Kısa sürede yaygınlaşmıştır.Але з часом розширився.
Ve hemen ardından bu küçük birliği kısa sürede takviye ettiler.Незабаром, таким чином, вони зібрали значну підтримку.
Yörünge eksantriklikleri nedeniyle bu sürede 8,5 güne varan oynamalar olabilir.Розраховано, що на обраній орбіті висотою 5880 км супутник може проіснувати близько 8,4 млн років.
Bu sürede ikinci kez evlendi.В даний час одружений вдруге.
Bebek dünyaya geldikten sonra en kısa sürede tedaviye başlanmalıdır.Коли дитина здорова, то незабаром її хрестять.
Ardından çok kısa bir sürede ünü tüm dünyaya yayıldı.Tato zpráva se následně velmi rychle rozšířila po světě.
En kısa sürede acil yardım çağrılmalıdır.Je třeba co nejrychleji vyhledat lékařskou pomoc.
Ancak,kısa sürede iyileşti.Zakrátko se uzdravil.
Oyunun amacı en kısa sürede 66 puanı toplamaktır.Cílem hry je postupně složit 68 obrázků.
Ancak kısa sürede grup elemanları arasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı.Brzy došlo ve spoluvládě k neshodám.
Dönemin bu sesli üstün yapımı kısa sürede açılışa yetişti ve büyük başarı kazandı.Tento vynález přišel na trh v pravý čas a měl velký úspěch.
Ancak sorun kısa sürede düzeltilince lisansı yeniden çıkarıldı.V krátké době přišla odpověď – povolení opravy.
Otoriter ve teknik oyunculuğuyla kısa sürede kaptan oldu.Postupně se zde z kulisáka a technika stal hercem.
Maden ocakları bu sürede o güne kadar yapılandan daha fazla üretim yaptı.Ten, jenž hledí na Měsíc si vyrobil lepší zbraň než měl doposud.
Kısa sürede ünlüleri hemen hemen tüm dünyaya yayıldı.Druhotně byl lidmi rozšířen téměř do celého světa.
Her iki kolordu da geri çekilmeye başladılar ama çok kısa sürede bu çekilme bir bozguna dönüştü.Oba dva na poslední chvíli zareagovali, ale už bylo příliš pozdě k odvrácení srážky.
En kısa sürede tamamlayan ödülü kazanır.Vítězí ten kdo dosáhne nejrychlejšího času.
Cephe kısa sürede yarıldı.Zraněním zakrátko podlehl.
Bu sürede onların duvarı aşmaları gereklidir.Zeď je nutno nastříkat.
Artık savaşı olabildiğince kısa sürede sona erdirmek kararındadır.Proto bylo jasné a nezbytné válku co nejdříve ukončit.
Nitekim, Çin'in ailesi bu süreden sonra tekrar birleşmiştir.Obě tyto čínské společnosti byly později spojeny v jednu.
Askerleri kısa sürede alt edip hedef binalara C4 koyarak yok etme becerisine sahiptir.Zbývá však velmi málo času, a proto k odstranění sutin použijí C-4.
Baba ve oğul arasında kısa sürede bir arkadaşlık kurulur.Mezi rodičem a dítětem tím vzniká odtažitý vztah.
Mürettebatın en kısa sürede ülkelerine dönmesi sağlanacaktır.Chce se dostat domů co nejrychleji.
Bu sürede 40’ın üzerinde oyun sergiledi.V tu dobu jej minula po čtyřicáté.
Tony Kanal, bu ilk showlardan birine gitti ve basçı olarak kısa sürede gruba katıldı.Tony Kanal a asistat la unul dintre primele lor concerte, iar în scurt timp li s-a alăturat ca basist.
Ve kısa sürede bütün dünyaya ün saldı.Mai mult, el l-a făcut imediat înconjurul lumii.
Stavka, 24. Tank Kolordusu'nun parlak başarısını kısa sürede takdir etti.STAVKA a răsplătit rezultatele excepționale ale Corpului al 24-lea de tancuri.
Kürt ayaklanması ise başlamasından daha kısa sürede çöktü.Prăbușirea dinastiei a fost mai rapidă decât ridicarea ei.
Ekim 1941'e kadar geçen sürede 15.000 Yahudi Bratislava'dan kovulup çalışma kamplarına gönderildi.Până în octombrie 1941, 15.000 de evrei au fost expulzați din Bratislava.
Prusya Başbakanı Bismarck, özellikle kısa sürede savaşın bitmesini istedi.Regele a reguzat, mai ales că Bismark chiar dorea cu orice preț războiul.
En kısa sürede görevine başlayacak" diye konuştu.Spuneți-ne cât mai repede!”.
Ancak, Shadow bu gücü sadece sınırlı bir sürede kullanabilir.Aceste bonuri au o valabilitate limitată în timp.
Kısa sürede Barselona, İspanya Krallığı'nın en önemli kenti haline geldi.În acea perioadă, Florența era pe cale să devină orașul cel mai important și puternic din Italia centrală.
Kısa sürede, açlıkları öfkeye dönüştü.În scurt timp, foamea lor s-a transformat în mânie.
Ancak konu kısa sürede gündem dışı kalmıştır.Cependant, cette initiative reste sans lendemain du moins dans l'immédiat.
Ancak,kısa sürede iyileşti.Cependant elle est vite guérie.
Meksiko'daki iki konserin biletleri üç saatten kısa sürede tükendi.Deux des trois concerts à Dublin ont été complets en quelques minutes.
Kısa sürede hâmile kaldı ve ilk çocuğunu 14 Mayıs 1794'te doğurdu.Sa nièce est enceinte et accouche le 7 mai 1594.
Takımıma en kısa sürede yardım etmek istiyorum.J'aide les autres comme je peux.
Ama Shakespeare’in Othello oyununu bu süreden sonra ele almıştır.Puis c'est au tour d'Óscar Sevilla de s'y mettre.
Bu sürede toplam sayı 6 çıkarmıştır.C'est à ce moment-là qu'elle sort 6 numéros d'un coup.
O kısa sürede iyileşecek.Se pondrá bueno pronto.
Ne kadar hızlı yürürsen o kadar kısa sürede gidersin.Cuanto más rápido andes, menos tardarás en llegar.
Londra boyunca, Adipose doğmaya başlar ve kısa sürede binlerce sayıya ulaşır.Por todo Londres, los adiposos comienzan a nacer y pronto hay varios miles.
Proje 1995 yılında kurulmuş ve kısa sürede ilk tasarım, SA-110 üretime verilmiştir.El proyecto se puso en marcha en 1995, y rápidamente lanzó su primer producto, el SA-100.
Amaç hedefleri en kısa sürede tamamlamaktır.El objetivo es cumplir los objetivos lo más rápido posible.
Kısa sürede Kıbrıs kuvvetleri çözüldü ve kaçmaya başladılar.Pero fueron rápidamente desarmados y tuvieron que huir.
Onun önceliği istilayı olabildiğince kısa sürede tamamlamaktı.Israel esperaba completar el cerco lo más rápidamente posible.
Berlinde bulunduğu sürede Einstein ile hayat boyu sürecek olan arkadaşlığa başlamıştır.Poco después conoció en Basilea a Erasmo, con quien mantendría amistad toda la vida.
Ormana kaçan polisi kısa sürede öldürür.El arma homicida fue encontrada por la policía en los bosques cercanos rápidamente.
Kürt ayaklanması ise başlamasından daha kısa sürede çöktü.El brote ha disminuido tan rápidamente como comenzó.
Macar birlikler, kısa sürede mevzilerinden atıldılar.Duhesme y sus soldados pronto se encontraron en dificultades.
Beş dakikadan daha az sürede döneceğim.Tornerò in meno di cinque minuti.
Uzun süreden beri vegandır.Da diversi anni è vegana.
İnşaat 100 yıllık bir sürede tamamlanmıştır.La costruzione venne ultimata in un centinaio di anni.
Kısa sürede birbirlerine aşık olmuşlardır.Ben presto si innamorano.
Bu bağlamda kısa sürede erişecekleri bir zafer umuyorlardı.Gli pensavano che la vittoria sarebbe arrivata rapidamente.
Dergi kısa sürede başarı kazandı.L'uscita della rivista riscontrò subito uno strepitoso successo.
Kısa sürede bunun kolay bir iş olmadığını anladılar ve geçim sıkıntısına düştüler.Presto scopriranno che non è stata una buona idea...