Ve kısa sürede bütün dünyaya ün saldı.Mai mult, el l-a făcut imediat înconjurul lumii.
Araç üzerindeki çalışmalar Mart ayından Mayıs 1943 arasında çok kısa sürede tamamlandı.Procesul de transformare a fost terminat între lunile martie-mai 1943.
Orbit, dört aylık bir sürede albümün orkestrasyonunu topluca kaydetti.Orbit a înregistrat cea mai parte a instrumentației albumului pe o perioadă de patru luni.
Stavka, 24. Tank Kolordusu'nun parlak başarısını kısa sürede takdir etti.STAVKA a răsplătit rezultatele excepționale ale Corpului al 24-lea de tancuri.
Ardından çok kısa bir sürede ünü tüm dünyaya yayıldı.În doar câteva zile conflictul s-a extins la scara întregii lumi.
Çok kolay ve kısa sürede yapılır.Ar vrea să se facă totul repede și bine.
Meksiko'daki iki konserin biletleri üç saatten kısa sürede tükendi.Două concerte din America de Nord au fost amânate pentru luna aprilie.
Kürt ayaklanması ise başlamasından daha kısa sürede çöktü.Prăbușirea dinastiei a fost mai rapidă decât ridicarea ei.
Ticari açıdan albüm kısa sürede Billboard 200 listesinde on yedi numaraya yükseldi.Comercial, albumul a ajuns foarte repede pe locul 17 în topurile Billboard 200.
Holmes kısa sürede iyi bir çalışan olduğunu ispatlar.Washington s-a dovedit a fi un bun administrator.
Kısık ateşte uzun sürede pişirilir.Ciorba se fierbe pe foc foarte mic și numai scurt timp.
Ekim 1941'e kadar geçen sürede 15.000 Yahudi Bratislava'dan kovulup çalışma kamplarına gönderildi.Până în octombrie 1941, 15.000 de evrei au fost expulzați din Bratislava.
Almanlar kısa sürede Leningrad ve Moskova önlerine ulaştı.Am fi devansat frigul rusesc cu săptămâni și am fi cucerit Leningradul și Moscova.
Göle sadece Haziran'dan Eylül'e kadar sürede güvenle ulaşılabilir.Se poate face baie în mare din iunie pânâ în septembrie.
Prusya Başbakanı Bismarck, özellikle kısa sürede savaşın bitmesini istedi.Regele a reguzat, mai ales că Bismark chiar dorea cu orice preț războiul.
Kısa sürede Alman birlikleri Varşova'yı ele geçirmiştir.La scurtă vreme, forțele germane au atacat Creta.
Domınıkanlar kısa sürede yayıldılar.Exemplul stremțenilor s-a răspândit repede.
En kısa sürede görevine başlayacak" diye konuştu.Spuneți-ne cât mai repede!”.
Ancak kısa sürede görevinden alındı.În scurtă vreme este copleșit de comenzi.
Tutuklu olduğu sürede Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan gibi devrimci gençlerle tanıştı ve onların öykülerini yazdı.Este perioada în care reia și fortifică legăturile cu Iașul tinereții și al formării sale ca scriitor.
Grup, kısa sürede dağıldı.Formația s-a destrămat după scurt timp.
Ancak, Shadow bu gücü sadece sınırlı bir sürede kullanabilir.Aceste bonuri au o valabilitate limitată în timp.
Kalanı ise çarpışmış ama kısa sürede yenilmiştir.Aceștia au asediat Angbandul, dar în final au fost înfrânți.
Umarım kısa sürede sorun çözülür." demiştir.În curând îmi voi atinge scopul”.
Kısa sürede Barselona, İspanya Krallığı'nın en önemli kenti haline geldi.În acea perioadă, Florența era pe cale să devină orașul cel mai important și puternic din Italia centrală.
Kısa sürede, açlıkları öfkeye dönüştü.În scurt timp, foamea lor s-a transformat în mânie.
Kitap kısa sürede uluslararası çapta başarı elde etti.A könyv nagyon hamar ért el nemzetközi sikereket.
20 Mart 1852'de çıkan kitap kısa sürede tükendi.Az 1852. március 20-án megjelent regény példányai gyorsan elfogytak.
WWE'de daha önce Husky Harris adı ile güreşti, bu sürede ise The Nexus grubunun bir üyesiydi.A WWE-nél korábban Husky Harris néven birkózott, és tagja volt a Nexus nevű csapatnak.
Tank zırhlarındaki çabuk gelişmelerden ötürü ZiS-2 çok kısa sürede tanksavar özelliğini yitirdi.A harckocsik páncélzatának gyors fejlődése miatt a ZiSZ–2 hamar elveszítette jelentőségét.
Interval : Seçili bilgileri, saniye olarak ayarlanan süredeki aralıklar yeniden görüntüler.Intervallum: újra megjeleníti a kiválasztott információkat minden intervallum-másodpercben.
McRae kısa sürede önce bir Vauxhall Nova, daha sonra bir Ford Sierra XR 4x4 kullanmaya başladı.Hamarosan egy Vauxhall Nova volánjánál ült, majd egy Ford Sierra XR 4x4-esénél.
Danimarka kısa sürede teslim olurken Norveç direnme gösterdi.A norvég győzelem után York megadta magát.
En kısa sürede acil yardım çağrılmalıdır.Hamarosan meg is érkezik az első segélykérés.
Ancak,kısa sürede iyileşti.Ő viszont nagy sokára meggyógyult.
Kısa sürede taraftarın sevgilisi oldu.A lány nemsokára Károly szeretője lett.
Ocak ayı sonlarında, üç günlük bir sürede çekimleri tamamlandı.Mindkettő november végén, egy hét késéssel jelent meg.
Cafe Hawelka 1945 Eylül ayında yeniden açıldı ve kısa sürede sanatçıların buluşma yeri oldu.A Café Hawelka már 1945-ben újra megnyílt és művészek, irodalmárok kedvelt találkozóhelyévé vált.
JUTRO kısa sürede Bijelo Dugme olarak değişti.A Jutro pedig hamarosan átalakult és létrejött a Bijelo dugme.
Kısa sürede aşık olurlar ve buluşmaya başlarlar.Nemsokára megismerkednek egymással és randevúzni kezdenek.
Bu sürede de düşüncelerini içeren yazılar yazdı.Ebben az időben megírta a végrendeletét is.
1940'ta Gestapo tarafından tutuklandı ancak kısa sürede serbest bırakıldı.1944-ben a Gestapo letartóztatta, és csak nehezen szabadult.
Eğer kötü bir eliniz varsa en kısa sürede pas geçmeye bakınız.Észrevehető romlás esetén mielőbb szemészhez kell fordulni.
Ancak Amerikan Hastanesi’nde kaldığı sürede tanıştığı Ralph Simmons sayesinde sivil kıyafetler bulur.Milánóban egy régi ismerősétől Ralph Simmonstől szerez civil ruhákat.
Ama kısa sürede sözleşmesi feshedilmiştir.Hamarosan létrejött a szerződés.
Eddie Vedder 1994 yılında uzun süreden beri kız arkadaşı olan Beth Liebling ile Roma’da evlendi.Vedder 1994-ben feleségül vette Beth Lieblinget, akivel már évek óta járt.
Umarım bu kısa sürede son bulur" iddiasında bulundu.Remélem hamar megoldást találnak” – ecsetelte.
Kısa sürede çok önemli roller oynadı.Hamarosan fontos szerepet is kapott.
Kısa sürede Alman birlikleri Varşova'yı ele geçirmiştir.Három nappal ezelőtt a németek körbezárták Varsót.
Durum, en kısa sürede gerekli imkanlar kullanılarak yerel mülki amire bildirilir.Ilyen kiadások előtt a tulajdonostársakat lehetőség szerint értesíteni kell.
Yarışmada hedef belirli kulvarlar içinde kalarak yarışma mesafesini en kısa sürede tamamlamaktır.A cél minél rövidebb idő alatt teljesíteni a távot, vagy utolérni a másikat.
Takımıma en kısa sürede yardım etmek istiyorum.Nagyon szerettem volna segíteni a csapatnak.
Doktorlar, sahalara kısa sürede dönmesinin çok tehlikeli olacağını söyledi.Az orvosai arra figyelmeztették, hogy a túl korai visszatérés akár halálos is lehet.
Bunu düşündüm, ama bu her zaman kısa sürede durdu.Gondoltam már rá, de mindig csak idáig jutottam.
Meksiko'daki iki konserin biletleri üç saatten kısa sürede tükendi.A New Yorkban rendezett két koncertre öt óra alatt elfogytak a jegyek.
Diğer Alman tümenleri de kısa sürede dağıldılar.Nem sokkal később a német lakosok kitelepültek.
Ancak kısa sürede görevinden alındı.Hamarosan azonban állásából eltávolították.
Domınıkanlar kısa sürede yayıldılar.A halárverések hamarosan elterjedtek lettek.
Bebek dünyaya geldikten sonra en kısa sürede tedaviye başlanmalıdır.A kezelést az anya érdekében minél előbb meg kell kezdeni.
Kısa sürede birbirlerine aşık olmuşlardır.Nagyon hamar megkedvelték egymást.