Koloni valisi tarafından reddedilince Cap Français bölgesinde kısa süreli bir ayaklanma başlatır.Quando o governador colonial recusou, Ogé liderou uma breve revolta na área em torno de Cap Francais.
A Bill of Divorcement 'ın gücüyle RKO aktrisle uzun süreli bir anlaşma imzaladı.Com o sucesso de A Bill of Divorcement, a RKO Pictures assinou com a atriz a um contrato de longo prazo.
Adamın kısa süreli hafıza kaybına uğradığını öğrenir.Como resultado, ele teve uma perda temporária da memória de curto prazo.
Yine uzun süreli bir ısıtma bütün kültür türlerinde kimyasal bir reaksiyona neden olur."Parece que tudo volta automaticamente quando há uma química.
Bu nedenle her türlü uzun süreli tedavilerde doz yavaş yavaş azaltılmalıdır.Portanto, deve-se retirar a dose de modo gradual.
Hırvat vatandaşları ayrıca Kanada'ya da 6 ay ikamet süreli vizesiz seyahat edebilme hakkınada sahiptiler.No Canadá, podem existir problemas com seguradoras ao deixar casas vazias por mais de quatro dias.
Mayıs 2005'te uzun süreli bir sakatlık geçirdi.Finalmente, em Maio de 1994 chega-se a um cessar-fogo.
Migrenli insanlarda uzun süreli prognoz değişkenlik gösterir.O prognóstico a longo prazo de pessoas com enxaquecas é variável.
Kısa süreliğine Belçika ve Fransa'ya gitti.Viajou para Bélgica e França.
Bir süreliğine stüdyoya dönmek istememiştim...Estou ansiosa para retornar ao estúdio.
Düzgün çalışan bir işleyen bellek daha iyi bir uzun süreli bellek kodlamasını beraberinde getirir.Uma boa memória de trabalho está relacionada a uma melhor codificação de memória de longa duração.
Lorraine Warren, filmin danışmanlığını yaptı ve filmde kısa süreli rol oynadı.Lorraine Warren era uma consultora para a produção e apareceu em um cameo role no filme.
Ayrıca kısa süreliğine bir de sutopu takımı kuruldu.A cana-de-açúcar também foi plantada por um breve período.
22 Temmuz - Tarihin en uzun süreli Güneş tutulması gerçekleşti.20 de Junho - tem lugar um dos mais longos eclipses solares totais desde o ano 1.
Aydın'da, 1930'da, kısa süreli Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın bir kolunu organize etti.Nos anos 1930 organiza um braço clandestino da Oposição de Esquerda Internacional.
Ayrıca çeşitli süreli yayınlarda çeviri makaleler de yayımlamıştır.Também possui poderes de teletransporte como revelados em vários episódios.
Uzun süreli görevler Uluslararası Uzay İstasyonu Seferi olarak adlandırılır.Expedição 44 foi uma missão tripulada de longa duração a bordo da Estação Espacial Internacional.
Yukarı Akropol Orta Çağ'da bir ara tahkim edilerek kullanılmışsa da, bu yerleşim fazla uzun süreli olmamıştır.Se isto significa que Acropolitissa tinha morrido na época, é incerto.
Bu şehir de kariyeri boyunca uzun süreli olarak yaşamıştır.Razão pela qual manteve, durante toda sua carreira, seus cabelos compridos.
Bu tür anlaşmalar süreli ya da süresiz olabilir.Este custo pode levar anos ou décadas e pode ser irreversível.
Uzun süreli hastalığı sonrasında Segar karaciğer hastalığından 43 yaşında öldü.No entanto, ele morreu alguns anos mais tarde, de uma doença infecciosa com a idade de 35 anos.
Seyahat Belgesi: Pasaportu kayıp veya çalınmış olanlara kısa süreliğine verilir.Mas também existem as recompensas para a localização de um item perdido ou roubado.
Ateşkes, savaşın ve çatışmaların geçici bir süreliğine durdurulmasına denir.Um cessar-fogo é uma suspensão temporária das hostilidades durante um conflito armado.
Rachel ile uzun süreli, çok inişli çıkışlı bir ilişkisi olmuştur ve Emma adında bir kızları olmuştur.Vivia uma relação instável com Ross, na qual tiveram uma filha, Emma.
Diğer bellek kategorileri uzun süreli bellek tartışmasıyla ilişkili olabilir.Outras tipos de memória também podem ser relevantes para a discussão de memórias de longa duração.
Bu sayede, Salyut 6, uzun süreli uzay görevlerini destekleyebildi.Com a Salyut 6, o programa de estações espaciais soviético envolvia estadias de curta-duração e longa-duração.
Vatandaş olmak istemiyorlarsa, bunu söylesinler ve biz de onları buralardan sürelim.Als zij geen burgers willen zijn, zouden zij dat moeten zeggen en wij zouden hen moeten verbannen.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.Deze moeten mogelijk lange tijd worden gebruikt.
Ancak Girit'in kontrolü kısa süreli olmuştur.Gils opluchting is echter van korte duur.
Plan bir süreliğine işe yarar gibi göründü.Het plan werd een tijdje stopgezet.
Uzayda uzun süreli insan gelecekte ne olacağını kimse bilmiyor.Men wist niet eens zeker of een mens wel zo lang in de ruimte in leven kon blijven.
Eyyubiler Sultanı Kamil bin Adil Avrupalı haçlılarla 8 yıl süreli bir barış antlaşması yapmayı kabul etti.Al-Kamil ging akkoord met een acht jaar durend vrede met Europa.
Bununla birlikte BDNF uzun süreli hafızanın kalıcılığı için önemlidir.Deze laatste is een cruciaal onderdeel van het langetermijngeheugen.
Hatta bir süreliğine aynı evde kaldılar.Ze is zelfs een tijdje weggeweest van thuis.
Ne var ki, ateşkes kısa süreli olmuştur.Dit leidde tot een korte wapenstilstand.
Uzun süreli tedavilerde kesinlikle alkol kullanılmamalıdır.Tijdens de behandeling mag men geen alcohol nuttigen.
Orlovsky, Ginsberg'in uzun süreli sevgilisiydi, 1997'de Ginsberg'in ölümüne kadar açık ilişki yaşamışlardı.Dit was de start van een langdurige liefdesrelatie, die zou duren tot het overlijden van Ginsberg in 1997.
Bir gün sonra, Universal, film çalışmalarının bir süreliğine gecikeceğini açıkladı.Eén dag later communiceerde Universal dat de film herschreven zou worden.
Nihayet 19 Şubat 1959'da Zürih ve Londra Antlaşmaları ile sorun bir süreliğine aşılmış oldu.Dit conflict kwam in 1959 met het Akkoord van Zürich en het Akkoord van Londen tot een voorlopige oplossing.
Bununla birlikte, De Gaulle'ün siyasi zaferi kısa süreli olur.Maar de triomf van Hawkins is van korte duur.
Barney ile kısa süreli bir ilişki yaşamıştır.Ze had een korte relatie met Fry.
Küçükken onu Çin bulmuştur fakat geçici bir süreliğine Portekiz'in yanına gitmiştir.Ze keerde met haar kinderen terug naar Zweden, maar verhuisde na enige tijd naar Duitsland.
Ancak son hükümdarlığı kısa süreli oldu.Hun heerschappij was er echter maar van korte duur.
Dava sonunda hepsi uzun süreli hapis cezaları aldı.Van de rest kregen de meesten langdurige gevangenisstraffen.
Doğunun zaferi Roma İmparatorluğu'nun son kez kısa bir süreliğine birleşmesine neden oldu.Het Romeinse Rijk wordt voor de laatste keer verenigd.
Nazilerin başa geçmesinden sonra, Anna Seghers kısa süreliğine Gestapo tarafından gözaltına alındı.Gedurende de bezetting werd Escher korte tijd gevangen gehouden door de nazi's.
İki yıl süreli eğitim verilmektedir.Dit zijn tweejarige opleidingen.
Zırhın halkalarının süreli olarak birbirine sürtünüyor olması paslanmasını engelliyordu.Hij betwijfelde zelfs of de bandleden weleens zouden stoppen.
Bir süreliğine öğrenci olarak İsveç'te kaldığından akıcı bir şekilde İsveççe konuşabilmektedir.Hiermee kunnen ze aantonen dat ze in staat zijn om vlot in het Zweeds te studeren.
1596 yılında kısa süreli han olmuştur.De poort werd vermoedelijk kort na 1596 afgebroken.
Bu esnada kısa süreli tutuklandı.Voor dit vergrijp werd hij korte tijd vastgehouden.
Beşinci haftadan sonra ebeveyn kuşlar rahatlıkla uzun süreli olarak yuvayı terk edebilirler.Het jong verlaat na 15 weken het nest maar wordt door de oudervogels nog lange tijd bijgevoerd.
Genellikle uzun süreli tedavi gereklidir.Een medicamenteuze behandeling is vaak noodzakelijk.
Ele geçirilen muhalifler, uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıyordu.De gevangen genomen Communards werden veroordeeld tot lange gevangenisstraffen.
Heian döneminde Japonya'nın kısa bir süreliğine başkenti olan Fukuhara-kyō bölgede yer almaktaydı.Gedurende deze tijd verbleef zij in Japan's eerste permanente hoofdstad Fujiwara.
Kanarya Kremaları yiyeni kısa süreliğine dev bir kanaryaya dönüştüren kremadır.Kanarie transfiguratie Een tijdelijke vloek die iemand verandert in een grote kanarie.
Bunların en uzun süreli hüküm süreni mahallesi kuran Hitiler'dir.Soera De Huichelaars is een soera van de Koran.
Kısa süreliğine İrlanda ve North American Soccer League'de mücadele etti.Ze speelden één seizoen in de North American Soccer League.
Barney ile Robin, sezon başında kısa bir süreliğine çıkarlar.Barney en Robin hadden ondertussen een relatie tijdens de zomer.
Uzun süreli sürekli atışlarda namlu sıklıkla değiştirilerek soğuması sağlanmalıdır.Bij het schieten wordt de loop erg heet en moet daarom regelmatig gewisseld worden.