sürecin ile cümle
sürecin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bu sürecin temel özellikleri siyasi ve toplumsal yaşamın hemen her alanına yansıdı.Politicile de polonizare rapidă au urmat în toate aspectele vieții publice și private.
Yaranın iyileşmesi sürecinde belirir.Odată vindecate rănile reapăreau.
İç müşteri, üretim sürecinde ürüne katkıda bulunan her departman diğer departmanların müşterisidir.Orice companie care își desfășoară activitatea pentru anumiți clienți, poate angaja un manager de client.
İtilaf Devletleri, Alman ordusunu geriye püskürttüler ve savaşın sonuçlanma sürecini başlattılar.Contraatacul a pus capăt înaintării germane și a dus la sfârșitul bătăliei.
Saldırganlar, Mısır ile İsrail arasında yaşanan barış sürecine karşıydı.Maikel este de asemenea cunoscut și pentru promovarea relațiilor de pace dintre Egipt și Israel.
Intel, AMD'nin 1995 yılından sonraki sürecinden olumsuz etkilenmiştir.Undertaker și masca purtată după perioada de absență din 1995.
Sivil toplum, belediye düzeyinde ve daha sonra İlçe Meclisi düzeyinde karar alma sürecine dahil olmaktadır.Societatea civilă este antrenată în procesul decizional la nivel de Primărie și ulterior la Consiliul Raional.
The Elder Scrolls Online 2014 yılında yayınlanmadan önce 7 yıl boyunca geliştirilme sürecindeydi.Az Elder Scrolls Online fejlesztése hét évvel a fejlesztés előtt 2014-ben zajlott.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.Az anyagi élet termelési módja határozza meg a társadalmi, politikai és szellemi életfolyamatot általában.
Bu dönem Kore'nin hızlı bir kalkınma sürecinin başlangıcı oldu.Ez az időszak Szircs gyors fejlődésének kezdete volt.
Outokumpu, bakır üretimi ve paslanmaz çelik için ani eritme sürecinin geliştirilmesi ile bilinir.Az Outokumpu a rézgyártás és a rozsdamentes acél gyorsolvasztási folyamatának kifejlesztéséről ismert.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.A Half-Life 2 fejlesztése közben a Steam projekten dolgozott.
Ekin Yayınları, 2010 Küreselleşme Sürecinde Finansal Krizler ve Etkileri.(2010) Válság és potenciális növekedés az Európai Unióban.
Bazı yerlerde jüri cezalandırma sürecine de katılır.Az igazságszolgáltatásban esküdtszék is részt vesz.
Bundan dolayı, milyarda bir elektron yok etme sürecinden çıkabildi.Így minden milliárdból egy elektron élte túl a szétsugárzódást.
Bu arada da Clark Kent de Lois Lane ile boşanma sürecindedir.Ám csupán a hetedik epizódban fogadja el Lois Clark házassági ajánlatát.
Çünkü, gerçek çeviri sürecinde bunlar iç içe geçmiştir.Az előfordító a tényleges fordítás előtt fut le.
Bu önem arz etmektedir çünkü EM sürecin P-korunumuna riayet ettiği bilinmekteydi.Ez a férfi szerint igaz is, mivel ő látogatta meg a kopaszt.
Barış sürecini başlatarak, yerli toplulukla görüşmelerin yapılacağına söz verdi.Ennek biztonsága érdekében béketárgyalásokat folytatott az indián törzsfőkkel.
1838 yılında Sir Charles Wheatstone, görsel derinlik algısının sürecini ilk defa tanımladı.1838-ban Charles Wheatstone egy új elmélettel jött elő a binokuláris mélységészlelésről.
Benzer koşullar altında kemiriciler gibi küçük memeliler ise ada devleşmesi sürecine maruz kalır.A bálványhoz hasonló kisebb-nagyobb szobrok elterjedtek lehettek a szigeten a rézkorban.
Sürekli-zaman Markov sürecinin sürekli bir endeksi bulunur.Ekkor ez egy folytonos idejű nemhomogén Markov-folyamat.
Ayrıca 2028 Olimpiyat Oyunları'nın hazırlık sürecinde 1.8 milyar dolar destekte bulunacağını da belirtildi.A NOB 1,8 milliárd dollárral támogatná az olimpiát.
Bu ateroskleroz sürecinin başlangıcıdır.Ezt a kezdők útszakaszának tartja.
Bu işlem buharlaşma sürecinin tersidir.Ez utóbbi a menekülés módszere.
Bu gelişmeyle birlikte ülkede kısmen bir demokratikleşme sürecine girilmiş oldu.A pusztítás mellett a köztársaság sok fejlődésen ment keresztül.
Daha sonra tedavi sürecine girdi ve ameliyat olma kararı aldı.Egy esés után térdműtétet, majd szemműtétet végeznek nála.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.Aineellisen elämän tuotantotapa on ylipäätään yhteiskunnallisen, poliittisen ja henkisen elämän ehtona.
Genişleme sürecinde AB, 2007'de Bulgaristan ve Romanya'nın da katılımı ile 27 ülkeye çıktı.Jäsenmaiden määrä kasvoi 27:ään vuonna 2007 kun unioniin liittyivät myös Bulgaria ja Romania.
Film Pennsylvania'da kaçırılan iki kız çocuğunun aranması sürecinde yaşanan olayları anlatmaktadır.Elokuva kertoo kahden kiitospäivänä katoavan pikkutytön etsinnöistä Pennsylvaniassa.
1 seneye yakın yapım sürecinden sonra The Eternal Idol 8 Aralık 1987'de yayınlanır.Uusi albumi, The Eternal Idol, julkaistiin 8. joulukuuta 1987.
1930'da dönüşüm sürecini tamamladı, yasal adını Lili Ilse Elvenes olarak değiştirdi ve resim yapmayı bıraktı.Korjattuaan sukupuolensa hän vaihtoi nimensä virallisesti Lili Elvenesiksi ja lopetti maalaamisen kokonaan.
Bu sultanlıklar, Bahmani Sultanlığı'nın dağılma sürecinde bağımsızlıklarına kavuşmuştur.Näistä sulttaanikunnista tuli itsenäisiä valtioita, kun Bahmanin sulttaanikunta hajosi.
Homo erectus, insangillerin evrim sürecinde yeni bir türdür.Homo erectus oli muinainen ihmislaji.
Aday ajanlar alım sürecinde 37 yaşın altında olmalıdır.Yläikäraja rekrytoitaville on 37 vuotta.
Jane Espenson senaryoların oluşum sürecini açıklamıştır.Jane Espenson on kertonut kuinka Buffyn käsikirjoitukset luotiin.
Boşanma sürecini pek idare edemeyen Will, Spike (Rhys Ifans) adında Galli ile ev arkadaşıdır.Will jakaa asuntonsa estottoman ja omalaatuisen waleslaisen Spiken (Rhys Ifans) kanssa.
Fabrikalaşma yoluyla gerçekleşen bu sanayileşme çabaları kentleşme sürecine ivme kazandırmıştır.Rakenteensa takia huolta aiheuttanut silta tuli edustavaan kuntoon.
Olgunluğu sürecinde biyolojik babasına hiç rastlamamıştır.Hän ei ole koskaan tavannut biologisia vanhempiaan.
II. Türk yıldızlar bu sürecin başlarında I. tür yıldızların daha sonra oluşmasıyla oluştu.Populaation II tähdet muodostuvat tämän prosessin alkuvaiheessa ja populaation I tähdet myöhemmin.
Saldırganlar, Mısır ile İsrail arasında yaşanan barış sürecine karşıydı.Ulkomaiset tarkkailijat pitivät sodan syttymistä Egyptin ja Israelin välille väistämättömänä.
Fosfat gruplarının koparılması sürecine defosfarilasyon denir.Fosfaattiryhmän poistoa kutsutaan defosforylaatioksi.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Tämä oli ensimmäinen aserajoitussopimus kylmän sodan aikana.
Bu sürecin ardından eğitimini tamamlamak üzere üniversiteye geri döner.Hän valmistuu lopulta koulusta vidennellä kaudella palattuaan yliopistosta.
Sarri sigara tiryakısı olarak bilinir ve maç sürecinde sıklıkla sigara içer.Gomez polttelee usein sikareita ja hän on ammatiltaan asianajaja.
Ülkenin posta ve Telekom operatörlerinin henüz daha özelleştirilme sürecinde bulunması.Maan radio- ja televisioyhtiöiden yhdistämistä on odotettu jo jonkin aikaa.
Bu söz konusu eylem, belli bir sürecin başlangıcıdır.Juuri dialogista tuli ME toiminnan kulmakivi.
Bu ilk denetleme tasarım sürecinin ilk dönüm noktalarından biri olmuştur.Tässä testattiin vain ensimmäistä vaihetta.
Bu proje sürecinde 14.315 adet fore kazık çakıldı.Kaivoksesta louhittiin sen toiminta-aikana 4,563 miljoonaa tonnia malmia.
Bu niteliklerin kazandırılmasında eğitim, sadece bu sürecin biraz kısaltılmasını sağlayabilir.Todistuksen perusteella itse asiassa ehtoja voitaisiin vieläkin hieman heikentää.
Avrupa Birliği sürecinde Türkiye'den çok sayıda dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götürülmüştür.Hän on vienyt paljon tapauksia Euroopan ihmisoikeustuomioistuimeen Strasbourgiin.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.Ο τρόπος παραγωγής καθορίζει γενικά την κοινωνική, πολιτική και πνευματική διαδικασία της ζωής.
Gözlemcilerin oy sayımı sürecini takibine izin verilmemişti.Δεν επετράπη στον παρατηρητή να δει την διαδικασία καταμέτρησης.
Endüstri şu an hızlı bir küreselleşme ve gelişim sürecine girdi.Ως αποτέλεσμα, η χώρα μπήκε σε μια περίοδο γρήγορης εκβιομηχάνισης και κολλεκτιβισμού.
Aynı zamanda bu kayıt sürecinde Deep Purple grubu da bitişik stüdyoda Fireball üzerinde çalışmaktaydı.Την περίοδο που έγινε το ατύχημα, οι Deep Purple βρίσκονταν στο στούντιο για την ηχογράφηση του Bananas.
Bu ilk denetleme tasarım sürecinin ilk dönüm noktalarından biri olmuştur.Είναι ένα από τα πρώτα παραδείγματα προβλήματος απόφασης.
Geminin inşa sürecinde belirli kurallara göre uygunluğu klaslar tarafından denetlenir.Στη τακτική παρακολούθηση του πλοίου από τους Νηογνώμονες.
Uzun bir hastalık sürecinin ardından ölmüştür. ^ "Disparition.Πέθανε μετά από μακρά ασθένεια (όγκο στον εγκέφαλο).
Tarım kooperatiflerinin üyeleri de üretim sürecine katılmaktadır.Οι αγρότες αρνήθηκαν να συνεργαστούν στην παραγωγή τροφίμων.
Fakülte programları ABET sürecinden geçmiştir ve 2005 yılında akreditasyon almıştır.Αργότερα συμπλήρωσε τις απαιτούμενες μονάδες και έλαβε το πτυχίο του το 2005.
İlgili Sayfalar