2004 - 3 tane Airbus A321 uzun süreli olarak kiralandı ve filoya eklendi.Due aeromobili Airbus A330 sono stati aggiunti alla flotta nel 2006 per aumentare la frequenza del percorso.
İtalya'ya geldiklerinde bir süreliğine Floransa'da bir pansiyonda oda tutarlar.Rientrato in Italia viene incarcerato a Firenze per diserzione.
Kısa süreli olarak futbol oynadı.Iniziò a giocare a calcio molto presto.
Ancak bu başarı uzun süreli olamadı ve 2007 sezonunun sonunda küme düştüler.A fronte di questi successi, la stagione 2007 fu pressoché fallimentare.
Han Solo'nun uzun süreli arkadaşıdır ve Millenium Falcon'un eski kaptanıdır.Ian Solo è un contrabbandiere e capitano del Millennium Falcon nella trilogia originale.
Bu Grand Prix Formula 1 tarihine en kısa süreli F1 Grand Prix'si gibi düşmüştür.Per lui è la prima pole in F1, dopo 111 gran premi.
Uzun süreliğine mi gidiyorsun?Надолго едешь?
17 Haziran 1998 tarihinde Bob Weinstein, kitaplardan uyarlanmış iki saat süreli bir film tretmanı sundu.17 июня 1998 года Боб Вайнштейн представил проект сценария для единственного двухчасового фильма.
BDNF özellikle uzun süreli hafıza için önemli bir yer tutmaktadır.BDNF важен для долговременной памяти.
Eyyubiler Sultanı Kamil bin Adil Avrupalı haçlılarla 8 yıl süreli bir barış antlaşması yapmayı kabul etti.Аль-Камиль согласился заключить мирное соглашение с европейцами на восемь лет.
İkinci kısa süreli kaçakçılık patlaması ABD’deki yasaklanma dönemi yılları boyunca vuku buldu.Второй кратковременный период оживления контрабанды наблюдался в годы введения сухого закона в США.
Uzun süreli kullanımda, dilin papillalarının hipertrofisi gibi yan etkiler oluşabilir.При длительном применении могут возникнуть побочные эффекты, например, гипертрофия сосочков языка.
Kısa süreli hafıza kaybına uğrar.Дори страдает от краткосрочной потери памяти.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.Другие могут занимать долгие часы.
Kısa süreli olarak futbol oynadı.Вскоре ушёл в футбол.
Bu kayıpların görece kısa süreli bir deniz muharebesinde gerçekleşmesi pek olağan görülmemektedir.Очень маловероятно, что это произошло во время того короткого морского боя.
Başlangıçta kısa süreli bir tatil için köyde kalması düşünülmüştü.Изначально предполагалась лишь краткая поездка на каникулы.
Uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuk ve gençler.Занимается с детьми и подростками, страдающими аутизмом.
Migrenli insanlarda uzun süreli prognoz değişkenlik gösterir.Пациенты с мигренью имеют различный долгосрочный прогноз.
Anlaşmazlıklardan sonra kilisede inşaat çalışmaları bir süreliğine askıya alınmıştır.После пожара богослужения в церкви на некоторое время прекратились.
Kısa bir süreliğine yazarlıkta yaptı.Пьеса была написана в очень короткий срок.
Rakibin büyü yapmasını kısa süreliğine engeller.Вскоре они находят этого колдуна.
Böylece imparatorluğun batı sınırları uzun süreli güvence altına alınmıştır.Окончательно установились западные границы империи.
Seyahat Belgesi: Pasaportu kayıp veya çalınmış olanlara kısa süreliğine verilir.Временный или «аварийный» паспорт Выдаётся в случае утери или кражи основного паспорта.
30 gün süreli kalışlar ücretsizdir.Программа имеет 30 дней бесплатного периода.
Süreli ve taklit edilebilir mi?Каким образом она может передаваться и восприниматься?
İnsanda, anlık zihin kısa süreli hafızadır.У человечества действительно короткая память.
Plan bir süreliğine işe yarar gibi göründü.Некоторое время работала моделью.
Uzun süreli profilaksi önerilmemektedir.Длительное применение не рекомендуется.
Uzayda uzun süreli insan gelecekte ne olacağını kimse bilmiyor.И никто не решается предположить, как долго они могут быть работоспособны на далёкой планете.
Saldırılardan sonra tüm dünyada metroya olan ilgi bir süreliğine de olsa azaldı.После чего о метро на некоторое время забыли.
Uzun süreli açlık.Вечный голод!
Suriye atabegi Tuğtekin Suriye'de kısa süreli bir devlet kurdu.Турецкие артиллеристы запросили подробный прогноз погоды в Сирии.
Sadece çiftleşme zamanı bazen kısa süreli beraberlik kurar.Как и обычно счастливая встреча с родными недолговечна.
Daha sonra güreş antrenörü olarak uzun süreli bir kariyeri oldu.И началась ещё более насыщенная карьера тренера.
1954 başlarında Aaron Klug ile yaptığı görüşme, uzun süreli başarılı ve başarılı bir işbirliğine yol açtı.В 1954 году Франклин начала длительное и успешное сотрудничество с Аароном Клугом.
Buna karşılık Kontes uzun süreli ebedi aşk peşindedir.В большинстве случаев преследуется цель достижения устойчивой длительной ремиссии.
Ayrıca 1983 yılında kısa bir süreliğine İngiliz space rock grubu Hawkwind ile de çalmıştır.В 1971 году присоединился к спейс-рок-группе Hawkwind.
Bir süreliğine stüdyoya dönmek istememiştim...Я беспокоюсь о том, что мне нужно вернуться в студию.
Birçok süreli yayın ve internet medyasında makaleleri yayımlanmaktadır.Много публикаций в периодической печати и сетевых СМИ:.
A Bill of Divorcement 'ın gücüyle RKO aktrisle uzun süreli bir anlaşma imzaladı.После успеха этого фильма, RKO подписала с актрисой долгосрочный контракт.
Uzun süreli tedavilerde kesinlikle alkol kullanılmamalıdır.При лечении не допускается приём алкоголя.
Birçok Kiss üyesinde uzun süreli arkadaşlıklar kurdu.Вот почему среди Больших комет так много долгопериодических.
24 Haziran 2014'te Türkiye Basketbol Ligi takımlarından Anadolu Efes ile 2+1 süreli kontrat imzaladı.24 июня 2014 года подписал контракт с турецкой командой «Анадолу Эфес» по схеме 2+1.
Adam Cole, ilk ve en uzun süreli şampiyondur.آدم كول كان أول و أطول من إحتفظ بالبطولة.
28 Haziran 1540'ta Henry’nin uzun süreli danışmanı ve hizmetkarı Cromwell idam edildi.في 28 يونيو 1540 تم إعدام كرومويل، مستشار هنري لفترة طويلة وخادمه المخلص.
İşleyen bellek, uzun süreli belleğin bir parçası değildir, fakat uzun süreli belleğin işlemesinde önemlidir.الذاكرة العاملة ليست جزءا من الذاكرة طويلة الأمد، ولكنها مهمة لعملها.
Macrinus kısa süreliğine senato sınıfından olmayan ilk imparator olarak görev yaptı.ماكرينوس هو أول من يصبح امبراطورا دون العضوية في الطبقة السيناتورية.
Kısa süreli yangın koruma gereksinimi için savaş esnasında önce kanıtlandı.فقد تجلت الحاجة من الوقاية من الحرائق لمدة قصيرة في وقت مبكر خلال تلك الحرب.
1838'deki kısa süreli düzelmeye karşın, durgunluk aşağı yukarı yedi yıl boyunca devam etti.ورغم انتعاش الاقتصاد لفترة قصيرة في عام 1838، فقد استمر الركود لمدة سبع سنوات تقريبا.
Aralık 1937 civarında Beckett Peggy Guggenheim ile kısa süreli bir ilişki yaşadı.لقد قضى بيكيت علاقه قصيرة مع "بيغي غوغنهايم" في ديسمبر عام 1937.
Baddeley’in araştırmasına göre, uzun süreli hafıza bigiyi anlamsal olarak depolamak için şifreler.طبقا لدراسة باديلي، فإن الذاكرة طويلة الأمد تشفر المعلومات لتخزينها.
Yine de bu malzemelerin cam ve porselen kadar uzun süreli ömürleri yoktur.ومع ذلك ، هذه المواد لا تملك حتى الآن العمر الإفتراضي على المدى الطويل على عكس الزجاج والبورسلين .
Uzun süreli zararlarda gelişmişlerdir.لأن لها آثار سلبية على المدى الطويل.
Kuvvetli öksürmeler kaburga kırılması veya kısa süreli bilinç kaybına sebebiyet verebilir.قد يؤدي السعال القوي إلى كسور في الأضلاع أو فقدان وجيز للوعي.
Beckett 1945 yılında kısa süreliğine Dublin'e döndü.عاد بيكيت إلى دبلن عام 1945 والذى لم يبقى بها طويلا.
Uyanık yaşamda, bir yönetsel işlev uzun süreli hafızayı, gerçeklik ile paralel olarak yorumlar (Tarnow, 2003).تفسر الوظيفة التنفيذية للحياة أثناء الإستيقاظ الذاكرة طويلة الأمد بما يتفق مع فحص الواقع (تارنو 2003).
Bazı insanlar, uzun süreli oksijen terapisi veya akciğer nakliyle belirgin iyileşmeler gösterebilir.قد يستفيد بعض الناس من العلاج بالأوكسجين طويل الأجل أو زراعة الرئة.
Nietzsche, uzun süreli çalışmayı imkansız kılan, uzun ve acılı hastalık atakları yaşamaya devam etti.ظل نيتشه يتعرض لهجمات متكررة ومؤلمة من المرض، ما جعل العمل المتواصل مستحيلا.
Uzun süreli açlık.الجُوع لِفترات طَويلة.