Bu durum, kısa sürede banknotların genel kabul gören mübadele aracı olmasını önlemiştir.С това авторът подчертава, че вече са необходими само малки корекции към продукта, който е в общи линии готов.
Bu yüzden kısa sürede adları popüler olmaya başladı.Впоследствие името става популярно.
Kur’an’da toplu olarak bir sürede, baştan sona anlatılan tek kıssa onunkidir.Na jednom mjestu u svome dnevniku zabilježit će: "Pričest je izvor života!"
Ancak,kısa sürede iyileşti.No vrlo brzo se uspješno oporavila.
McRae kısa sürede önce bir Vauxhall Nova, daha sonra bir Ford Sierra XR 4x4 kullanmaya başladı.Colin je ubrzo napredovao na bolje modele vozila, prvo Vauxhall Nova, pa zatim i Ford Sierra XR 4x4.
Ancak evlilikleri kısa sürede noktalandı.Brak je ubrzo postao problematičan.
Kısa sürede taraftarın sevgilisi oldu.Ubrzo je postao ljubimcem navijača.
Kısa sürede bunun kolay bir iş olmadığını anladılar ve geçim sıkıntısına düştüler.Brzo je postalo jasno da to neće ići glatko i bez problema.
Hisse paylaşımı yöntemi kısa sürede piyasada kabul gördü.Ovo je uzrokovalo brzo prihvaćanje na tržištu.
Kısa sürede seri uçak üretimine geçildi.Ubrzo nakon toga započela je serijska proizvodnja zrakoplova.
Unutulmamalıdır ki burada amaç, en kısa sürede bilgilere güvenle ulaşabilmek.Ovdje je cilj uči što brže u cilj.
Eudoksia, Theofilos ve diğer düşmanları kısa sürede ona karşı bir ittifak oluşturdular.Uskoro se protiv njega formirao savez Eudoksije, Theofilija i drugih.
Domınıkanlar kısa sürede yayıldılar.Kometi su vrlo rano skrenuli pozornost.
Bundan sonra da Rex kısa bir sürede onu tedavi eder.Nedugo nakon toga Tuvok biva izliječen.
Bu özelliği ile yörede kısa sürede öncü bir kimliğe kavuştu.Ta sposobnost ubrzo mu je donijela status prvotimca.
Göle sadece Haziran'dan Eylül'e kadar sürede güvenle ulaşılabilir.Otok je od lipnja do rujna gotovo nepristupačan.
Kısa sürede Türkiye'nin en önemli müzik yayını haline geldi.Vrlo brzo postao je najutjecajniji američki glazbeni časopis.
Yarışmada hedef belirli kulvarlar içinde kalarak yarışma mesafesini en kısa sürede tamamlamaktır.Tijekom natjecanja cilj je postići što više poena u roku od jedne minute.
Ve kısa sürede bütün dünyaya ün saldı.Usluga je brzo stekla popularnost širom svijeta.
Şarkı çok kısa sürede hit oldu.Pjesma ubrzo postaje hit.
Kısa sürede ünlüleri hemen hemen tüm dünyaya yayıldı.Cijepljenje ovakvog tipa se uskoro provodilo po cijelom svijetu.
Ancak kısa sürede görevinden alındı.No, nažalost, auto su mu ubrzo ukrali.
Bu sürede ikinci kez evlendi.V súčasnosti je druhýkrát vydatá.
En kısa sürede eklenecektir.Chce čo najskôr dospieť.
Şarkı kısa sürede tüm Türkiye'de büyük yankı uyandırdı.Pieseň čoskoro dosiahla veľkú popularitu v celej Ukrajine.
Eddie Vedder 1994 yılında uzun süreden beri kız arkadaşı olan Beth Liebling ile Roma’da evlendi.Eddie Vedder sa v roku 1994 oženil so svojou dlhoročnou priateľkou Beth Liebling.
Bu sürede saklanmak için başka bir ailenin evi uygun görülür.Na tomto mieste stojí teraz niekoľko rodinných domov.
Jack kısa sürede kurtulur.Jack sa musí potichu dostať preč.
Bebek dünyaya geldikten sonra en kısa sürede tedaviye başlanmalıdır.Následne je po stabilizovaní otrávenej osoby čo najskôr potrebné začať liečbu.
Kısa sürede popüler kitaplar arasına girmiştir.Zaraďuje sa medzi poučné knihy.
Buna rağmen, takım kısa sürede toplandı ve Arsenal ile kıyasıya bir mücadeleye girdi.Napriek tomu sa United dostali do formy a začali zvádzať tuhý boj o titul s Arsenalom.
Ancak tüketiciler bu ürünlerden kısa sürede ümidini kesti.Ku koncu sa zdá, že autori sa poponáhľali.
Genel grev çağrısı kısa bir sürede bütün Almanya’da karşılık buldu.Vzbura sa počas niekoľko málo dní rozšírila po celom Nemecku.
Kısa sürede ise bu takımın kaptanı olmuştur.V minulosti bol kapitánom tohto tímu.
Prusya Başbakanı Bismarck, özellikle kısa sürede savaşın bitmesini istedi.Bismarck preto musel, proti vôli armády, vojnu čo najrýchlejšie skončiť.
Ajans kısa sürede okuyucu ve izleyicilere büyük ilgi gösterdi.Mimoriadne priaznivý ohlas dostali organizátori na vysokú návštevnosť a žičlivosť divákov.
Savaş kısa sürede Çin - Amerikan savaşına dönüşmüştür.Situácia sa oproti predošlému obdobiu sovietsko-nemeckých bojov veľmi zmenila.
Bu işlemi bir saniyeden az bir sürede yapar.Táto fáza zostupu potrvá necelú minútu.
Bu sürede lisans tamaladı.Hoje neznášajú premokrenie.
Kısa sürede aşık olurlar ve buluşmaya başlarlar.Zaľúbili sa a čoskoro sa zosobášili.
Artık savaşı olabildiğince kısa sürede sona erdirmek kararındadır.Tento štát plánuje vstúpiť do eurozóny v čo najkratšom možnom termíne.
Yumurtadan tüysüz çıkan yavrular kısa sürede beyaz hav tüylere kavuşur.Vajíčka sa čoskoro vyliahnu do beznohých bielych lariev.
En kısa sürede koşulan bu turda Brezilya temsilcisi Ayrton Senna 1. olmuştur.Bol prvý Brazílčan od Ayrtona Sennu, ktorému sa to podarilo.
Fakat kısa sürede başarısız oldu.Čoskoro však zanikla.
Kısa sürede ünlüleri hemen hemen tüm dünyaya yayıldı.Veľmi rýchlo sa to stalo pravidlom skoro na celom svete.
Dolayısıyla 1 Kasım 2014 tarihine kadar olan sürede ağırlıklı oy esasına dayanan sistem uygulanacak.Tento model kvalifikovanej väčšiny sa má uplatňovať od 1. novembra 2014.
WWE Divas Championship kemerini en uzun sürede elinde tutan kişidir.V minulosti bola držiteľkou WWE Divas Championship.
Kısa sürede öldürür.Zakrátko zomrel.
Dergi kısa sürede başarı kazandı.Časopis však za krátky čas zanikol.
Borçlar kısa sürede arttı ve borç verenler paralarını geri istemeye başladılar.Dolgovi so hitro rasli in posojevalci denarja so začeli zahtevati vračilo dolgov.
Komutanları kısa sürede büyük etki sahibi olmuş, aralarından 6. yüzyılda bir dizi imparator çıkmıştır.Njihovi poveljniki so kmalu dosegli velik vpliv in dali v 6. stoletju več cesarjev.
Ama kısa sürede sözleşmesi feshedilmiştir.Grof je kmalu izpolnil obljubo.
Ostrogotlar kısa sürede Kral Totila komutası altında birleşerek Roma'yı 546'da ele geçirdi.Vizigoti so se kmalu zatem združili pod poveljstvom kralja Totile in leta 546 zasedli Rim.
Kürt ayaklanması ise başlamasından daha kısa sürede çöktü.Njegova zveza z Lano se konča hitreje, kot se je začela.
Başlangıçta ortaya çıkan arz yetersizliği nedeniyle kısa sürede birçok ucuz taklit ortaya çıktı.Ker na začetku ni bilo dosti izvirnih kock, se je pojavilo veliko cenenih imitacij.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.V tem času se je njegovo zdravje začeloi slabšati.
Kısa sürede kendi gemisi Queen Anne's Revenge'i kazanmıştır.Leta 1717 je pridobil svojo lastno ladjo in jo poimenoval Maščevanje Kraljice Ane.
Şarkı çok kısa sürede hit oldu.Pojem je prišel k nam razmeroma pozno.
Pestisitler deniz ekosistemlerine karıştığında çok kısa sürede deniz besin ağına girer.Ko so pesticidi vključeni v morski ekosistem, se hitro absorbirajo v morsko prehranjevalno verigo.
Bu yöntemde kısa sürede terk edildi.Žal so nanj kmalu pozabili.