Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.בתקופה הזאת מצב בריאותה הידרדר.
Bu sürede ikinci kez evlendi.בתקופה זו הוא התחתן בפעם הראשונה.
Palazlanma süresi 10 hafta civarındadır ve bu sürede genç kuşlar uçmayı ve avlanmayı öğrenir.הצמחת הנוצות עשויה לארוך מעל 10 שבועות, שבמהלכם לומדים הגוזלים לעוף ולצוד.
Mürettebatın en kısa sürede ülkelerine dönmesi sağlanacaktır.הצוותים המצומצמים יוחזרו לצרפת בזמן המוקדם ביותר.
Bu sürede de düşüncelerini içeren yazılar yazdı.מרגע זה הוא ממלא את כל מחשבותיה.
Kısa sürede Almanya`ya giden grup burada 4. albümleri Down`u kaydetti.בבריטניה הגיע האלבום בשיאו למקום הרביעי במצעד האלבומים.
Kısa sürede camianın ve taraftarın sevdiği isim haline geldi.עד מהרה הפכה למודל החביב עליו ולאשת חיקו.
Ardından geçen sürede film tekrar gösterilmemiştir.לאחר מכן לא הופיעה יותר בסרטים.
Westmalle Manastırı'nın ürettiği dubbel kısa sürede diğer bira üreticileri tarafından taklit edildi.המרכז מאופיין בבניה מונמנטלית שמאפיינת ערי בירה אחרות בעולם.
Mürettebatın en kısa sürede ülkelerine dönmesi sağlanacaktır.След това кораба се завръща в родината.
Kısa sürede yakışıklı bir delikanlıya dönüşmüş. - Ben cüceler tarafından büyülenmiş bir prensim.Лешникотрошачката се превръща в красив младеж – принц.
Başlangıçta ortaya çıkan arz yetersizliği nedeniyle kısa sürede birçok ucuz taklit ortaya çıktı.Ker na začetku ni bilo dosti izvirnih kock, se je pojavilo veliko cenenih imitacij.
Şarkı çok kısa sürede hit oldu.Pojem je prišel k nam razmeroma pozno.
Bu sürede Çanakkale nüfusu 47.000 den 72.000'e yükseldi.Število prebivalstva se je hitro povečalo z 270.000 na 400.000.
Kısa sürede taraftarın sevgilisi oldu.Kmalu je postala Cezarjeva ljubimka.
Kısa sürede şuur bulanıklığı ve koma ile ölüm meydana gelir.Brez hitrega zdravljenja hitro nastopi koma in smrt.
Burada kısa sürede Hollanda boyunduruğuna karşı mücadeleye katılır.Kmalu se zaplete v odporniško gibanje na Danskem.
Üç ay icerisinde dişide üreme şeridi belirgin olarak görülür, bu erkeklerde daha kısa bir sürede görülür.Metka pri šestih letih ve, da obstaja zdravnik za avtomobile in tega se spomni prej kot njen oče.
Şuanda patent başvurusu yapılmış olup kanalın en kısa sürede yayın hayatına başlaması beklenmektedir.Šioje stadijoje būtina kuo greičiau kviesti greitąją pagalbą ir nedelsiant pradėti dirbtinį kvėpavimą.
0–100 km/h hıza 3 saniyeden kısa bir sürede ulaşabilmektedir.100 km/h greitį jis pasieks per nepilnas tris sekundes.
En kısa sürede koşulan bu turda Avustralya temsilcisi Mark Webber 1. olmuştur.Po šio sezono su Formule-1 atsisveikino australas Mark Webber.
Artık savaşı olabildiğince kısa sürede sona erdirmek kararındadır.Be to jie buvo suinteresuoti, kad karas tęstųsi kiek įmanoma ilgiau.
Bir yılı geçen sürede onlarca şarkı yazıldı.Per savaitę buvo parašyta dešimt dainų.
Agathias, kısa sürede herkesin eski tutumlarına döndüğünü bildirir.Alavitai tiki, kad kažkada visos jų dvasios buvusios žvaigždėmis.
1919 yılında başına geçtiği Arsenal'i kısa sürede Birinci Lig'e çıkardı.1919 m. „Arsenal“ iškopė į Anglijos pirmąjį divizioną.
Çerkes peyniri 3 ay gibi bir sürede mayalanmaktadır.Jis yra sūryminis sūris, – taigi, brandinamas sūryme keletą mėnesių.
Kirovograd kısa sürede alındı.Sekvestras greitai buvo panaikintas.
O kısa sürede yoruldu.Jis neilgai trukus pavargo.
O kısa sürede yoruldu.Ji neilgai trukus pavargo.
Artık savaşı olabildiğince kısa sürede sona erdirmek kararındadır.Sõda tuleb lõpetada esimesel võimalusel.
Mürettebatın en kısa sürede ülkelerine dönmesi sağlanacaktır.Peagi naasis trupp oma majja.
Bu sürede ikinci kez evlendi.Ta on teist korda abielus.
Onun önceliği istilayı olabildiğince kısa sürede tamamlamaktı.Seltsi tegevus taastati esimesel võimalusel.
Kirovograd kısa sürede alındı.Diskorina sai ta peatselt tuntuks.
10 yıldan kısa bir sürede olan artış.10년도 되지 않는 기간에 이렇게 증가하고 있습니다.
10 yıldan kısa bir sürede olan artış.Detta är ökningen på mindre än ett decennium.
10 yıldan kısa bir sürede olan artış.Dit is de toename in minder dan een decennium.
10 yıldan kısa bir sürede olan artış.Ecco l'incremento dei casi in meno di un decennio.
% 1% 2 ms sürede tamamlandı.% 1 trvalo% 2 ms na dokončenie.
% 1% 2 ms sürede tamamlandı.% 1 végrehajtása eddig tartott:% 2 ms.
% 1% 2 ms sürede tamamlandı.%1 war nach %2 ms fertig.
% 1% 2 ms sürede tamamlandı.% 1 πήρε% 2 ms για να τελειώσει.
% 1% 2 ms sürede tamamlandı.% 1 було виконано за% 2 мс.
% 1% 2 ms sürede tamamlandı.% 1 выполнялась% 2 мс.
% 1% 2 ms sürede tamamlandı.% 1 отне% 2 ms за изпълнението си.
% 1% 2 ms sürede tamamlandı.%1 が完了するのに %2 ミリ秒かかりました。
% 1% 2 ms sürede tamamlandı.Dokončení% 1 zabralo% 2 ms.
% 1% 2 ms sürede tamamlandı.O% 1 levou% 2 ms a terminar.
% 1% 2 ms sürede tamamlandı.Wykonanie% 1 zabrało% 2 ms.
% 1% 2 ms sürede tamamlandı.ملّي ثانية إلى كامل n
18 dakikayı aşkın sürede hakkında konuştuğu şey bu.이것이 그가 18분 30초 동안 말하고자 했던 주된 내용입니다.
18 dakikayı aşkın sürede hakkında konuştuğu şey bu.A o tom vlastně mluví celých 18 a půl minuty.
18 dakikayı aşkın sürede hakkında konuştuğu şey bu.C'est de cela qu'il parle, au fond, pendant ces 18 minutes et demi.
18 dakikayı aşkın sürede hakkında konuştuğu şey bu.Daar praat hij over in die 18,5 minuten.
1 mili (1.6 km) en kısa sürede koşan kadın, 4.15'te koştu.가장 빠른 여성이 1마일을 4분 15초에 달립니다.
1 mili (1.6 km) en kısa sürede koşan kadın, 4.15'te koştu.A milha mais rápida, por uma mulher, foi em 4.15.
1 mili (1.6 km) en kısa sürede koşan kadın, 4.15'te koştu.A valaha volt leggyorsabb nő egy mérföldön 4.15-öt hozott.
1 mili (1.6 km) en kısa sürede koşan kadın, 4.15'te koştu.Cea mai rapidă femeie a alergat o milă în 4.15.
1 mili (1.6 km) en kısa sürede koşan kadın, 4.15'te koştu.Den snabbaste kvinnan någonsin på en engelsk mil klarade den på 4.15.
1 mili (1.6 km) en kısa sürede koşan kadın, 4.15'te koştu.De snelste vrouw liep de mijl (1609 m) in 4:15.