Uzayda uzun süreli insan gelecekte ne olacağını kimse bilmiyor.Mutta kukaan ei tiedä paljonko niitä on ihmisessä.
Dergi o dönemde ABD'nin en popüler süreli yayınıydı.Tällöinn lehti oli levikiltään Yhdysvaltojen suurin.
Bu etkiler kısa süreli olsa da uzun süreli etkiler de ortaya çıkabilir.Pitkäaikaiset seuraukset ovat mahdollisia, ja lyhytkestoisemmat seuraukset ovat yleisiä.
Plan bir süreliğine işe yarar gibi göründü.Hallitus näytti olevan voitolla hetken aikaa.
Ayrıca süreli yayınlar ve gazeteler gibi kaynaklarda dahil edilebilir.Voivat olla myös sanomalehtimuotoisia, kuten Journalistilehti.
De Valera yıllarında yüzlerce kısa süreli açlık grevi yapıldı.Elettiinhän niin sanottuihin suuriin nälkävuosiin johtaneita heikkojen satojen aikaa.
Bu birleşme zaten kısa süreli olucaktı.Tämä kokoonpano jäi lyhytaikaiseksi.
En kısa süreli Amerikan başkanıdır.Hän on Yhdysvaltain historian pitkäikäisin varapresidentti.
Bunlar için daha az süreli pasaport verilir.Lyhyemmille sprinteille varataan suhteessa vähemmän aikaa.
Batı Roma İmparatorluğu 4. yüzyılda çöktükten sonra Olbia uzun süreli bir çökme göstermiştir.Rooman hajoamisen jälkeen 400-luvulla Bergamum vallattiin moneen kertaan.
Neumann’ın ölümünden sonra geçici bir süreliğine yayımcısı olmuştur.Nedin kuoleman jälkeen hänestä tuli toimittaja.
Ateşkes, savaşın ve çatışmaların geçici bir süreliğine durdurulmasına denir.Aselepo on sodan tai muun aseellisen konfliktin tilapäinen keskeytys.
Maçı Randy Orton kazandı ve Cena bir süreliğine WWE'den kovuldu.Orton voitti matsin ja Cena sai potkut WWE:stä.
Bu tür cihazlar hastalar uzun süreli konuşamadıklarında, bazı sesleri çıkaramadıklarında yardımcı olmaktadır.Tällöin ystävät voivat auttaa sinua ilman pidempiä viestejä.
Daha sonra güreş antrenörü olarak uzun süreli bir kariyeri oldu.Hän on myöhemmällä urallaan menestynyt valmentajana.
Güney Amerika'da, İspanyolların kısa süreli kazanımları oldu.Muut Etelä-Amerikan maat ovat toipuneet Brasiliaa hitaammin.
Buna karşılık Kontes uzun süreli ebedi aşk peşindedir.Mies on halukas kuolemaan ikuisen rakkauden tähden.
İrticak kısa süreli eserlere pek uygun gelir.Sopivat lyhytkestoiseen räjähtävään toimintaan.
2001 yılında kısa süreliğine Kashiwa Reysol'a transfer oldu.Vuonna 2003 hänet lainattiin japanilaiseen Kashiwa Reysoliin.
Bir süreliğine öğrenci olarak İsveç'te kaldığından akıcı bir şekilde İsveççe konuşabilmektedir.Vapaa-aikana hän opiskeli innokkaasti ruotsin kieltä.
1790 yazında Georg Foster ile birlikte kısa süreliğine İngiltere’ye gitti.1790 hän vieraili Pariisissa Georg Forsterin kanssa.
Han Solo'nun uzun süreli arkadaşıdır ve Millenium Falcon'un eski kaptanıdır.Hän on erittäin uskollinen Han Sololle ja toimii Millennium Falconin toisena pilottina.
İlerici Gençlik adında süreli yayın yapmaktadırlar.Pyhiä seikkailuja: Varhaisnuorisolle.
Nişanlandıktan birkaç ay sonra Sinem Kobal ile kısa süreli bir ayrılık yaşadı.Aalberg oli kumpaisenkin kanssa lyhyen aikaa kihloissa.
Bu birleşme uzun süreli bir ilişkiyi doğurdu.Tästä liittoumasta muodostui pian pitkäkestoinen ystävyys.
Ayrıca Ebi, bir süreliğine İspanya ve İsveç ' te de yaşamıştır.Laji on saattanut aiemmin elää myös Ruotsissa ja Suomessa.
The Vandals, Devo ve A Perfect Circle gruplarının süreli üyesidir.Hän on yksi A Perfect Circlen perustajista sekä The Vandalsin ja Devon pitkäaikainen jäsen.
Ayrıca kentte çok sayıda süreli ve günlük olarak yayınlanan dergi, gazete vb. bulunmaktadır.Lisäksi maassa ilmestyy runsaasti aikakausjulkaisuja ja viikkolehtiä.
Patlama sonucu Freeman kısa süreliğine Xen ışınlanır ve tekrar Dünya'ya döner.Nähtyään hetken Xenin elämää Freeman palaa takaisin maapallolle ja menettää tajuntansa.
Suriye atabegi Tuğtekin Suriye'de kısa süreli bir devlet kurdu.Yhdysvallat teki rajoitetun risteilyohjusiskun Syyriaan.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.Etsinnät saattoivat kestää usein hyvinkin pitkään.
Uzun süreli profilaksi önerilmemektedir.Pitkäaikaista käyttöä ei kuitenkaan suositella.
51 yaşındaki hasta, kısa süreli hafıza kaybının da dahil olduğu tuhaf davranışsal semptomlara sahipti.Η ασθενής, 51 ετών, είχε παράξενα συμπτώματα συμπεριφοράς, συμπεριλαμβανομένης απώλειας βραχυπρόθεσμης μνήμης.
Migrenli insanlarda uzun süreli prognoz değişkenlik gösterir.Η μακροπρόθεσμη πρόγνωση σε ανθρώπους με ημικρανία ποικίλλει.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.Αυτά ενδέχεται να απαιτούνται για μεγάλες χρονικές περιόδους.
1790 yazında Georg Foster ile birlikte kısa süreliğine İngiltere’ye gitti.Το καλοκαίρι του 1790 πραγματοποίησε σύντομη επίσκεψη στην Αγγλία παρέα με τον Φόρστερ.
593 yılında kısa süreliğine hükümdarlık yapmıştır.Βασίλευσε για ένα μικρό χρονικό διάστημα το 293.
Hastalık tekrarlayabileceği için uzun süreli izlem gerekmektedir.Ίσως να χρειαστεί να επαναληφθούν αρκετές φορές οι εξετάσεις για να διαγνωσθεί τελικά η ασθένεια.
Kurulan devlet çok uzun süreli olmadı.Η προσωρινή κυβέρνηση δεν είχε μεγάλη διάρκεια.
Sol SR üyeleri kısa süreliğine de olsa telefon ve postane binalarını ele geçirir.Για μικρό χρονικό διάστημα οι Αριστεροί Εσέροι κατέλαβαν το τηλεφωνικό κέντρο και το τηλεγραφείο.
Bir süre sonra 354 yılında Gallus idam edildi ve Julianus da kısa süreliğine hapse atıldı.Το 1345 ο Ανδρέας δολοφονήθηκε και ο Κάρολος καταδικάστηκε σε θάνατο.
Kısa süreli bir gama-ışın patlaması yaşama ciddi anlamda zarar verebilir.Η μεταβολή στη φωτεινότητα θα μπορούσε να είναι πολύ επιζήμια για τη ζωή.
Dimitri Kiçikis, düzenli olarak Yunanistan’daki süreli yayınlarda siyasi makaleler yayımlamaya devam etmiştir.Πέρα από την τηλεόραση, ο Δημήτρης Ανδρέου αρθρογραφούσε τακτικά σε πολιτικές εφημερίδες.
Plaka zırh II. Dünya Savaşı sırasında kısa bir süreliğine yeniden ortaya çıktı.Η σταδιοδρομία του διακόπηκε για ένα σύντομο χρονικό διάστημα κατά την διάρκεια του Β΄ Παγκοσμίου Πολέμου.
Arkeologlara göre Vikingler buraya kısa süreli olarak yerleşmişlerdir.Πιστεύεται ότι από εκεί προέρχονται οι κομήτες με βραχεία περίοδο εμφάνισης.
1954 başlarında Aaron Klug ile yaptığı görüşme, uzun süreli başarılı ve başarılı bir işbirliğine yol açtı.Γνωρίζει τον Χάρρυ Κλυνν, με τον οποίο συνεργάζεται στενά και με μεγάλη επιτυχία.
Dinlenme (D): Yorgunluğun üstesinden gelmek için kısa süreli yapılan istirahat.Γ’ Βαθμού (III): Πρόπτωση κατά το σκύψιμο που απαιτεί χειροκίνητη μείωση.
NBC kanalının kısa süreli dizisi Bionic Woman'daki Becca Sommers rolünde oynadı.Η Χέιλ εμφανίστηκε στη σειρά του NBC, Βιονική Γυναίκα ("Bionic Woman"), ως Μπέκα Σομερς.
Bir süreliğine stüdyoya dönmek istememiştim...Det var et tidspunkt hvor jeg ikke ville tilbage i studiet...
Ancak kısa süreli paganizmi diriltme çabaları ölümüyle sona ermiştir.Incessantly (plagued by) maleficence, (doomed to) insidious death (is) he who breaks this (monument).
1977'den 1982'ye kadar Salyut 6'yı beş uzun ve on bir kısa süreli mürettebat ziyaret etti.Fra 1977 til 1982 blev Saljut 6 besøgt af fem langtidsbesætninger og 11 korttidsbesætninger.
Kuvvetlerini 443'te Nişapur'da topladı ve Kidaritelere karşı uzun süreli bir sefer başlattı.Han samlede hærstyrkerne i Nishapur i 443 og indledte et langvarigt felttog mod kidariterne.
Bunlar için daha az süreli pasaport verilir.Herfra foretoges kortere udflugter.
Uzayda uzun süreli insan gelecekte ne olacağını kimse bilmiyor.Ingen ved ved med sikkerhed, hvor længe Mandø har eksisteret.
Genellikle uzun süreli tedavi gereklidir.Medicinsk behandling er ofte nødvendig.
Bununla birlikte BDNF uzun süreli hafızanın kalıcılığı için önemlidir.Dette vil teste langtidshukommelsen.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.Nogen kan udnyttes over lange årrækker.
Rachel ile uzun süreli, çok inişli çıkışlı bir ilişkisi olmuştur ve Emma adında bir kızları olmuştur.Til sidst føder Rachel en sund lille pige, som kommer til at hedde Emma.
O bilmemesine rağmen Arwen bir süreliğine Lórien'e gelmişti ve burada tekrar karşılaştılar.Senere på året besøgte han Lórien og mødte atter Arwen.
Erginleri çok kısa süreli yaşarlar ve besin almazlar.De voksne hestebremser lever kun kort tid og indtager ikke føde.