liquidity crisis.