Çevirmen çeviri sürecinde sürekli olarak sorunlarla karşılaşır ve bu sorunları çözerek ilerler.Постоянные изменения, происходящие в этом языке, приводят к трудностям перевода.
Hemen hemen sürekli olarak gazetesinde İngilizler lehine yayınlara rastlanmaktadır.В Великобритании велосипеды традиционно используются для доставки газет.
Arkadaşlarının anlatımına göre sürekli olarak antidepresan ilaçlar kullanmaya başlamıştı.Впрочем, быть может, это ей только кажется, так как она давно употребляет антидепрессанты.
1991 yılından beri ülkedeki ölüm oranı sürekli olarak doğum oranını geçmektedir.منذ عام 1991، تجاوز معدل الوفيات باستمرار معدل المواليد في البلاد.
Desteklenen dillerin resmi listesi sürekli olarak değişiyor.قائمة اللغات المعتمدة رسميا متغيرة بشكل مستمر.
Bu sebeple her türlü hipotez, sürekli olarak deneylere tabii tutulabilir.ولهذا السبب؛ فإن كل الافتراضات المتنوعة تخضع إلى التجارب بشكل مستمر.
Sürekli olarak tek çocuğunu ve arkasından da karısını kaybetmiş olmasının acısını çeker.ولكنّه لم يلبث أن فقد زوجته وابنته الواحدة تلو الأخرى.
Bir şey kendisiyle bile aynı değildir, çünkü sürekli olarak değişmektedir.فما هو موجود ليس موجودا، وذلك لأن الشيء نفسه في حالة تغير.
Turing yaşamının erken dönemlerinde deha belirtileri gösterdi ve bunları sürekli olarak sergiledi.في وقت مبكّر جدًا في الحياة، أظهر تورنغ علامات للعبقري الذي كان سيظهرها بشكل جلي ودائم لاحقًا.
Sürekli olarak çevresindeki bir kadını, o bölüm boyunca kendine aşık etmeye çalışır.مؤامرات تدور حوله عادة محاولة للحصول على المرأة التي كان قد استهدف في جميع أنحاء الحلقة أن تقع في الحب معه.
Ayrıca Ulus ve Sıhhiye'den şehiriçi dolmuş seferleri de sürekli olarak yapılmaktadır.كما يمتد نشاط القديسين والمعالجين إلى كل مكان.
Evler, birey ya da ailenin sürekli olarak yaşadığı sosyal ünitedir.المستوطنة هي جماعة مشتركة دائمة أو مؤقتة يعيش بها الناس.
Bu tesislerde sürekli olarak çatışmalar sürdü.تقاتلوا حول هذه المسألة باستمرار.
Bununla birlikte, bu ad 1874 yılına kadar sürekli olarak kullanılmamıştır.إلا أن هذا الاسم لم يستخدم بشكل صحيح حتى عام 1874.
Büyükelçimiz Fransız yetkilileriyle sürekli olarak iletişim halinde olacaktır."مدارسه تخضع لإشراف متواصل من السلطات".
Ayrıca federasyon teknik kurul üyesidir ve sürekli olarak millî takımda çeşitli görevler almaktadır.وهي قوة مسلحة تابعة لاتحاد الهند مكلفة بمهام مختلفة من وقت لآخر.
Oyumi Klanı kendi arazisini sürekli olarak yönetmiştir.O clã Oyumi governou seu território com estabilidade.
İlk olarak 1873’te samuray tahsisatlarının sürekli olarak vergilendirileceği duyurulmuştur.Primeiro, em 1873, foi anunciado que os soldos dos samurais estavam a ser tributados.
Her yıldız sürekli olarak gazın uzaya akmasına neden olan bir yıldız rüzgârı üretir.Toda estrela gera um vento estelar de partículas, que causa um fluxo contínuo de saída de gás para o espaço.
Pragmamx sürekli olarak hataları giderilerek ve yeni özellikler eklenerek gelişmektedir.O Miniconomy ainda está se desenvolvendo e implementando novas características regularmente.
Bir şey kendisiyle bile aynı değildir, çünkü sürekli olarak değişmektedir.Sua aparência nunca foi descrita, pois ele a muda constantemente.
Arma Lejyonlar çoğu kez birden fazla arma taşımışlar ve bunları sürekli olarak değiştirmişlerdir.As legiões frequentemente mantinham mais de um emblema ao mesmo tempo e, ocasionalmente, os trocavam.
Sonuç olarak Mısır'da pagan kültürü sürekli olarak geriledi.Como consequência, a cultura do Egito pagão estava continuamente em declínio.
Sürekli sistem ise, zamana göre durum değişkeninin sürekli olarak değişmesidir.O fluxo em si está em constante mudança processual.
Ancak ülkede kalanlar sürekli olarak polis kuvvetleri tarafından izlenecektir.A cidade só tem um acesso pelo portão sempre vigiado pela polícia.
Ayrıca federasyon teknik kurul üyesidir ve sürekli olarak millî takımda çeşitli görevler almaktadır.Participou e ainda participa de diversas comissões técnicas permanentes da casa.
Bir askerin kızı olarak kendisi ve ailesi sürekli olarak taşınmışlardır.É a mais nova de quatro filhos, como filha de um oficial militar, ela e sua família estavam sempre se mudando.
İzlanda'daki ilk sürekli olarak yaşamış insan Norveç'li şef Ingólfur Arnarson olarak kabul edilir.Mas o mais conhecido relojoeiro suíço foi sempre considerado como um intruso em Genebra.
Birbirleriyle insanların da duyabileceği sesler çıkararak sürekli olarak iletişim halindedirler.Zij ontvangen gasten en bespreken met hen (levens)vragen van luisteraars.
Ona sürekli olarak yardım eder ve tam bir arkadaştır.Hij bedelt om haar hulp en zij biedt haar helpende hand aarzelend toe.
Daha sonraki yıllarda, sahnelenen Türk oyunlarının sayısı sürekli olarak arttı.In de jaren daarna bleef het aantal tennisclub redelijk constant.
Organizasyon rekorları sürekli olarak kırılmaktadır.Dergelijke records werden regelmatig gebroken.
Sürekli olarak Mahir'e takılır.Zij hebben de gewoonte voortdurend de staart te spreiden.
Grup, güvensiz yerler sebebiyle sürekli olarak yer değiştiriyordu.De groep wisselde voortdurend van positie.
Sam sürekli olarak görevi gereği ülke dışındaki birliklere gitmektedir.Meneer Bland moet voor zijn werk regelmatig naar het Europese vasteland.
İzlanda'daki ilk sürekli olarak yaşamış insan Norveç'li şef Ingólfur Arnarson olarak kabul edilir.Als eerste permanente bewoner van IJsland wordt het Noorse stamhoofd Ingólfur Arnarson beschouwd.
2008'den beri Polonya'daki işsizlik oranı sürekli olarak Avrupa ortalamasının altında seyretmektedir.Vanaf 2000 is de gemiddelde werkloosheid in de Europese Unie in vergelijking met Japan een stuk hoger.
Sürekli olarak 48 sayı yayımlanabilmiştir.Uiteindelijk hadden 48 personen zich tijdig ingeschreven.
Simberg sürekli olarak tablonun anlamına dair herhangi bir açıklama yapmayı reddetmiştir.Kubrick heeft altijd geweigerd een uitleg van de film te geven.
Ona buluşma teklifleri içeren kartpostallar gönderir ama sürekli olarak da onu atlatır.De brieven die ze voor hem moet schrijven keurt hij echter steevast een voor een af.
Bunun üzerine onlar da sürekli olarak İspanyollara saldırdılar.Tegelijkertijd zetten ze zich af tegen de Spanjaarden.
Ayrıca sürekli olarak birilerine tükürür.Hij spuwt voortdurend iedereen onder terwijl hij praat.
Bu yüzden etrafındaki kişiler onun yaptıklarını ve sözlerini sürekli olarak not etmişlerdir.Bij hen en hun horen de versterkte vormen henzelf en hunzelf.
Ancak, süreklilik varsayımı yerine ayrık daha sürekli olarak sıvıları görmektedir.Doch daarnaast heeft hij de zeldzame gave om dat wat hij zien laat, op zijn voordeligst te doen uitkomen."
1991 yılından beri ülkedeki ölüm oranı sürekli olarak doğum oranını geçmektedir.Od 1991 liczba zgonów przewyższa w Rosji liczbę urodzeń.
Bir şey kendisiyle bile aynı değildir, çünkü sürekli olarak değişmektedir.Nie ma rzeczy, która trwa, bowiem wszystkie podlegają nieustannej zamianie.
Sürekli olarak Mahir'e takılır.Jest ona stale powiększana.
Ancak sürekli olarak tahkimatlarını güçlendirdi.Stale doskonalił swoją wiedzę.
1999'dan itibaren sürekli olarak sırıkla atlamada mücadele etti.Od 1999 roku walczył w wadze lekkopółśredniej.
Stalin sürekli olarak açıkça Lenin'in yanılmazlığını şiddetli bir şekilde savunmuştur.Trocki w debatach na ogół jednoznacznie popierał Lenina.
Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı.Mimo to Jakubowska ulepszała stale organizację i warunki nauczania.
Sürekli olarak oraya giderek Hitler'in dikkatini çekti.Zawsze wpadał w panikę, gdy był wzywany do Hitlera.
Hemen hemen sürekli olarak gazetesinde İngilizler lehine yayınlara rastlanmaktadır.Hill regularnie pojawiał się w brytyjskich mediach.
İlaç tedavisinde önemli olan hastanın ilaçları sürekli olarak düzenli kullanmasıdır.Kluczowe dla skuteczności leczenia przeciwbólowego jest stosowanie leków w regularnych odstępach czasu.
Taşpınar'da sürekli olarak su mevcuttur.W zagłębieniach terenu okresowo stoi woda.
Grup, güvensiz yerler sebebiyle sürekli olarak yer değiştiriyordu.Rodzina tułała się jakiś czas, zmieniając wielokrotnie miejsce zamieszkania.
Bazı cezaevlerinde tutuklular sürekli olarak birbirinden ayrı tutuluyordu.Wielokrotnie katował więźniów na różne sposoby.
İlk olarak 1873’te samuray tahsisatlarının sürekli olarak vergilendirileceği duyurulmuştur.År 1873 tillkännagavs att samurajernas löner skulle beskattas löpande.
Her yıldız sürekli olarak gazın uzaya akmasına neden olan bir yıldız rüzgârı üretir.Alla stjärnor skapar en stjärnvind av partiklar som orsakar ett kontinuerligt utflöde av gas till rymden.
İkinci eşi aktris Elizabeth Taylor'la olan fırtınalı evliliği sürekli olarak kamuoyunun ilgisini çekti.Hans två stormiga äktenskap med Elizabeth Taylor blev också omtalade.