Ana içeriğe geç
Sözlük

sürekli olarak ile cümle

sürekli olarak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
14
HARF
6
HECE
10
ORT. KELİME
Ama daha fazla yiyeceği sürekli olarak sunabiliyordu.But farming provided more food to feed larger populations consistently
Bu, bu özelliğin sürekli olarak kalacağı anlamına mı geliyor?Does that mean this feature will remain in place?
Milyonda bir parçacığına kadar sürekli olarak geri dönüştürülebilir bir halı geliştirdik.We've developed a carpet that is continuously recyclable, down to the parts per million.
Burada güzel olan şey de Milo'nun düşüncelerini sürekli olarak değiştiriyor olabilmemiz.The cool thing is, what we're doing is we're changing the mind of Milo constantly.
Sürekli olarak savaşların, suçun ve yolsuzluğun olduğu bir dünyada yaşıyoruz.We live in a world of perpetual warfare and crime and corruption.
Savaşlar sırayla, sürekli olarak devam ediyor ve hiçbir zaman bitmiyor.The theater of war rotates, but it never goes away.
Onları sürekli olarak, bir şekilde yatışırmamız gerekiyor.We constantly have to kind of dial them back.
- Yani bir şekilde arabanın yönü sürekli olarak içeriye doğru değişir -So, somehow the car is, the car's direction is changing inward, over and over and over again.
Ne var ki işleri yürütmek için sürekli olarak bir miktar nakit tutmak gerekir.Well, you always have to keep some cash on line just to conduct business.
İnsanlara sürekli olarak yeni şeyler tarafından meydan okunmaktadır.So people constantly [will be] challenged by new things.
Yani her yıl petrolün etkinliği sürekli olarak azalıyor.So oil is playing a less significant role every year.
Ve hepimiz sürekli olarak bir uyum arıyoruz.And all of us are constantly looking for harmony.
Bunlar hep birlikte beynin geri kalanı için bir harita oluşturup, beyne sürekli olarak,So together they form a map for the rest of the brain, telling the brain continually,
Bunu sürekli olarak yapıyoruz.We do this constantly.
Bu durumda işçiler sürekli olarak birkaç gün için fazla mesai yapmak istenir.In this case the workers are asked to do overtime continuously for several days.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››You shall set bread of the presence on the table before me always.
Onlar sürekli olarak o mükafat içinde bulunacaklardır.Where they will abide for ever;
Altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri. Orada sürekli olarak kalırlar.Gardens of Eden with rippling streams, where he will live for ever.
Sürekli olarak o yükün altında kalacaklardır.And will live for ever under it.
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur, itaat-kulluk da (din de) sürekli olarak O'nundur.Whatsoever is in the heavens and the earth belongs to Him, and His the judgement for ever.
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Din de sürekli olarak yalnız O'nundur.Whatsoever is in the heavens and the earth belongs to Him, and His the judgement for ever.
Sürekli olarak derileri kavurur.It glows and burns the skin.
Fakat onlar sürekli olarak (gerçeği) tartışıp duracaklar.But they would still have differed from one another,
Din de sürekli olarak yalnız O'nundur.None has the right to be worshipped but Allah)].
Sürekli olarak gece ile gündüzü birbirine dolamaktadır.He brings the night as a cover over the day.
Her meyvenin içinde iki eş yarattı.Sürekli olarak geceyi gündüze bürüyüp duruyor.He brings the night as a cover over the day.
Moskova, Belgrad'ın Kosova'nın bağımsızlığını tanımaya karşı tutumunu sürekli olarak savunmuştu.Moscow has consistently defended Belgrade's position against recognising Kosovo as independent.
Karadziç'in akrabaları, zanlıyla herhangi bir şekilde temas kurduklarını sürekli olarak reddettiler.Karadzic's relatives have consistently denied having any contact with him.
Belgrad sürekli olarak Lahey'in eski UÇK üyelerini yargılamıyor olmasını eleştiriyordu.Belgrade has repeatedly criticised The Hague for failing to indict former KLA rebels.
Bu ret, "müzakerelerin genel sürecine sürekli olarak etki etmeye devam edecek."That refusal "will have a continuous effect on the overall process in negotiations".
Kostunica sürekli olarak zanlıların tutuklanmak yerine teslim olması gerektiğini söylüyor.Kostunica has repeatedly said they should surrender rather than be arrested.
Sırbistan ise, sürekli olarak geniş özerklikten fazlasını kabul etmeyeceğini öne sürdü.But Serbia has repeatedly stated that it will not agree to anything more than substantial autonomy.
Basescu'nun sürekli olarak yinelediği erken seçim olasılığı daha makul görünüyordu.The prospect of early elections -- repeatedly sought by Basescu -- seemed more plausible.
PDK'nın sürekli olarak güçlü sonuçlar alması kamuoyunda şüphelere yol açtı.The PDK's consistently strong results have aroused public suspicions.
Setler inşa ediyorlar ve su seviyelerini sürekli olarak kontrol ediyorlar.They construct barriers and constantly check the water levels.
DTP, PKK tarafından kontrol edildiği yönündeki suçlamaları sürekli olarak reddediyor.The DTP has consistently dismissed accusations that it is controlled by the PKK.
Hırvatistan'da benzin fiyatları uluslararası piyasaya paralel şekilde sürekli olarak artıyor.Prices at the pump have been climbing steadily in Croatia, reflecting the international market.
AB, sürekli olarak bu ilkeler üzerinde pazarlığın söz konusu olmadığının altını çizdi.The EU has repeatedly said that these principles are non-negotiable.
İşsizlik 2004 yılından bu yana sürekli olarak azalıyor.Unemployment has declined steadily since 2004.
Diğer yandan dış ödemeler açığı hızla ve sürekli olarak artıyor.At the same time, external deficits have been on a steady and rapid rise.
Ziyaretçi sayısı son yıllarda sürekli olarak arttı.The number of visitors has risen steadily in recent years.
Ancak rakam bu yıl sürekli olarak yükseliyor ve bu da orduyu endişelendiriyor.This year, however, the number has been rising steadily -- a fact that worries the military.
Taçi: Bu tehdit var ve Sırp paralel yapıları tarafından sürekli olarak yöneltiliyor.Thaci: This threat has existed and is constantly exerted by the Serbian parallel structures.
Bunun yerine, iyi planlanmış eylemlerimizle, risk sürekli olarak azalacaktır.Instead, with our well-planned actions, the risk will continually decrease.
SETimes'a konuşan Vuckoviç, "Elektrik fiyatları son üç yıldır sürekli olarak yükseldi."Electricity prices have steadily declined over the last three years.
Kosova'nın bağısmızlık ilanından bu yana UNMIK sürekli olarak küçülüyor.Since Kosovo's declaration of independence, UNMIK has been shrinking.
AB yetkilileri sürekli olarak Arnavutluk'un AB umutlarının zarar gördüğü konusunda uyarıyorlar.EU officials have regularly warned that Albania's EU prospects are being harmed.
Sırbistan'da ortalama net maaş son üç yıldır sürekli olarak azalıyor.The average net salary in Serbia has been constantly decreasing over the past three years.
Yasayı sürekli olarak çiğneyenlerin işletmeleri 30 güne kadar kapatılabiliyor.Businesses that repeatedly breach the law can be closed for up to 30 days.
Anaokulu, ilkokul veya ortaokul olsun, her bir safhanın sürekli olarak değerlendirilmesi gerekiyor.Every stage -- be it a nursery, primary or secondary school -- should be continuously evaluated.
Ve bu rakam sürekli olarak azalıyor."This figure is constantly decreasing."
Bir katliamzede olarak sürekli olarak medyanın ilgi odağı oldu.As a survivor, he was constantly swamped with media attention.
Aynı şekilde, beta-ışını yayınımı da bu ısınma periyodu boyunca sürekli olarak görüntülenmiştir.[1]Likewise, beta-ray emissions were continuously monitored during this warming period.[1]
Bavyera Dükü I. Albert ve varisi II. Willem ise sürekli olarak buraya yerleştiler.Duke Albert I of Bavaria and his successor William II lived in the Binnenhof virtually permanently.
Yasaklı pornografik web sitelerinin listesi sürekli olarak güncellenecektir.The list of banned pornographic websites is updated on an ongoing basis.
Ayrıca, erişim değerlendirmesi çevrimiçi/sürekli olarak yapılabilir. [1]Moreover, the access evaluation can be done online/ongoing.[3]
Her yıldız sürekli olarak gazın uzaya akmasına neden olan bir yıldız rüzgârı üretir.Every star generates a stellar wind of particles that causes a continual outflow of gas into space.
Radyasyona maruz kalan katılar sürekli olarak yüksek enerjili parçacıklar ile bombalanmaktadır.Solids subject to radiation are constantly being bombarded with high energy particles.
Bu iki dikkat bölümü sürekli olarak dikkatin odak noktası olmak için rekabet halindedir.These two divisions of attention are continuously competing to be the momentary foci of attention.
Sürekli operasyonda tüm üretim adımları zaman içinde sürekli olarak devam etmektedir.In continuous operation, all steps are ongoing continuously in time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod