Çapkın'ın çıkışından sonra geçen sürede yaşadıklarım Elbette'yi ortaya çıkardı.Daarna leerde hij het pleisterwerk bij een stukadoor, hetgeen hem later van pas zou komen.
Şarkı çok kısa sürede hit oldu.De zanger was in feite heel snel gevonden.
Bunu düşündüm, ama bu her zaman kısa sürede durdu.Er kwamen besprekingen, maar na verloop van tijd werd het stil hieromtrent.
Çerkes peyniri 3 ay gibi bir sürede mayalanmaktadır.De kaas moet minstens 30 dagen rijpen.
Fakat kısa sürede başarısız oldu.Weldra liep het verkeerd.
Kısa sürede başrol oyunculuğuna yükseldi.Al snel groeide hij uit tot basisspeler.
Kitap kısa sürede uluslararası çapta başarı elde etti.Het spel werd al snel een internationaal succes.
Olmuşsa bile kısa sürede tasfiye edildiği anlaşılıyor.Nawet jeśli tak, to został szybko pocieszony.
WWE'de daha önce Husky Harris adı ile güreşti, bu sürede ise The Nexus grubunun bir üyesiydi.Podczas pierwszych lat w WWE występował pod pseudonimem Husky Harris i należał do grupy The Nexus.
Kısa sürede ünlüleri hemen hemen tüm dünyaya yayıldı.Wkrótce propozycje zaczęły nadchodzić niemal z całego świata.
Bu konuşma kısa sürede halk arasında etkisini gösterir.Wkrótce zakwita między nimi uczucie.
Sultan II. Bayezid'in bu çabaları üzerine İstanbul kısa bir sürede adeta yeniden inşa edilmiş oldu.Król Gustaw III zarządził jednak niezwłoczną odbudowę absydy, co nastąpiło w latach następnych.
Aile ilk başta Bergeries mahallesinde yaşamıştı fakat çok kısa sürede Hautes-Plaines mahallesine taşındılar.Początkowo rozpoczęto budowę na osiedlu Folwark, ale szybko przeniesiono ją w okolice dzisiejszej plebanii.
Kısa sürede şiir onun için bir tutkuya dönüştü.Praca ta szybko staje się jej pasją.
Stephanie 10 yılı aşkın bir süreden sonra ilk kez pay-per-view maçına çıktı.W owym roku pojawiła się tylko na jednym pay-per-view.
1940'ta Gestapo tarafından tutuklandı ancak kısa sürede serbest bırakıldı.W kwietniu 1941 r. został aresztowany przez Gestapo, ale szybko go zwolniono.
En kısa sürede tamamlayan ödülü kazanır.Wygrywa ta osoba, która została znaleziona najpóźniej.
Bu sayede çok daha kısa sürede vites değiştirme imkanı doğmaktadır.Förändringar till det sämre kan komma plötsligt.
Fakat kısa sürede tehlikenin sona ermediğini fark ederler.Men det avslöjas inte hur tvekampen slutar.
Fakat kısa sürede haberin yanlış olduğu, manipülasyon yapıldığı ortaya çıkmıştır.Då begrep jag i en hast, hur vansinnigt det var att arbeta.
Diğer yandan kısa sürede ürün alanını işgal ederek sorun yaratabilir.Där hittar flyghunden troligtvis sin föda.
Artık savaşı olabildiğince kısa sürede sona erdirmek kararındadır.Från och med nu gäller det att så snabbt som möjligt bli av med alla sina kort.
Bu da, Evrim Ağacı'nın kısa sürede Evrim Kuramı konusunda “bilirkişi” olarak görülmesini sağlamıştır.Detta gör att man som läsare bättre förstår hur synen på maffian har utvecklats med tiden.
Doğal membran tamir mekanizmaları şokun ardından bu delikleri kısa sürede onarırlar.Природні механізми відновлення мембрани згодом латають ці отвори.
Hızla üreyerek kısa sürede büyük alanlara yayılabilmektedir.Тільки тоді вдасться швидко виростити великі рослини.
20 Mart 1852'de çıkan kitap kısa sürede tükendi.Книга побачила світ 20 березня 1852 року, і дуже швидко весь тираж розійшовся.
Dursun, normal sürede ve penaltılarda birer gol attı.А потім раптом несподівано опинялися в штрафний і забивали голи.
Umarım kısa sürede sorun çözülür." demiştir.Усе не буде вирішено в короткостроковій перспективі».
Bu sürede toplam sayı 6 çıkarmıştır.На сьогодні вийшло 6 номерів.
Bu sürede ikinci kez evlendi.В даний час одружений вдруге.
Ardından çok kısa bir sürede ünü tüm dünyaya yayıldı.Tato zpráva se následně velmi rychle rozšířila po světě.
En kısa sürede acil yardım çağrılmalıdır.Je třeba co nejrychleji vyhledat lékařskou pomoc.
Oyunun amacı en kısa sürede 66 puanı toplamaktır.Cílem hry je postupně složit 68 obrázků.
Dönemin bu sesli üstün yapımı kısa sürede açılışa yetişti ve büyük başarı kazandı.Tento vynález přišel na trh v pravý čas a měl velký úspěch.
Ancak alınan seçim yenilgisi sonucu bu hareket kısa sürede dağıldı.Tato volba se však ukázala jako nešťastná, neboť dílo brzy zchátralo.
(Endonezya aynı sürede sadece 5 kat büyüdü).(Později byl tento limit zvýšen na 5%).
Kalanı ise çarpışmış ama kısa sürede yenilmiştir.Následovala bitva, ve které byl Esen poražen a brzy zahynul.
Ayrıca birkaç sene gibi çok kısa bir sürede taşlaşmış yalıtaşlarının varlığı da bilinmektedir.Totéž platí i o měkké opuce, která se během několika málo let zcela rozpadne.
Roma'ya taşındılar, ama kısa sürede Brezilya'ya döndüler.Rossi na čas odjel do Říma, ale o rok později se znovu vrátil do Paříže.
Kürt ayaklanması ise başlamasından daha kısa sürede çöktü.Sama Chojecká odstoupila již v rozběhu krátce po startu.
Mürettebatın en kısa sürede ülkelerine dönmesi sağlanacaktır.Chce se dostat domů co nejrychleji.
Tony Kanal, bu ilk showlardan birine gitti ve basçı olarak kısa sürede gruba katıldı.Tony Kanal a asistat la unul dintre primele lor concerte, iar în scurt timp li s-a alăturat ca basist.
Kısa sürede öldürür.Ar fi murit la scurtă vreme.
Ekim 1941'e kadar geçen sürede 15.000 Yahudi Bratislava'dan kovulup çalışma kamplarına gönderildi.Până în octombrie 1941, 15.000 de evrei au fost expulzați din Bratislava.
En kısa sürede görevine başlayacak" diye konuştu.Spuneți-ne cât mai repede!”.
Interval : Seçili bilgileri, saniye olarak ayarlanan süredeki aralıklar yeniden görüntüler.Intervallum: újra megjeleníti a kiválasztott információkat minden intervallum-másodpercben.
Cafe Hawelka 1945 Eylül ayında yeniden açıldı ve kısa sürede sanatçıların buluşma yeri oldu.A Café Hawelka már 1945-ben újra megnyílt és művészek, irodalmárok kedvelt találkozóhelyévé vált.
1940'ta Gestapo tarafından tutuklandı ancak kısa sürede serbest bırakıldı.1944-ben a Gestapo letartóztatta, és csak nehezen szabadult.
Ama kısa sürede sözleşmesi feshedilmiştir.Hamarosan létrejött a szerződés.
Kısa sürede Alman birlikleri Varşova'yı ele geçirmiştir.Három nappal ezelőtt a németek körbezárták Varsót.
Bunu düşündüm, ama bu her zaman kısa sürede durdu.Gondoltam már rá, de mindig csak idáig jutottam.
Domınıkanlar kısa sürede yayıldılar.A halárverések hamarosan elterjedtek lettek.
Kısa sürede Türkiye'nin en önemli müzik yayını haline geldi.Ez hamarosan a legtöbbet eladott zenei művé vált Japánban.
Resim yeteneği kısa sürede keşfedildi.Tehetségét hamar felfedezték.
O sürede Alemgir Şah askeri yeteneklerini kanıtladı.Peng ezekben a harcokban bizonyította kiemelkedő katonai képességeit.
Dizinin yayını kısa sürede sonlanmıştır.Osaston toiminta loppui pian.
Kirovograd kısa sürede alındı.Herostratos saatiin pian kiinni.
1940'ta Gestapo tarafından tutuklandı ancak kısa sürede serbest bırakıldı.Gestapo pidätti Borchertin 1940, mutta hänet vapautettiin pian.
Yazar, 1993 yılında yazmaya başladığı romanı yedi yıla yakın sürede tamamlamıştır.Hän sai romaanin kirjoittamisen päätökseen vuonna 1869, lähes seitsemän vuotta sen aloittamisesta.
Ancak bunlar, kısa sürede dinleyicilerimizi heyecanlandıran öğeler oldular.Tämä kuitenkin häiritsee jossain määrin oikeita soittajia.