İktidardaki kısa süreli ittifakları Sezar'ın 15 Mart MÖ 44 tarihinde suikaste uğramasıyla sona erdi.Cicero blev yderst overrasket, da de sammensvorne dræbte Cæsar 15. marts 44 f.Kr.
Bu yenilginin sonuçları kısa sürelidir.Dette historieafsnit er sørgeligt kort.
Annesi de kısa bir süreliğine bu üniversitenin rektörlüğünü yapmıştı.Hans mor var i en kort tid også hans lærerinde.
Süreli kanunlar ise kendiliğinden kalkar (Bütçe Kanunu gibi).Oftest et offentligt budget (f.eks. finansloven)
Bu birleşme zaten kısa süreli olucaktı.Sammenlægningen havde været længe undervejs.
Fiat'ın en uzun süreli ürettiği araçlardandır.Det er Toyotas længst kørende bilserie.
Kısa bir süreliğine Paris'e geçmiş ve 1939'da hayatının sonuna kadar kalacağı ABD'ye göçmüştür.Han emigrerede i 1925 til Paris, og i 1939 til USA, hvor han blev statsborger og blev resten af sit liv.
Diğer bellek kategorileri uzun süreli bellek tartışmasıyla ilişkili olabilir.Længere historier kan udvikle sig over flere kampe i en længere periode.
Ancak son hükümdarlığı kısa süreli oldu.Alligevel nåede han kun at regere i kort tid.
Aynı sene Kadınlar Uzun Süreli Uçuş ta Dünya rekoru kırdı.Samme år blev også et rekordår for lufthavnen.
1838'deki kısa süreli düzelmeye karşın, durgunluk aşağı yukarı yedi yıl boyunca devam etti.Til tross for en kort opptur i 1838, fortsatte tilbakegangen i omtrent sju år.
Vatandaş olmak istemiyorlarsa, bunu söylesinler ve biz de onları buralardan sürelim.Om de ikke ønsker å bli borgere burde de si det, og deretter burde vi landsforvise dem.
Macrinus kısa süreliğine senato sınıfından olmayan ilk imparator olarak görev yaptı.Macrinus ble den første keiseren som ikke var av senatorisk rank.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.Noen kan foreta lange hopp.
Bu esnada kısa süreli tutuklandı.Bødkter ble arrestert kort etter.
Ancak bu barışın kısa süreli olduğu anlaşıldı.Det viste seg at freden ble svært midlertidig.
1913 yılından sonra ise eserlerini süreli yayınlarda yayımlamamıştır.9, mens midtsatsen fra 1913 forble upublisert i hans levetid.
Nükseden enfeksiyon sahibi kişiler için, uzun süreli günlük antibiyotik kullanımı etkilidir.Individer som har hyppig eller langvarig bruk av antibiotika.
Sürelerine göre; Geçici göç; daha sonra dönmek üzere, belli süreliğine bir yere göçmek etmek.Bygda ligger ellers nær Ålesund, slik at en kan pendle frem og tilbake.
Buna karşılık Kontes uzun süreli ebedi aşk peşindedir.Slaget ble derimot etterfulgt av et langvarig antiklimaks.
Uzun süreli zararlarda gelişmişlerdir.Da vil det oppstå mer langvarig skade.
Erteleme, genellikle kısa sürelidir, ancak birkaç saate kadar uzayabilir.Vanligvis er forsinkelsen så kort at den ikke legges merke til, men den kan vare i flere sekunder.
Kısa süreli iki evliliği dışında yalnız yaşadı, çocuğu olmadı.Han hadde et kort ekteskap, og hadde ingen egne barn, men to stedøtre.
Bu olaylardan sonra da birçok kez mahkemelerde yargılanıp kısa süreli tutuklamalar geçirdi.Siden ble han en rekke ganger fengslet i kortere perioder.
Bölgede, 1998 ve 2001'de kısa süreli çatışmalar meydana gelmiştir.Noen mindre alvorlige hendelser har funnet sted ved kraftverket i 2003 og 2009.
Expedıtıon : Doğada uzun süreli (genellikle 1 haftalık) yatılı olarak yapılan etkinliktir.Grunneieren krever inn en (som regel årlig) grunnleie.
Bu hastalar uzun süreli istirahattan ve yolculuktan çok rahatsızlık duyarlar.Hesten må få mye ro og hvile i sykdomsperioden.
Dava sonunda hepsi uzun süreli hapis cezaları aldı.De fikk lange fengselsstraffer.
Tabii bu isim karmaşası çok kısa süreliğine yaşandı.Dette navnets levetid ble imidlertid kort.
Ancak uzun süreli steroid kullanımının yan etkileri bilinmektedir.Det er forsket meget på langtidsvirkningene av ecstasy.
Bu pasif bağışıklık genellikle kısa sürelidir, birkaç gün ila birkaç ay sürer.Dette er nesten uten unntak dødelig i løpet av få dager.
Buz Büyücüsü: Noelde hediye olarak kısa bir süreliğine gelmiştir.Kronens frislipp førte til en kortsiktig svekkelse av den svenske kronen på omtrent 30%.
İmparatorun Almanya'ya en çok uzun süreli katkısı onun kuzey ve doğudaki hareketlerinden geldi.Sumbangan kaisar yang paling tahan lama untuk Jerman datang dari tindakan-tindakannya di utara dan timur.
17 Haziran 1998 tarihinde Bob Weinstein, kitaplardan uyarlanmış iki saat süreli bir film tretmanı sundu.Pada 17 Juni 1998, Bob Weinstein menunjukkan penyorotan dari versi satu film dua jam.
Simpsonlar geçici bir süreliğine Mayfair'de mobilyalı ve dört hizmetlisi olan bir eve yerleşti.Simpson sementara tinggal di sebuah rumah yang dilengkapi dengan empat pelayan di Mayfair.
Bir süreliğine Akari ve Takaki mektup yoluyla birbiriyle haberleşirler.Untuk waktu yang singkat, Akari dan Takaki saling surat-menyurat satu sama lain.
Bu savaş sırasında Rusya bir süreliğine Doğu Prusya'yı ve hatta Berlin'i de ilhak etti.Pada perang ini Rusia menganeksasi Prusia Timur dan bahkan merebut Berlin.
Almanya'ya dönünce Rommel bir süreliğine "işsiz" kaldı.Kembali ke Jerman, Rommel sempat menganggur.
Kuvvetli öksürmeler kaburga kırılması veya kısa süreli bilinç kaybına sebebiyet verebilir.Batuk-batuk hebat dapat menyebabkan retak tulang iga atau kehilangan kesadaran secara singkat.
Bazı insanlar, uzun süreli oksijen terapisi veya akciğer nakliyle belirgin iyileşmeler gösterebilir.Sebagian orang ada yang merasakan perbaikan karena terapi oksigen jangka panjang atau pencangkokan paru.
Pratikte, Genç Avrupa, maddî sıkıntılar yaşadı ve kısa süreli varlığı süresince geniş çaplı destek görmedi.Pada praktiknya, Eropa Muda tidak memiliki uang dan dukungan rakyat selama masa berdirinya yang singkat.
Bir süre sonra bu olaylar bir süreliğine son bulur.Namun, cita-cita itu harus berhenti sejenak.
Nükseden enfeksiyon sahibi kişiler için, uzun süreli günlük antibiyotik kullanımı etkilidir.Bagi orang dengan infeksi berulang, antibiotik harian jangka panjang cukup efektif.
Migrenli insanlarda uzun süreli prognoz değişkenlik gösterir.Prognosis jangka panjang pada orang-orang dengan migrain bervariasi.
Nihayet 19 Şubat 1959'da Zürih ve Londra Antlaşmaları ile sorun bir süreliğine aşılmış oldu.Konflik berakhir setelah Perjanjian London dan Zurich ditandatangani pada tanggal 19 Februari 1959.
Eyyubiler Sultanı Kamil bin Adil Avrupalı haçlılarla 8 yıl süreli bir barış antlaşması yapmayı kabul etti.Al-Kamil lalu menyepakati perjanjian damai selama delapan tahun dengan Eropa.
Spencer'lar Wallis hastalanıp Hong Kong'a gidene kadar kısa bir süreliğine yeniden bir araya geldi.Spencers yang sebentar bersatu kembali sampai dia jatuh sakit, setelah itu ia kembali ke Hong Kong.
Başlangıçta kısa süreli bir tatil için köyde kalması düşünülmüştü.Desa Kertajaya ini pada awalnya merupakan desa persiapan pemekaran untuk beberapa tahun.
Uzun süreli açlık.Kadang tahan lapar.
Zehirli etkiler uzun süreli yüksek alımlarla ortaya çıkar.Efek toksik terjadi dengan asupan tinggi berkepanjangan.
Kısa süreli hafıza kaybına uğrar.Kurangi beban memori jangka pendek.
Hatta bir süreliğine aynı evde kaldılar.Dia tinggal sendiri di rumahnya sejak lama.
Ancak bu dergiler uzun süreli olamadı.Media baru tidak akan muncul begitu lama.
Aynı sene Kadınlar Uzun Süreli Uçuş ta Dünya rekoru kırdı.Tiga tahun kemudian, ia memecahkan rekor dunia dengan terbang keliling dunia selama empat hari.
İsa’nın kendisi de bir süreliğine oruç tutmuştur; ancak keşişlikle ilgili genel bir kural çıkarmamıştır.Perlu diperhatikan bahwa Yesus sendiri tidak pernah memakai sebutan imam bagi dirinya sendiri.
Uzun süreli steroid tabletleri kullanımının da kayda değer zararları bulunur.Pengobatan kerja panjang dengan tablet steroid dikaitkan dengan efek samping yang penting.
Tara ile kısa süreli birlikteliği olmuştur.Sean melakukan percakapan singkat.
Bu yenilginin sonuçları kısa sürelidir.Formasi ini hampir tak terkalahkan pada masanya.
Almanya'ya dönünce Rommel bir süreliğine "işsiz" kaldı.Quay trở về Đức, Rommel có một khoảng thời gian vô công rỗi nghề.
Kurosava, 1936 senesinde Japon sinema endüstrisine kısa bir süreliğine ressam olarak girdi.Kurosawa gia nhập nền công nghiệp điện ảnh Nhật Bản vào năm 1936, sau một thời gian ngắn làm họa sĩ.