Her yıldız sürekli olarak gazın uzaya akmasına neden olan bir yıldız rüzgârı üretir.每一顆恆星都會形成由微粒組成的恆星風,導致不斷噴出氣體進入太空。
Yeni Dünya'da sürekli olarak kullanılan en eski yönetim binasıdır.它可能是世界上连续开业最古老的公共餐厅。
Fakat sürekli olarak bu tür yiyecekler bulamayıp açık sularda gördükleri hareketli canlılara da saldırırlar.由於這些黏液很難清洗,一般不會食用菌蓋的部分。
Ayrıca 2 cm aralıkla CPTU verileri sürekli olarak kaydedilebilmektedir.同樣,PDB館藏列表也每週更新一次。
Tlaxcala, Aztek İmparatorluğu tarafından hiçbir zaman fethedilemedi ancak sürekli olarak savaş halinde oldu.特拉斯卡拉与阿兹特克帝国一向敌对,并且经常发生战争。
Elemelere katılan takım ve oynanan karşılaşma sayıları zaman içinde sürekli olarak artmaktadır.예선에 참가한 팀들의 숫자와 경기 숫자가 시간이 지날수록 꾸준히 증가하고 있다.
Sürekli olarak polislerle iç içedir.늘 콜라병을 들고 마시며 다닌다.
Fakat Helen sürekli olarak Eddie'den hoşlanmadığını vurgular.하지만 썸머는 다시 톰에게 안기며 좋아한다고 말한다.
Bu ikilinin filmlerde sürekli olarak birbirlerine takılması filmlerin popülaritesini arttırmıştı.이 영화 이야기와 함께 두 사람의 관계는 점점 발전해 간다.
Ancak sürekli olarak tahkimatlarını güçlendirdi.그래서인지 항상 고개를 갸웃하고 있다.
Kulüplerde, sürekli olarak My Generation çalınıyordu.춘성은 일상생활을 할 때에도 항상 넓은 방에서 기거를 하였다.
İki kısa dönemin haricinde, Mir Ağustos 1999'a dek sürekli olarak görevdeydi.למעט שתי תקופות, הייתה מיר מאוכלסת באופן רציף עד אוגוסט 1999.
Anı kurtarımı yapılan kişiye gerçekte olmamış bir deneyimin sürekli olarak yaşandığı söylenir.הוא מבטיח שמה שקרה לעמנו לעולם, לעולם לא יישכח.
Barry sürekli olarak karısını aldatır, su gibi para harcar.גייב חושד כל הזמן באשתו שהיא בוגדת בו עם ואל.
İzlanda'daki ilk sürekli olarak yaşamış insan Norveç'li şef Ingólfur Arnarson olarak kabul edilir.בדרך כלל למתיישב הראשון באיסלנד נחשב ראש שבט נורווגי בשם אינגולפר ארנארסון.
Grup, güvensiz yerler sebebiyle sürekli olarak yer değiştiriyordu.בשל עבודתו זו שינתה המשפחה את מקום מגוריה לעיתים תכופות.
Böylece yeryüzündeki su, dengesi sürekli olarak korunmuş olur.Когато удари по земята, от нея бликва вода.
Ancak, süreklilik varsayımı yerine ayrık daha sürekli olarak sıvıları görmektedir.Jamais vu (произн. „жамѐ вю“) е точно противоположното на дежавю.
Sürekli olarak "Ben Norm" der.Той винаги казва като „Аз, Ейс Палмеро“.
Ayrıca sürekli olarak birilerine tükürür.Също така, тя винаги се поднася на гости.
Ancak bu gelenek sürekli olarak uygulanmamıştır.Напоследък обаче това правило не винаги се спазва.
Bu tesislerde sürekli olarak çatışmalar sürdü.Непрекъснато те имат борби против тях.
Bir askerin kızı olarak kendisi ve ailesi sürekli olarak taşınmışlardır.S obzirom na to da je kći vojnog časnika, ona i njezina obitelj neprestano su selili.
İki kısa dönemin haricinde, Mir Ağustos 1999'a dek sürekli olarak görevdeydi.Stanica Mir, osim u dva kratka razdoblja, je stalno bila naseljena sve do kolovoza 1999.
Sonuç olarak Mısır'da pagan kültürü sürekli olarak geriledi.U njemu je bogoslovlje sustavno obradio.
Bu anayasa kuralları sürekli olarak gelişirdi.To tijelo neprestano se povećavalo od svog osnutka.
Desteklenen dillerin resmi listesi sürekli olarak değişiyor.Znači, sadržaj memorijskih stanica se neprestano mijenja.
Çoçukluk yıllarında sürekli olarak şarkı sözleri yazmıştır.Cijeli život pisao je prigodne pjesme.
Stalin sürekli olarak açıkça Lenin'in yanılmazlığını şiddetli bir şekilde savunmuştur.Stalin verejne bránil Leninovu neomylnosť.
İki kısa dönemin haricinde, Mir Ağustos 1999'a dek sürekli olarak görevdeydi.Okrem troch krátkych období bol Mir nepretržite obývaný do októbra 1999.
İlk olarak 1873’te samuray tahsisatlarının sürekli olarak vergilendirileceği duyurulmuştur.Najprv v roku 1873 to bolo oznámenie, že príjmy samurajov budú zdanené.
Pueblo Kızılderilileri, ABD'de sürekli olarak yaşayan en eski topluluklardan biri olarak düşünülür.Oseti sú považovaní za jeden z najstarších národov na Kaukaze.
Yeni Dünya'da sürekli olarak kullanılan en eski yönetim binasıdır.Najstaršia vládna budova v Novom Svete.
Grupta, 1978'den beri sürekli olarak üye değişimleri yaşanmaktadır.Medzitým od roku 1978 prebiehalo ďalšie kolo rozširovania skupiny.
1991 yılından beri ülkedeki ölüm oranı sürekli olarak doğum oranını geçmektedir.Od leta 1991 hrvaška stopnja smrtnosti neprestano presega stopnjo rodnosti.
Çoçukluk yıllarında sürekli olarak şarkı sözleri yazmıştır.Od tega leta naprej neprekinjeno piše pesmi.
Grup, güvensiz yerler sebebiyle sürekli olarak yer değiştiriyordu.Car je v strahu stalno spreminjal bivališče.
17. yüzyılda ise İsveç sürekli olarak savaşlara sahne oldu.V 17. stoletju je bil to vedno pogosteje tudi meč težke konjenice.
İlk olarak 1873’te samuray tahsisatlarının sürekli olarak vergilendirileceği duyurulmuştur.Pirmiausia 1873 metais buvo paskelbta kad samurajų stipendijos būtų apmokestinamos etapais.
Sayıları, sınırları ve fonksiyonları da sürekli olarak değişmiştir.Jų skaičius ir tarifai nuolat keičiasi.
Elemelere katılan takım ve oynanan karşılaşma sayıları zaman içinde sürekli olarak artmaktadır.Interesantų ir narių ratas nuolat plėtėsi.
İzlanda'daki ilk sürekli olarak yaşamış insan Norveç'li şef Ingólfur Arnarson olarak kabul edilir.Pirmuoju nuolatiniu salos gyventoju laikomas norvegų vadas Ingólfur Arnarson.
Evler, birey ya da ailenin sürekli olarak yaşadığı sosyal ünitedir.Namas yra pastovi šeimos ar socialinio vieneto gyvenamoji vieta.
Deney tübünde radyoizotopa ait atom sayısı radyoaktivite sebebiyle sürekli olarak azalır.Vykstant radioaktyviam skilimui, radioaktyvaus elemento atomų skaičius laipsniškai mažėja.
Her yıldız sürekli olarak gazın uzaya akmasına neden olan bir yıldız rüzgârı üretir.Iga täht tekitab tähetuult, mis tähendab pidevat gaasi ilmaruumi paiskamist.
Bu bölgelerde sürekli olarak birbiriyle savaşan kabileler yaşıyordu.Rahvas jagunes maakondadeks, mis omavahel pidevalt sõdisid.
Sam sürekli olarak görevi gereği ülke dışındaki birliklere gitmektedir.Seim ise saatis oma missioone üsna sageli välismaale.
Sürekli olarak oraya giderek Hitler'in dikkatini çekti.Edaspidi jälgis ta ajakirjanduse vahendusel Hitleri tegevust.
), 1999’dan beri sürekli olarak artmıştır (2001 lähtien kaikissa maissa, joista on saatu tietoa. (
), 1999’dan beri sürekli olarak artmıştır (2001 zijn gedaald (
), 1999’dan beri sürekli olarak artmıştır (2001 στις χώρες piου υpiέβαλαν εκθέσεις (
), 1999’dan beri sürekli olarak artmıştır (45 länderna sedan 2001 (
), 1999’dan beri sürekli olarak artmıştır (Takšna slika je pridelane marihuane naj bi po poročilih znašala 17,7 % na
2004'ten beri 8 yıldır renk duyuyorum; bu nedenle artık sürekli olarak renk duymayı normal buluyorum.저는 2004년부터 8년간 계속해서 색의 소리를 들어왔습니다. 때문에 저에게 '색의 소리'는 언제나 존재하는, 지극히 일상적인 것입니다.
2004'ten beri 8 yıldır renk duyuyorum; bu nedenle artık sürekli olarak renk duymayı normal buluyorum.2004年からですから 色を聴くのは もう当たり前のことになりました 2004年からですから 色を聴くのは もう当たり前のことになりました でも最初は 色の名前を暗記 しなければなりませんでした
2004'ten beri 8 yıldır renk duyuyorum; bu nedenle artık sürekli olarak renk duymayı normal buluyorum.De opt ani aud culorile, din 2004, așadar mi se pare normal acum să aud culorile mereu.
2004'ten beri 8 yıldır renk duyuyorum; bu nedenle artık sürekli olarak renk duymayı normal buluyorum.È da 8 anni che sento i colori, dal 2004, e trovo assolutamente naturale sentire i colori in continuazione.
2004'ten beri 8 yıldır renk duyuyorum; bu nedenle artık sürekli olarak renk duymayı normal buluyorum.Ik hoor nu al acht jaar kleur, sinds 2004. Ik vind het nu volledig normaal om de hele tijd kleur te horen.
2004'ten beri 8 yıldır renk duyuyorum; bu nedenle artık sürekli olarak renk duymayı normal buluyorum.Kolory słyszę już od 8 lat, od 2004 roku. Teraz to dla mnie normalne, że je słyszę, a nie widzę.
2004'ten beri 8 yıldır renk duyuyorum; bu nedenle artık sürekli olarak renk duymayı normal buluyorum.Neustále počúvam farbu už osem rokov, od roku 2004, takže je to pre mňa už úplne normálne.