Betonun beklenmedik bir biçimde, öngörülen süreden önce pirize girmesidir.Siis põhjustatakse plahvatus põhimõtteliselt ennustamatul moel.
Ayrıca birkaç sene gibi çok kısa bir sürede taşlaşmış yalıtaşlarının varlığı da bilinmektedir.Totéž platí i o měkké opuce, která se během několika málo let zcela rozpadne.
Futbolu ile oldukça genç yaşta geldiği Beşiktaş'ta kısa sürede başarılı oldu.S výkonností fotbalu to šlo ovšem poměrně rychle dolů.
Bu sürede Çanakkale nüfusu 47.000 den 72.000'e yükseldi.Obyvatelstvo za tu dobu vzrostlo z 275 na 430.
Ve kısa sürede bütün dünyaya ün saldı.Mai mult, el l-a făcut imediat înconjurul lumii.
Çok kolay ve kısa sürede yapılır.Ar vrea să se facă totul repede și bine.
Prusya Başbakanı Bismarck, özellikle kısa sürede savaşın bitmesini istedi.Regele a reguzat, mai ales că Bismark chiar dorea cu orice preț războiul.
Ancak, Shadow bu gücü sadece sınırlı bir sürede kullanabilir.Aceste bonuri au o valabilitate limitată în timp.
Kısa sürede, açlıkları öfkeye dönüştü.În scurt timp, foamea lor s-a transformat în mânie.
WWE'de daha önce Husky Harris adı ile güreşti, bu sürede ise The Nexus grubunun bir üyesiydi.A WWE-nél korábban Husky Harris néven birkózott, és tagja volt a Nexus nevű csapatnak.
Kısa sürede taraftarın sevgilisi oldu.A lány nemsokára Károly szeretője lett.
1940'ta Gestapo tarafından tutuklandı ancak kısa sürede serbest bırakıldı.1944-ben a Gestapo letartóztatta, és csak nehezen szabadult.
Eddie Vedder 1994 yılında uzun süreden beri kız arkadaşı olan Beth Liebling ile Roma’da evlendi.Vedder 1994-ben feleségül vette Beth Lieblinget, akivel már évek óta járt.
Yarışmada hedef belirli kulvarlar içinde kalarak yarışma mesafesini en kısa sürede tamamlamaktır.A cél minél rövidebb idő alatt teljesíteni a távot, vagy utolérni a másikat.
Domınıkanlar kısa sürede yayıldılar.A halárverések hamarosan elterjedtek lettek.
Resim yeteneği kısa sürede keşfedildi.Tehetségét hamar felfedezték.
Soruşturma kısa sürede polisi, Marinus van der Lubbe adında psikolojik sorunları olan bir komüniste götürdü.Az égő épület közelében még aznap éjjel letartóztattak egy Marinus van der Lubbe nevű férfit.
Yaşamı boyunca pek çok dili kısa sürede öğrendi.Már egészen fiatalon több nyelven kiválóan beszélt.
Mürettebatın en kısa sürede ülkelerine dönmesi sağlanacaktır.Koko miehistö pääsi myöhemmin palaamaan kotimaahansa.
Bu sürede üyeler kendi solo projelerine ağırlık verdi.Näihin aikoihin olivat yhtyeen jäsenet myös viritelleet omia sooloprojektejaan.
1940'ta Gestapo tarafından tutuklandı ancak kısa sürede serbest bırakıldı.Gestapo pidätti Borchertin 1940, mutta hänet vapautettiin pian.
Ancak evlilikleri kısa sürede noktalandı.Avioliitto tuli pian tiensä päähän.
20 Mart 1852'de çıkan kitap kısa sürede tükendi.Kirjaksi se painettiin 20. maaliskuuta 1852.
Albüm kısa sürede Amerikan listelerinin başlarına yükseldi.Albumi sijoittui heti korealaisten listojen kärkeen.
Kısa sürede taraftarın sevgilisi oldu.Έτσι, σύντομα έγινε ο αγαπημένος όλων.
Ancak kısa sürede grup elemanları arasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı.Ούτως ή άλλως υπήρχαν διαστάσεις απόψεων εντός της ομάδας.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.Από εκείνη τη χρονιά η υγεία του επιδεινώθηκε.
Amiral Carden'in planının ikinci aşaması da beklenilen sürede, beklenilen sonuca ulaştırılamamıştır.Το δεύτερο προσωπικό της άλμπουμ δεν κάταφερε θα φέρει την αναμενόμενη επιτυχία.
Bu sayede çok daha kısa sürede vites değiştirme imkanı doğmaktadır.Ωστόσο, είναι πολύ πιθανόν αυτές οι ταξινομήσεις να αλλάξουν και πάλι στο άμεσο μέλλον.
Roma'ya taşındılar, ama kısa sürede Brezilya'ya döndüler.Επέστρεψε στην Ρώμη, παρέμεινε για λίγο, και μετά πήγε στην Γαλλία.
İnşaat 100 yıllık bir sürede tamamlanmıştır.Templet stod færdigt omkring 100 år senere.
Mürettebatın en kısa sürede ülkelerine dönmesi sağlanacaktır.Efter hans fald kom arealerne snart tilbage til vognmændene.
Sefer kısa sürede bir fiyaskoya dönüştü.Den har dog opr. snarest været en Runddysse.
Almanlar kısa sürede Leningrad ve Moskova önlerine ulaştı.Vi kunne være kommet den russiske kulde i forkøbet med flere uger og erobret Leningrad og Moskva.
Bir yılı geçen sürede onlarca şarkı yazıldı.Fyrre minutter senere var sangen skrevet.
Höyükte çok uzun bir süreden beri kazılar yapılmaktadır.Man har anvendt diger meget længe.
Amaç kısa sürede bölünmenin gerçekleşmesidir.Ret snart fandt man det hensigtsmæssigt at foretage en opdeling.
Çok kolay ve kısa sürede yapılır.Gjør det raskt og snart.
Abbottabad kısa sürede önemli bir askeri üs ve sanatoryum beldesi haline geldi.Abbottabad ble et viktig militærdistrikt og sanatorium.
Motor sporlarında en hızlı tur, bir yarış sırasında en kısa sürede koşulan tura verilen ad.I motorsport er raskeste runde den raskeste runden i løpet av et løp.
Bu sürede Danimarka'ya gitti.Denne gikk til Danmark.
Kısa sürede popüler kitaplar arasına girmiştir.Bøkene har nådd stor popularitet.
Bu sürede antrenörlerimiz kulübün yetiştirdiği sporculardan oluşmaktaydı.Klubben fikk etter hvert utviklet flere trener i klubben.
Komutanları kısa sürede büyük etki sahibi olmuş, aralarından 6. yüzyılda bir dizi imparator çıkmıştır.Komandan mereka segera memperoleh pengaruh besar dan melayani serangkaian kaisar pada abad ke-6.
Bu sürede toplam sayı 6 çıkarmıştır.Hingga saat ini jumlah produksinya adalah 6.
En kısa sürede acil yardım çağrılmalıdır.Pengobatan segera harus diberikan dengan cepat.
İngiltere'de kaldıkları sürede Boit resim sanatına ilgi duymaya başladı.Di Paris Nolde mulai melukis karya-karya impresionis.
Selahaddin, ordunun kumandasını eline aldı ve kısa bir sürede Sina Çölü'nü aştılar.Dengan berani, ia memimpin tentaranya melewati gurun.
Kalanı ise çarpışmış ama kısa sürede yenilmiştir.Quân Đường chiến thắng vài trận, nhưng không lâu sau thì rút lui.
Kısa sürede birbirlerine aşık olmuşlardır.Họ sớm kết thân với nhau.
Bu yüzden kısa sürede adları popüler olmaya başladı.Chính vì vậy mà nơi đây sớm trở thành một điểm đến nổi tiếng.
Bilgiye ulaşabilecekleri en kısa sürede ulaşmak isterler.Họ có thể chọn nhanh như thế nào họ muốn.
Prusya Başbakanı Bismarck, özellikle kısa sürede savaşın bitmesini istedi.特にプロイセン宰相ビスマルクは、可能な限り早く戦争を終わらせたかった。
Bu bağlamda kısa sürede erişecekleri bir zafer umuyorlardı.時短中このリーチで当たると確変大当たりが確定する。
Ancak gerçek kısa sürede anlaşıldı.真相はすぐに判明した。
Uzun süreden beri vegandır.法華経 久遠実成
Kısa sürede öldürür.間もなく殺害される。
En kısa sürede acil yardım çağrılmalıdır.早急に救済する必要があります。
Yangın bir saat gibi bir sürede kimse yaralanmadan söndürülmüştür.火はすぐに消し止められ、怪我人はなかった。
Bunu düşündüm, ama bu her zaman kısa sürede durdu.一時はやめていたが最近復活。