Ana içeriğe geç
Sözlük

sürede ile cümle

sürede kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kısa sürede keşfedilen tünelin varlığı, genç Yahudiler ile Araplar arasında çatışmaya sebebiyet verdi.O túnel foi rapidamente descoberto e isto provocou uma grande rixa entre jovens judeus e árabes na região.
Bu sürede ikinci kez evlendi.Casou-se pela segunda vez.
Kampanya kısa sürede yayıldı ve başarılı sonuçlar verdi."As câmeras estão operando e já obtivemos resultados positivos.
Bu sürede 40’ın üzerinde oyun sergiledi.Nesta ocasião Ali entregou Sermão 40.
Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu.A partir de então sua saúde deteriorou.
Yeteneğiyle kısa sürede dikkatleri üzerine topladı.Seu talento logo chamou a atenção.
Artık savaşı olabildiğince kısa sürede sona erdirmek kararındadır.Assim, ela quer que você termine a corrida o quanto antes.
Ancak kısa sürede, kararını değiştirdi ve yerine patricius Liberius'u atadı, sonra seferi de iptal etti.Logo, contudo, mudou de ideia e nomeou o patrício Libério, antes de cancelar a expedição completamente.
Ancak bu sürede konseyleri ve yöneticileri birbirinden ayrı olmuştur.Naquela época, as votações para presidente e vice eram separadas.
Daha sonra konserler vermeye uzun süreden sonra tekrar devam etmişlerdir.Enquanto continuarem a receber convites para concertos poderão regressar.
Husiler, kısa sürede Taiz gibi büyük güney kentlerini ele geçirmeye başlamıştır.Os Simbas rapidamente começaram a capturar cidades importantes.
Kısa sürede popüler kitaplar arasına girmiştir.Rapidamente tornou-se um livro muito popular.
Yaşadığı sürede başarısız olan Van Gogh'a deli gözüyle bakılıyordu.Van Gogh não obteve sucesso durante sua vida, sendo considerado um louco e um fracassado.
Kısa sürede iyi bir hekim olarak ün kazandı ve mirlivalığa yükseltilen ilk hekim oldu.Uma vez aí chegado, cedo consegue fama como médico.
Bu sürede Monet ve Cezzane’nın eserlerini inceledi.Vários períodos foram definidos na vida e na obra de Cézanne.
Amaç hedefleri en kısa sürede tamamlamaktır.O objetivo é completar o percurso no menor tempo possível.
En kısa sürede eklenecektir.Ela deve acasalar mais cedo possível.
Ancak,kısa sürede iyileşti.Ela rapidamente se recuperou.
Araç üzerindeki çalışmalar Mart ayından Mayıs 1943 arasında çok kısa sürede tamamlandı.O trabalho foi concluído em apenas alguns meses de março a maio de 1943.
Oyun, 12 saatten daha kısa sürede Kickstarter'daki 500.000 dolarlık hedefine ulaştı.«O Jogo de Videogame a Alcançar Mais Rapidamente 1 Milhão de Dólares no Kickstarter».
Bu yenilenmenin etkisi kısa sürede ortaya çıktı.A reação da criação dessa nova lei teve seu processo rápido.
Mürettebatın en kısa sürede ülkelerine dönmesi sağlanacaktır.A tripulação é recebida de volta na Terra após a Expedição.
Kalanı ise çarpışmış ama kısa sürede yenilmiştir.O movimento foi então duramente combatido e esmagado em pouco tempo.
1895 yılında isyancıların saldırısına uğrasa da bu durum kısa sürede bastırıldı.Como consequência destes ataques, em 859 tentou-se detê-los de novo.
Kısa sürede mücadeleci futbolu ve çalışkanlığı ile takımın gözdesi oldu.Era a chance que teriam jogando o futebol com classe e dedicação.
Dizinin yayını kısa sürede sonlanmıştır.Deve esgotar-se rapidamente a edição.
Kısa sürede Kafkasya'daki devrimci hareketin önderlerinden biri oldu.E um dos cabeças da revolução dentro do castelo.
Fakat birbirlerini tanıdıkça kısa sürede dost olurlar.Hun leven lang zouden zij bevriend blijven.
Dergi kısa sürede başarı kazandı.Dit magazine had in korte tijd veel succes.
Görsel sanatlardaki becerileri sayesinde kısa sürede sivrildi, Sotheby's'in izlenimci sanat eksperi oldu.Door zijn scherpe inzichten werd hij snel Sotheby's expert inzake impressionistische kunst.
Kısa sürede kendi gemisi Queen Anne's Revenge'i kazanmıştır.Hij voert het bevel over het schip “Queen Anne’s Revenge”.
Kısa sürede çok önemli roller oynadı.Al snel kreeg hij belangrijke rollen aangeboden.
Ancak,kısa sürede iyileşti.Hij was in korte tijd genezen.
Kısa sürede ticaretle uğraşıp zengin olur.Ze werkt mee in de zaken en wordt rijk.
Kalanı ise çarpışmış ama kısa sürede yenilmiştir.Keiem viel, maar het werd spoedig teruggewonnen.
Kısa sürede taraftarın sevgilisi oldu.Weldra was hij de minnaar van de echtgenote.
Olayın soruşturması kısa sürede saklandı.Onderzoek naar deze zaak liep snel vast.
Kısa sürede aşık olurlar ve buluşmaya başlarlar.Al snel worden ze verliefd op elkaar en beginnen een relatie.
Bu sürede Carl sırayla oyuncak balon satıcısı ve "zookeeper" olarak çalışır.Ze verdienen de kost, respectievelijk als ballonnenverkoper en dierentuinopzichter.
Bu kısa sürede olumlu sonuçlar vermiştir.Al snel bereikte hij goede resultaten.
Bu yazı kısa sürede tüm ülkede basıldı.Dat voorbeeld werd al snel gevolgd in de rest van het land.
Onun önceliği istilayı olabildiğince kısa sürede tamamlamaktı.Hij liet deze voortaan zo veel mogelijk over aan zijn eerste minister.
Sonuçta Sovyet birlikleri, taarruzun bu üç evresinde, 20 günlük sürede 100 – 180 km. ilerleme sağlamışlardı.Gedurende de 20 dagen van deel 3 van het offensief kwamen de Sovjets 100 – 180 km vooruit.
10 yıldan uzun bir süreden sonra tekrar 1. lige geri gelmişlerdir.Na een decennium keerde men zo terug in Eerste Nationale.
En kısa sürede acil yardım çağrılmalıdır.Ten eerste moet noodhulp uitsluitend worden gegeven voor zover direct nodig.
Artık savaşı olabildiğince kısa sürede sona erdirmek kararındadır.Het geweld moet stoppen zodra het kan.
Ancak gerçek kısa sürede anlaşıldı.Het tegendeel werd echter snel bewezen.
Bu sürede Dubrovnik, Saraybosna, Sudan, Etiyopya, Vietnam ve Laos'ta faaliyetlerde bulundu.Hij voerde humanitaire opdrachten uit in Dubrovnik, Sarajevo, Soedan, Ethiopië, Vietnam en Laos.
Bu sürede ikinci kez evlendi.Dat jaar trouwde hij voor de tweede maal.
Takımıma en kısa sürede yardım etmek istiyorum.Hij haalt al snel het team over om hem te helpen.
Çapkın'ın çıkışından sonra geçen sürede yaşadıklarım Elbette'yi ortaya çıkardı.Daarna leerde hij het pleisterwerk bij een stukadoor, hetgeen hem later van pas zou komen.
Kısa sürede Derber istifa etti ve Vladivostok'tan ayrıldı; Halefi, Sosyalist Devrimci Parti'den I.A.Lavrov'du.Hij verliet Vladivostok en werd opgevolgd door I.A. Lavrov van de Sociaal-Revolutionairen.
İngiltere ve Avustralya'da kısa sürede satıldı.Ook in Engeland en Australië]] verkocht het goed.
En kısa sürede eklenecektir.Dat wil ze zo snel mogelijk te pakken krijgen.
Kısa sürede ise bu takımın kaptanı olmuştur.Al snel was hij de aanvoerder van het team.
Ancak kısa sürede grup elemanları arasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı.Al snel ontstond echter onenigheid tussen de tien.
Ocak ayı sonlarında, üç günlük bir sürede çekimleri tamamlandı.Eind augustus nam hij drie maanden pauze.
Albüm kısa sürede Amerikan listelerinin başlarına yükseldi.Dit album steeg al snel naar de top van de Amerikaanse hitlijsten.
Şarkı çok kısa sürede hit oldu.De zanger was in feite heel snel gevonden.
Ancak disiplinli çalışması ile kısa sürede üst seviyelerde kendine yer bulmayı başardı.Door technische problemen kon hij zich pas op het laatste moment verzekeren van poleposition.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod