sürecin ile cümle
sürecin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
2000'li yıllarda Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılma sürecinde bir hızlanma gözlendi.Estos eventos impidieron durante un siglo la búsqueda de la unificación de Rusia.
Bu sürecin çimlenmeye etkisi ya yoktur ya da olumlu etkisi vardır.Mortero que no tenga contracción o que tenga expansión positiva.
Mevcut hattaki uzatma projeleri ve diğer hat planları proje sürecindedir.Tendrá la denominación EX-A3 y se están redactando en estos momentos los Proyectos de Construcción.
8 yıl süren inşaat sürecinin ardından 25 Haziran 2011'de açıldı.Tras tres años de construcción, abrió sus puertas el 8 de junio de 2002.
Zaman içinde istikrar sürecine girilmeye başlandı.Con el transcurso del tiempo, se comenzó a levantar el estadio.
Bir nesne, olay ya da sürecin nesnel gerçekliğini vurgulayan bir ifadedir.Una determinada situación de la vida real, incidente o suceso.
Uzun bir oluşum sürecinden sonra Başbakan oldu ve bir Kabine kurdu.Fuera quien fuera el arquitecto, creó una gran mansión.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Durante la produzione di Half-Life 2, trascorse alcuni mesi concentrandosi nel progetto Steam.
Çalışmalar Bologna sürecinin temel ilkelerine uygun olarak yürütülmektedir.Gli studi sono compiuti in conformità dei principi del processo di Bologna.
Bu kalıcı komisyon, Müzenin 20 yıllık yenilenme sürecinin son önemli bileşenini oluşturdu.Questa commissione segnò la conclusione dell'ultimo imponente restauro del museo, durato 20 anni.
Onun deneyi -her nasıl olduysa- yaratılışın sürecini korkunç sonuçlarla birlikte bozmuştur.Chissà come, il suo esperimento disturbò il processo della creazione dell'universo, con conseguenze terribili.
Bu sürecin sonunda İsrail ve Ürdün 1994 yılında bir barış anlaşması imzaladı.I negoziati tra Israele e la Giordania hanno portato infine a un trattato di pace, firmato nel 1994.
28 Şubat sürecinde DYP'den istifa eden 37 milletvekili içinde oldu.Il 28 luglio si è disputato il turno eliminatorio cui hanno partecipato 37 nazioni.
Zaman içinde istikrar sürecine girilmeye başlandı.41) emerge la necessità di una stabilizzazione nel tempo.
Marx, kalkınma sürecinde küçük burjuva katmanının tarihsel olarak kaybedici bir rol oynadığını belirtmiştir.Storicamente, Marx aveva previsto che la petite bourgeoisie avrebbe perso nel corso dello sviluppo economico.
Olgunluğu sürecinde biyolojik babasına hiç rastlamamıştır.Non ha mai incontrato il padre biologico.
Yaranın iyileşmesi sürecinde belirir.Le ferite della ragazza sembrano guarire all'istante.
Genişleme sürecinde AB, 2007'de Bulgaristan ve Romanya'nın da katılımı ile 27 ülkeye çıktı.Sempre nel 2007 ci fu un ulteriore allargamento, a seguito dell'adesione di Romania e Bulgaria.
Cromwell’in manastırlar sürecini tamamlaması için dört yıl geçti.Furono necessari quattro anni a Cromwell per raggiungerne lo scopo.
Gözlemcilerin oy sayımı sürecini takibine izin verilmemişti.Agli osservatori internazionali non è stato permesso di osservare il voto.
Bu sürecin ardından kişi tekrar normal konumuna geri döner.Le cose, a questo punto, ritornano nel loro ordine naturale.
Kurultay sürecinde birçok ülkücü gazete tarafından hedef alınmıştır.Fu così l'obiettivo di numerosi attacchi da parte di giornali di estrema destra.
Bu durum proje planlama sürecini negatif etkiler.Ciò è esattamente quello che avviene nella proiezione del peso.
Proje sürecini gözetle ve denetle.Attacco sul movimento e controcampo.
Uzun bir hastalık sürecinin ardından Berlin'de 74 yaşında hayatını kaybetti.Dopo una vita non povera di soddisfazioni, morì a 84 anni a Parigi.
Tabii bu zengin alternatif seçenekleri yeni mezunların karar verme sürecini geciktirmektedir.Questa disciplina secondaria ha introdotto dei nuovi criteri di attribuzione dei contributi.
Adaylık sürecinde toplamda 49 etkinlikte bulundu.Parteciparono dunque alla votazione finale 49 cardinali.
Mahkeme sürecinin sonunda 10 ay hapis cezasına çarptırılır.Sarà assolto definitivamente dalla Corte di cassazione dieci anni dopo.
He 111'in geliştirilme sürecinde, bu prototipten faydalanılmıştır.Per aumentarne la conoscenza, la C113 veniva esposta in fiere.
Kuzey Yedi Yıl Savaşı sürecinde (1563-1570), kent güneyi tamamen yandı.Durante la guerra del nord dei sette anni (1563–1570) subì seri danni.
Çeviri sürecinde rol oyanayan enzimlerin tRNA'yı tanıması için bu dizi önemlidir.Questa sequenza è importante per il riconoscimento dei tRNA durante la traduzione.
İtilaf Devletleri, Alman ordusunu geriye püskürttüler ve savaşın sonuçlanma sürecini başlattılar.Le truppe tedesche erano rimaste in attesa dell'imminente fine della guerra e premevano per tornare a casa.
Ama yolun tamamının asfaltlanması sürecinin ne kadar süreceği hakkında kesin bir bilgi yoktur.Nessun nodo conosce il percorso completo che il pacchetto ha preso.
Sistemin açılış sürecini düzenler ve açılışı gerçekleştirir.Quindi viene applicato il vuoto al sistema ed inizia l'evaporazione.
NGC 2207 ile IC 2163, çarpışma ve birleşme sürecindedir.NGC 2207 e IC 2163 sono due galassie interagenti.
Ancak hükümet böyle bir yolu tercih etmediklerini ve seçim sürecinin devam edeceğini açıklamışlardır.Conclude con la consapevolezza che mai avverrà questa camminata e questa conversazione col Presidente.
Buna karşılık Rusya ise güçlenme sürecine girdi.In cambio viene concessa alla Russia la possibilità di perforare.
Panteon, 3 yıllık uzun bir restorasyon ve genişletme sürecinden sonra 2013 yılında yeniden açılmıştır.Dal 2013 sono iniziati nuovi restauri dopo decenni di vandalismo ed abbandono.
1979 yılında Sovyetler Birliği, on yıl sürecek Afganistan'a müdahale sürecini başlattı.Dieci anni più tardi, nel 1979, si aprì una sezione femminile.
Romanı yazma sürecinde, Manisa davasını yakından izleyen gazetecilerden Can Dündar'dan destek gördü.Qui viene mostrato il diario segreto di Elisa, la quale dava i voti agli uomini con cui è stata.
12 Eylül sürecinde TRT'den ayrılmak zorunda kaldı.Il 12 settembre successivo è passato al Trafford.
Bir tekneyi yapma sürecini açıkladı.Он объяснил процесс построения лодки.
Madonna, kayıt sürecinden şöyle bahsetti: "Kayıtları onun evinde yaptık.Мадонна сказала: "Мы делали много записей у него дома.
The Elder Scrolls Online 2014 yılında yayınlanmadan önce 7 yıl boyunca geliştirilme sürecindeydi.До своего выхода The Elder Scrolls Online разрабатывалась семь лет.
Seçim sürecinde Kyoto bölgesinin tarihsel önemi UNESCO tarafından dikkate alınmıştır.Историческая важность данных объектов в развитии региона Киото также было отмечена ЮНЕСКО в процессе отбора.
Modernizasyon teorisi toplumlardaki modernizasyon sürecini açıklamak için kullanılan bir teoridir.Теория модернизации — теория, призванная объяснить процесс модернизации в обществах.
Bu kitapta gezegen oluşum sürecinin hemen hemen tüm büyük sorunları formüle edildi ve bazıları çözüldü.В книге были сформулированы практически все проблемы планетарного формирования, и многие из них решены.
Yalnız bu ancak toplumsallaştırılma sürecinde kişinin kazanabileceği bir yetenektir.Выйти имеет право только тот игрок, у которого (или у его напарника) есть в выкладке канаста.
Baharda ise ağır bir yağış sürecinin arkasından ağır bir kuraklık olur.Весной почки нижних ветвей, нагреваясь от почвы, трогаются в рост вскоре после снеготаяния.
Ve uyum sürecini hiç uzatmıyacağım.Никогда не забуду своё первое послушание.
Bu sürecin ardından eğitimini tamamlamak üzere üniversiteye geri döner.Она возвращается в колледж, чтобы завершить своё образование.
Fakat bunun kasıtlı olmadığını, albümün hazırlık sürecinde kendiliğinden geliştiğini ifade etti.Однако, по её словам, это было непреднамеренно и произошло в процессе разработки альбома.
Değişen gereksinimler yazılım sürecinin son aşamalarında bile kabul edilmelidir.Изменение требований приветствуется, даже на поздних стадиях разработки.
Aşırı bilgi, karar vermeyi etkileyen problem sürecini ve görevlendirmesini etkiler.Избыточная информация влияет на обработку проблем и задач, что воздействует на принятие решений.
Gözlemcilerin oy sayımı sürecini takibine izin verilmemişti.Контроль за волеизъявлением голосующих не допускается.
Birliğin dağılması sürecinde 1990-1991 yıllarında Dışişleri Bakanlığı sözcüsü olarak görev üstlenmiştir.Между 1990 и 1991 дороги участников группы разошлись.
Bu ise belirli bir eğitim sürecini gerekli kılar.Но это требует специальной тренировки.
Türlerin yok oluşu sürecinden etkilenmektedir.Они ускорили вымирание вида.
Futbol kampanyası sürecinde "Wavin Flag: The Celebration Mix" adlı remixi kullanıldı.Для многих стран были созданы двуязычные версии «Wavin' Flag (Celebration Mix)».
Karar verme sürecinin kendisi bir öğrenme sürecidir.Принятие решений само по себе есть процесс обучения.
İlgili Sayfalar