sürecin ile cümle
sürecin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Popülizm demokratikleşme sürecinin her aşamasında aynı etkiye sahip değildir.Populism does not have the same effect in each stage of the democratization process.
Bu kitap, psikoterapi sürecinin ve amaçlarının Jung'un gördüğü şekliyle ana hatlarıyla başlıyor.This book begins with an outline of the process and aims of psychotherapy as seen by Jung.
Bilinçte ortaya çıkan her şey, bilinçdışı sürecin simgesel belirtileriydi.All that appeared in consciousness were the symbolic symptoms of the unconscious process.
Tez, simya sürecini Hıristiyan mitolojisi açısından anlatmaktadır.The treatise describes the alchemical process in terms of Christian mythology.
Sürecin farklı aşamaları için birçok öneri yapılmıştır.Many proposals have been made for different stages of the process.
RNA, translasyon sürecinin merkezinde yer alır.RNA is central to the translation process.
Değerlendirilecek yapıların tanımlanması doğrulama sürecini başlatmaktadır.Defining the constructs to be assessed initiates the validation process.
Baharda ise ağır bir yağış sürecinin arkasından ağır bir kuraklık olur.Im Frühling wird ein Schaafscheerfeest (ein Fest, bei dem Schafe geschoren werden) gehalten.
Bu iki gökada çarpışma ve birleşme sürecindedir.Die beiden Welten, das Diesseits und das Jenseits, sind zeitgleich.
Çalışmalar Bologna sürecinin temel ilkelerine uygun olarak yürütülmektedir.Die Studien werden in Übereinstimmung mit den wichtigsten Grundsätzen des Bologna-Prozesses durchgeführt.
Uzun mesafeler üstünden morfogenler, aktif sinyal iletimi sürecini (sinyal transdüksiyonu) kullanabilirler.Über größere Distanzen hinweg können Morphogene den aktiven Prozess der Signaltransduktion nutzen.
Bu proje sürecinde 14.315 adet fore kazık çakıldı.Im gleichen Zeitraum wurden aber 15.315 Mark Zubuße bezahlt.
Günümüzde Türkiye'yle Ermenistan arasındaki ilişkiler normalleşme sürecine girmedi.Die armenisch-türkischen Beziehungen haben sich seitdem nicht normalisiert.
Karar verme sürecinin kendisi bir öğrenme sürecidir.Entscheidungen zu treffen ist ein Lernprozess an sich.
Zaman ayarlı düzenek: Önceden belirlenmiş bir zaman sürecini takiben patlayan tetikleme düzeneğidir.Zeitzünder lassen eine Sprengladung nach einer bestimmten, vorher festgelegten Zeit explodieren.
Bu arada da Clark Kent de Lois Lane ile boşanma sürecindedir.Kurz darauf nimmt Lois Clarks Heiratsantrag an.
8 yıl süren inşaat sürecinin ardından 25 Haziran 2011'de açıldı.Sie wurde nach achtjähriger Bauzeit am 25. November 2010 eröffnet.
Film, film yapımı sürecini sorgular.Vergessen sind die Produktionsprobleme, Filmfragen.
Bu son ayrılıktan kısa süre sonra üç yıl sürecek olan cinayet sürecine girdi.Und auch diesmal sind drei Jahre nach dem letzten Mord vergangen.
Soyutlama, bir kavramın bilgi içeriğini azaltma veya indirgeme sürecine denir.Als Schwachsinn wird eine Intelligenzminderung bzw. Minderbegabung bezeichnet.
Ruslar'ın imparatorluk sürecinin duraklaması.Der Umsturz des russischen Kaiserreiches.
Bu sürecin ardından kişi tekrar normal konumuna geri döner.Danach verwandelt sie sich wieder in eine ganz normale Tür zurück.
Kültürleşme sürecinde yaşanan değişimler grup düzeyinde ve bireysel düzeyde olabilmektedir.Interkulturalität kann sowohl auf individueller als auch auf organisationaler Ebene stattfinden.
Geç Kalkolitik yerleşme ise "yeni bir yaşam sürecini" ifade etmektedir.Hier freut man sich somit besonders, wenn eine neue „Lebensform“ auftaucht.
26 Mart 2011'de uzun bir hastalık sürecinin ardından vefat etmiştir.Dort verstarb sie nach langer schwerer Krankheit am 27. März 2011.
Yaranın iyileşmesi sürecinde belirir.Die Wunde verheilt in mehreren Phasen.
Translasyon, (gen ekspresyonu sürecinin bir parçası olan) protein biyosentezinin ilk aşamasıdır.Der erste Schritt der Proteinbiosynthese ist die Transkription.
Solaris tarihsel sürecinde olarak tescilli bir yazılım olarak geliştirilmiştir.Harris wurde als Kongressabgeordneter Zeitzeuge dieser Vorgänge.
Sürekli-zaman Markov sürecinin sürekli bir endeksi bulunur.Die definitive langfristige Lösung ist immer eine solche Endoprothese.
80 darbesi sonrası parçalanan bir ailenin 30 yıllık ayrılık sürecini konu almaktadır.Kontrovers diskutiert wurde sein Konzept eines Pensionsalters von 80 Jahren.
Bu ateroskleroz sürecinin başlangıcıdır.Diese Spannung ist das Ausgangssignal.
Babası savaş sürecinde sürülmüştür.Sein Vater ist im Krieg gefallen.
16. ve 17. yüzyılla birlikte damıtma sürecinde önemli gelişmeler sağlanmıştır.Im 16. und 17. Jahrhundert wurden große Flächen zur Weiterverarbeitung abgeholzt.
Ekonomik alanda Arjantin'i devletçiliğe dayalı bir sanayileşme sürecine soktu.Des Weiteren verwandelte Roca die argentinische Wirtschaft in eine staatsgelenkte Wirtschaft.
Bazı yerlerde jüri cezalandırma sürecine de katılır.In einigen Bundesstaaten entscheiden die Geschworenen auch über das Strafmaß.
N1'in geliştirilmesi sürecinde ilk tasarımdaki motorlar oldukça değişikliğe uğradı.Lediglich bei den Motoren von U 19 gab es einen kleinen Konstruktionsfehler.
Anıtkabir’in uygulama projeleri ve inşaat sürecinde Emin Onat’la birlikte çalıştı.Bertini tat sich mit den notwendigen Provisorien während der Bauzeit schwer.
Bir süre sonra kulüp tasfiye sürecine girmiştir.Kurze Zeit später ging der Verein in ein Insolvenzverfahren.
Doğu Almanya'nın Batı Almanya ile birleşmesinden sonra kulüp hızlı bir çöküş sürecine girmiştir.Im Zuge der deutschen Wiedervereinigung erlebte die ostdeutsche Szene einen rasanten Abschwung.
Bu yeni tanka geçiş sürecinde bir ara-süreç tankı için T-34 tankını geliştirme yoluna da gittiler.Es war schnell genug, um mit den Panzern T-34 Schritt zu halten.
Baharda ise ağır bir yağış sürecinin arkasından ağır bir kuraklık olur.Au printemps, les grignons (étalons) saillissent les juments.
Bu ülkeler Brüksel'deki karar alma sürecindeyse çok etkiye sahip değildir.Ces États ont cependant peu d'influence sur le processus de prise de décisions à Bruxelles.
Nakış veya tiyatro gibi birçok kültür biçimi kaybolma sürecindedir.De nombreuses formes de la culture, telles que la broderie ou le théâtre, sont en train de disparaître.
Cromwell’in manastırlar sürecini tamamlaması için dört yıl geçti.Il fallut quatre années à Cromwell pour achever le processus.
Japonya'nın savaş sonrası eğitim sistemi ağırlıklı olarak modernleşme sürecini ele alıyor.Le très admiré système d'éducation japonais d'après-guerre contribue fortement au processus de modernisation.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Pendant la création de Half-Life 2, il s'occupa également, pendant plusieurs mois, de la réalisation de Steam.
James, kayıt, mastering ve baskılama sürecinde titizlikle davrandı.James est particulièrement méticuleux au cours du processus d'enregistrement, du mastering et du pressage.
Karar verme sürecinin kendisi bir öğrenme sürecidir.La prise de décision est un processus d'apprentissage en soi.
Bunun üzerine Avrupa Birliği, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecindeki sekiz müzakere başlığını dondurdu.Le refus turc de cet accord commercial a incité l'Union à geler huit chapitres des négociations d'adhésion.
İsviçre'deki (Protestan) Reformasyon sürecinin en önemli kaynaklarından biri olarak sayılabilir.C'est une source importante concernant la Réforme protestante en Suisse.
Bu tip yapı protein katlanma sürecinde kolaylıkla oluşur.Ce type de structure se forme facilement pendant le processus de repliement des protéines,.
Komisyon, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım sürecine ilişkin konularda görevlidir.Le but est de suivre de près les négociations concernant l’adhésion de la Turquie à l’Union Européenne.
Crysis'e paralel bir zaman sürecinde geçmektedir.Une kermesse se tient toujours en parallèle au pardon.
İkinci Dünya Savaşı sürecinde doğmuş ve ailesiyle İsveç'e iltica etmiştir.Elle est née pendant la Seconde Guerre mondiale et sa famille s'est réfugiée en Suède.
Mustafa Sandal, sürecini ise şöyle anlattı "Hiç düşünmeden kabul ettim.Nabil Shaath raconte « Je ne l’avais jamais vu comme ça.
Kurgu, film yapımı sürecinin bir parçasıdır.Le bruitage est une des étapes de la fabrication d'un film.
Alanda cevher miktarının azaldığı, üretim sürecine bağlı olarak 4 yıl yeteceği tahmin edilmektedir.On estime à quatre ans de production nationale la masse de café détruite.
Bu yok oluş sürecinde Eyakça, dillerin gitgide artan yok oluşuna karşı verilen mücadelede bir sembol olmuştur.Issu d'un milieu bretonnant, il reste attaché sa vie durant à cette langue.
Saldırganlar, Mısır ile İsrail arasında yaşanan barış sürecine karşıydı.Les manifestants protestent contre les négociations de paix avec Israël menées par l'Égypte.
Cami şu an kapsamlı bir onarım sürecinden geçmektedir.Actuellement, le couvent bénéficie d'une forte réhabilitation.
İlgili Sayfalar