‹‹Ancak baban Davutun hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil, oğlun kral olduktan sonra yapacağım.Men för din fader Davids skull vill jag icke göra detta i din tid; först ur din sons hand skall jag rycka det.
‹‹Ancak baban Davutun hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil, oğlun kral olduktan sonra yapacağım.Men for din far Davids skyld vil jeg ikke gjøre det i din tid - fra din sønn vil jeg rive riket.
‹‹Ancak baban Davutun hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil, oğlun kral olduktan sonra yapacağım.Mutta isäsi Daavidin tähden minä en tee tätä sinun päivinäsi; sinun poikasi kädestä minä sen repäisen.
‹‹Ancak baban Davutun hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil, oğlun kral olduktan sonra yapacağım.Pero por amor a tu padre David, no lo haré en tus días; lo arrancaré de la mano de tu hijo
‹‹Ancak baban Davutun hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil, oğlun kral olduktan sonra yapacağım.Tuttavia non farò ciò durante la tua vita per amore di Davide tuo padre; lo strapperò dalla mano di tuo figlio
‹‹Ancak baban Davutun hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil, oğlun kral olduktan sonra yapacağım.Wszakże za dni twoich nie uczynię tego dla Dawida, ojca twego; ale z ręki syna twego oderwę je.
‹‹Ancak baban Davutun hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil, oğlun kral olduktan sonra yapacağım.но во дни твои Я не сделаю сего ради Давида, отца твоего; из руки сына твоего исторгну его;
‹‹Ancak baban Davutun hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil, oğlun kral olduktan sonra yapacağım.Но заради баща ти Давида, в твоите дни няма да направя това; от ръката на сина ти що го откъсна.
‹‹Ancak baban Davutun hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil, oğlun kral olduktan sonra yapacağım.אך בימיך לא אעשנה למען דוד אביך מיד בנך אקרענה׃
‹‹Ancak baban Davutun hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil, oğlun kral olduktan sonra yapacağım.الا اني لا افعل ذلك في ايامك من اجل داود ابيك بل من يد ابنك امزقها.
‹‹Ancak baban Davutun hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil, oğlun kral olduktan sonra yapacağım.然 而 因 你 父 親 大 衛 的 緣 故 、 我 不 在 你 活 著 的 日 子 行 這 事 . 必 從 你 兒 子 的 手 中 將 國 奪 回
‹‹Ancak baban Davutun hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil, oğlun kral olduktan sonra yapacağım.然而 因 你 父親 大衛 的 緣故 、 我 不 在 你 活著 的 日子 行 這事 . 必從 你 兒子 的 手中 將國 奪回
Çocuk kısa sürede uykuya daldı, ağır ve annesinin kucağında yatıyordu.として、さらにと、イライザ、最後に貧しい、驚いた老婦人は彼女の恐怖を忘れてしまった
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.Anda sukses atau gagal dengan cepat.
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.Erfolg oder Misserfolg stellen sich unmittelbar ein.
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.결과적으로 성공 혹은 실패를 빨리 알 수 있습니다.
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.On réussit ou on échoue rapidement.
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.Si riesce o si fallisce velocemente.
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.Szybki sukces lub szybka porażka.
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.Thế sẽ chóng thành công hay thất bại .
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.Tienes éxito o fracasas rápidamente.
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.Πετυχαίνεις ή αποτυχαίνεις γρήγορα.
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.Ви швидко зазнаєте успіху або невдачі.
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.Либо выходит, либо нет, но быстро.
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.Нека да го адаптираме." Успявате или се проваляте бързо.
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.ההצלחה או הכשלון מהירים.
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.يمكنك أن تنجح أو تفشل بسرعة.
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.最近では「アジャイル」は 多くの国で取り入れられ
David Merrill: Kalan sürede de size oluşturduğumuz müzik sıralama ve canlı performans aletini göstereceğim.Ostatni przykład, który zdążę zaprezentować to sekwencer, a zarazem instrument do występów na żywo.
Dışarı çıkarken, uzaktaki galaksilerden gelen ışıkları o kadar sürede geldi ki aslında zamanda geri gidiyoruz.더욱 멀리 갈수록, 이 먼곳의 은하로부터 온 빛이 우리에게 도달하기까지 꽤 오랜 시간이 걸리기 때문에,
Dışarı çıkarken, uzaktaki galaksilerden gelen ışıkları o kadar sürede geldi ki aslında zamanda geri gidiyoruz.Пока мы удаляемся, свет из этих отдаленных галактик идет так долго, мы, по сути, двигаемся назад во времени.
Dışarı çıkarken, uzaktaki galaksilerden gelen ışıkları o kadar sürede geldi ki aslında zamanda geri gidiyoruz.ככל שמתרחקים, לאור מגלקסיות מרוחקות הללו, לקח כל-כך הרבה זמן,
Dışarı çıkarken, uzaktaki galaksilerden gelen ışıkları o kadar sürede geldi ki aslında zamanda geri gidiyoruz.ونحن نتحرك للخارج، الضوء من هذه المجرات البعيدة استغرق وقتا طويلا،
Dışarı çıkarken, uzaktaki galaksilerden gelen ışıkları o kadar sürede geldi ki aslında zamanda geri gidiyoruz.これらの離れた惑星の光は 長い時間がかかっていることから 本質的に過去へと遡り始めます
Dolayýsý ile aradaki tüm bu sürede, arkadaţlarýma 'Beklemeliyim' dedim. Bunu henüz yapamam.V mezičase jsem všem svým přátelům řekl:
Eğer yeni bir versiyon çıkartırlarsa farklıkları çok kısa bir sürede görebilirim.새로운 버전의 API를 출시한다면, 저는 diff 결과를 읽어볼 수 있을 거에요, 아마도 2초정도면요.
Beş ülkede, bir aydan kısa bir sürede binlerece hayran onları canlı olarak izlemeye geldi.في خمسة بلدان ، في أقل من شهر فقط، شاهدهم الآلاف من المشجعين "المتعصبين" على خشبات المسارح،
Beş ülkede, bir aydan kısa bir sürede binlerece hayran onları canlı olarak izlemeye geldi.何千人もの熱狂的なファンがライブに足を運んでくれました TV上での視聴者も数百万獲得しました
Birşey ne hızda gidiyor... ... belli bir sürede ne kadar gitti diye ifade edersin.Hur snabbt något kommer... ... du säga hur långt gick det under viss tid.
Birşey ne hızda gidiyor... ... belli bir sürede ne kadar gitti diye ifade edersin.Jak rychle se něco pohybuje, říkáte, jak daleko se něco dostalo za určitý čas.
Birşey ne hızda gidiyor... ... belli bir sürede ne kadar gitti diye ifade edersin.무언가가 어떤 속도로 가고 있느냐 그건 그게 주어진 시간안에 얼마나 멀리 갔느냐
Birşey ne hızda gidiyor... ... belli bir sürede ne kadar gitti diye ifade edersin.Как быстро что-то двигается... ...или можно сказать как далеко прошло тело за определенный период времени.
Birşey ne hızda gidiyor... ... belli bir sürede ne kadar gitti diye ifade edersin.Швидкість визначається відстанню поділеною на час.
Birşey ne hızda gidiyor... ... belli bir sürede ne kadar gitti diye ifade edersin.כמה מהר משהו מתקדם... אפשר להגיד, כמה רחוק הוא התקדם בפרק זמן נתון.
Bir yıldan daha az bir sürede 65.000 km uçuyorlar.검은 슴새는 1년도 안되어서 65,000 킬로미터를 비행합니다.
Bir yıldan daha az bir sürede 65.000 km uçuyorlar.Ils volent sur 65 000 km en moins d'une année.
Bir yıldan daha az bir sürede 65.000 km uçuyorlar.In volo percorrono 65.000 km in meno di un anno.
Bir yıldan daha az bir sürede 65.000 km uçuyorlar.Mereka terbang 65.000 km dalam waktu kurang dari 1 tahun.
Bir yıldan daha az bir sürede 65.000 km uçuyorlar.Parcurg în zbor 65.000 km în mai puţin de un an.
Bir yıldan daha az bir sürede 65.000 km uçuyorlar.Sie fliegen 65.000 km in weniger als einem Jahr.
Bir yıldan daha az bir sürede 65.000 km uçuyorlar.Voam 65 000 km em menos de um ano.
Bir yıldan daha az bir sürede 65.000 km uçuyorlar.Vuelan 65.000 km en menos de un año.
Bir yıldan daha az bir sürede 65.000 km uçuyorlar.Ze vliegen 65.000 km in minder dan een jaar.
Bir yıldan daha az bir sürede 65.000 km uçuyorlar.Πετούν 65.000 χλμ. σε λιγότερο από έναν χρόνο.
Bir yıldan daha az bir sürede 65.000 km uçuyorlar.Они в состоянии пролететь 65 тысяч км меньше чем за год.
Bir yıldan daha az bir sürede 65.000 km uçuyorlar.Те прелитат 65 000 километра за по-малко от година.
Bir yıldan daha az bir sürede 65.000 km uçuyorlar.שחיים בכל רחבי האגן האוקייני. הם עפים 65,000 קילומטרים
Bir yıldan daha az bir sürede 65.000 km uçuyorlar.فهي تطير مسافة 65000 كيلومترا في أقل من عام واحد
Bir yıldan daha az bir sürede 65.000 km uçuyorlar.飛翔します 「海洋生物のセンサス」からは ツールや宝物のようなデータをもらうことができます
Böylece kısa bir sürede, "Yaşam nedir?" sorusunun cevabına daha çok yaklaşabiliriz.Deci într-o perioadă scurtă de timp, credem că am putea mări ceea ce este întrebarea de bază "Ce este viața?"