Kalanı ise çarpışmış ama kısa sürede yenilmiştir.Οι τελευταίοι αντιστάθηκαν αποφασιστικά, αλλά ηττήθηκαν γρήγορα.
Grup, kısa sürede dağıldı.Το συγκρότημα σύντομα διαλύθηκε.
Ancak kısa sürede grup elemanları arasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı.Ούτως ή άλλως υπήρχαν διαστάσεις απόψεων εντός της ομάδας.
Aynı zamanda olabildiğince kısa sürede kuvvetlerinin takviye edilmesini de istemiştir.Ακόμη και τότε ετοιμάστηκε να φύγει το συντομότερο.
En kısa sürede acil yardım çağrılmalıdır.Αν καταπωθεί είναι απαραίτητη η άμεση ιατρική βοήθεια.
1940'ta Gestapo tarafından tutuklandı ancak kısa sürede serbest bırakıldı.Τον Οκτώβριο του 1944 συνελήφθη από τον ΕΛΑΣ αλλά απελευθερώθηκε σύντομα.
Kısa sürede büyük yatırımlar yaparak denizcilik sektöründe büyük pay sahibi olmuştur.Από τις ναυτικές δραστηριότητες απέκτησε μεγάλη περιουσία.
Ancak evlilikleri kısa sürede noktalandı.Σύντομα ο γάμος τους κατέρρευσε.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.Από εκείνη τη χρονιά η υγεία του επιδεινώθηκε.
Amiral Carden'in planının ikinci aşaması da beklenilen sürede, beklenilen sonuca ulaştırılamamıştır.Το δεύτερο προσωπικό της άλμπουμ δεν κάταφερε θα φέρει την αναμενόμενη επιτυχία.
Borçlar kısa sürede arttı ve borç verenler paralarını geri istemeye başladılar.Τα κτήματά του σύντομα σταμάτησαν να παράγουν κέρδος και άρχισε να αποκτά χρέη..
Domınıkanlar kısa sürede yayıldılar.Όσοι έσπευδαν σταμάτησαν για μια στιγμή.
Jack kısa sürede kurtulur.Ο Τζακ μετά από λίγο πεθαίνει από υποθερμία.
Diğer Alman tümenleri de kısa sürede dağıldılar.Και οι ηγέτες των φεντεραλιστών διαχωρίστηκαν σύντομα.
Neyse ki yoldaşlarını iki gün gibi bir sürede yakalamayı başardı.Οι Ισπανοί προσπάθησαν για δύο ημέρες να τον εντοπίσουν χωρίς επιτυχία.
Kısa sürede çok önemli roller oynadı.Μετά από λίγο αναλαμβάνει σημαντικότατα καθήκοντα.
Bu sayede çok daha kısa sürede vites değiştirme imkanı doğmaktadır.Ωστόσο, είναι πολύ πιθανόν αυτές οι ταξινομήσεις να αλλάξουν και πάλι στο άμεσο μέλλον.
Bu sürede Çanakkale nüfusu 47.000 den 72.000'e yükseldi.Ο πληθυσμός της Σερβίας γρήγορα αυξήθηκε σε αυτή την περίοδο από 270.000 σε 400.000.
Savaşın ardından geçen sürede Prusya hem askeri hem sanayi alanında büyük ilerlemeler kaydetti.Μετά το τέλος του πολέμου το Σάσο θα γνωρίσει μεγάλη βιομηχανική και οικιστική ανάπτυξη.
Roma'ya taşındılar, ama kısa sürede Brezilya'ya döndüler.Επέστρεψε στην Ρώμη, παρέμεινε για λίγο, και μετά πήγε στην Γαλλία.
Yaşamı boyunca pek çok dili kısa sürede öğrendi.Στα νιάτα του έμαθε αρκετές γλώσσες.
Maden ocakları bu sürede o güne kadar yapılandan daha fazla üretim yaptı.Είναι εκατοντάδες φορές πιο γρήγορος από τις μέχρι τότε κατασκευές.
Bu esnada, arkada ve farkında olmadan televizyonda bir Bart Simpson balonu kısa bir sürede gözükür.I mellemtiden, bagved og ukendt for ham, viser tv'et kort en Bart Simpson ballon.
Ancak kısa sürede grup elemanları arasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı.Imidlertid opstod der snart modsætninger mellem ægtefællerne.
İnşaat 100 yıllık bir sürede tamamlanmıştır.Templet stod færdigt omkring 100 år senere.
Bu sürede ikinci kez evlendi.Han blev gift anden gang.
Kısa sürede, birçok firma bu yenin çalgının üretimine girişti.Mange firmaer har genoptaget produktionen af tidligere DDR-produkter.
Ardından çok kısa bir sürede ünü tüm dünyaya yayıldı.Derfra bredte den sig langsomt til resten af verden.
Çok kısa sürede pişirme yapar...Snart gør afkølingen sig gældende.
Bu yenilenmenin etkisi kısa sürede ortaya çıktı.Virkningerne af den forandrede situation viste sig snart.
Aynı sürede daha uzun bir mesafe katetmek daha yüksek bir sürat anlamına gelmektedir.Alt andet lige betyder højere hastighed en højere præcision.
Böylece kısa sürede popülasyonları artar.Derfor blomstrede klassen snart.
1940'ta Gestapo tarafından tutuklandı ancak kısa sürede serbest bırakıldı.Gestapo fangede ham igen i 1945 – og han blev først løsladt ved befrielsen.
Mürettebatın en kısa sürede ülkelerine dönmesi sağlanacaktır.Efter hans fald kom arealerne snart tilbage til vognmændene.
Kısa sürede yeni valiyle arası açıldı.Den blev umiddelbart godkendt af de nye chefer.
"İmparator" lakabı kısa sürede yaygınlaştı.Elamiternes militære imperium begyndte at skrumpe hurtigt.
Kısa sürede burada kendini ispat etti.Hos dette sagde hun dog hurtigt op.
Takao Max'la tanışır ve kısa sürede arkadaş olurlar.Magumi og Mikoto har en del tilfælles, og snart spirer kærligheden.
Sefer kısa sürede bir fiyaskoya dönüştü.Den har dog opr. snarest været en Runddysse.
Son ayaklanma girişimi 1803 yılında Robert Emmet tarafından yapılsa da kısa sürede bastırılır.I 1803 var der sågar endnu en mislykket opstand anført af Robert Emmet.
Ancak tüketiciler bu ürünlerden kısa sürede ümidini kesti.Disse produkter førte snart til problemer.
Almanlar kısa sürede Leningrad ve Moskova önlerine ulaştı.Vi kunne være kommet den russiske kulde i forkøbet med flere uger og erobret Leningrad og Moskva.
1980 yılında çıkmış ve kısa sürede popüler bir oyun olmuştur.Den udkom i 2006 og blev hurtigt et stort hit.
En kısa sürede acil yardım çağrılmalıdır.Nødhjælp (ambulance) bør straks tilkaldes ved alvorlige angreb.
Bir yılı geçen sürede onlarca şarkı yazıldı.Fyrre minutter senere var sangen skrevet.
Ancak gerçek kısa sürede anlaşıldı.Dette skulde snart vise sig i virkeligheden.
15 yıldan daha uzun bir sürede yazılmıştır.Utrolig afviste for 15 år siden.
Höyükte çok uzun bir süreden beri kazılar yapılmaktadır.Man har anvendt diger meget længe.
Ayrıca birkaç sene gibi çok kısa bir sürede taşlaşmış yalıtaşlarının varlığı da bilinmektedir.Ligeledes dannes de kun, hvis vandløbet har ligget nogenlunde uforstyrret gennem flere år.
Kısa sürede kulübün sembol isimlerinden biri haline geldi.De blev hurtigt til et statussymbol.
Kısa sürede Alman birlikleri Varşova'yı ele geçirmiştir.Kort efter angreb de tyske styrker Kreta.
Eğer kötü bir eliniz varsa en kısa sürede pas geçmeye bakınız.Hvis De tager imod det, kom snarest ad hurtigste Rute.
Amaç kısa sürede bölünmenin gerçekleşmesidir.Ret snart fandt man det hensigtsmæssigt at foretage en opdeling.
Ancak evlilikleri kısa sürede noktalandı.Da de var heldige, kom ægteskabet snart i stand.
Tom on dakikadan daha az bir sürede buraya geldi.Tom kom hertil for mindre end 10 minutter siden.
Çok kolay ve kısa sürede yapılır.Gjør det raskt og snart.
Bazıları yıllarca sürebilir ancak bazıları kısa bir süreden sonra dağılabilir.Noen kan vare i årevis, men noen går i oppløsning innen kort tid.
Artık savaşı olabildiğince kısa sürede sona erdirmek kararındadır.At krigen skal opphøre så snart som mulig.
Abbottabad kısa sürede önemli bir askeri üs ve sanatoryum beldesi haline geldi.Abbottabad ble et viktig militærdistrikt og sanatorium.
Kürt ayaklanması ise başlamasından daha kısa sürede çöktü.Opprøret blei altså slått ned nesten før det begynte.