Ancak kısa süre devam eden bu barış süreci şiddetli çete savaşlarının başlamasıyla bitti.A békés játékokat azonban hamarosan elrontotta a közeli háború.
Bazı deneyler bu süreci gözlemlemeye çalışmıştır.Számos kísérletet is végzett ennek a folyamatnak a demonstrálására.
Bu işlem buharlaşma sürecinin tersidir.Ez utóbbi a menekülés módszere.
Ama geçen zaman süreci sonucunda aradaki bağlar güçlenmiştir.A konfliktusoknál azonban a kötelékek erősebbnek bizonyulnak.
Bu gelişmeyle birlikte ülkede kısmen bir demokratikleşme sürecine girilmiş oldu.A pusztítás mellett a köztársaság sok fejlődésen ment keresztül.
Film yapım süreci hem bir sanat hem de bir endüstridir.A filmet egyszerre tekintjük művészetnek és iparágnak.
Daha sonra tedavi sürecine girdi ve ameliyat olma kararı aldı.Egy esés után térdműtétet, majd szemműtétet végeznek nála.
Çitleme süreci 16. yüzyıl boyunca İngiltere'nin tamamına yayıldı.A reneszánsz műveltséggel terjedt el egész Európában a 16. században.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.Aineellisen elämän tuotantotapa on ylipäätään yhteiskunnallisen, poliittisen ja henkisen elämän ehtona.
Genişleme sürecinde AB, 2007'de Bulgaristan ve Romanya'nın da katılımı ile 27 ülkeye çıktı.Jäsenmaiden määrä kasvoi 27:ään vuonna 2007 kun unioniin liittyivät myös Bulgaria ja Romania.
Mahkeme süreci 5 Kasım 2004 tarihinde başlar.Uusi oikeudenkäynti aloitettiin 5. marraskuuta 2004.
Film Pennsylvania'da kaçırılan iki kız çocuğunun aranması sürecinde yaşanan olayları anlatmaktadır.Elokuva kertoo kahden kiitospäivänä katoavan pikkutytön etsinnöistä Pennsylvaniassa.
1 seneye yakın yapım sürecinden sonra The Eternal Idol 8 Aralık 1987'de yayınlanır.Uusi albumi, The Eternal Idol, julkaistiin 8. joulukuuta 1987.
Gen akışı, yeni genetik varyantları diğer popülasyonlara da yayarak bu süreci yavaşlatabilir.Geenivirta voi hidastaa tätä prosessia levittämällä uusia geneettisiä variaatioita muihin popuulaatioihin.
1930'da dönüşüm sürecini tamamladı, yasal adını Lili Ilse Elvenes olarak değiştirdi ve resim yapmayı bıraktı.Korjattuaan sukupuolensa hän vaihtoi nimensä virallisesti Lili Elvenesiksi ja lopetti maalaamisen kokonaan.
Diğer dağlar buzlanma süreciyle şekillenddirilmiş olabilir ve buzlanma özellikleriyle tarif edebilirler.Toiset vuoret ovat muotoutuneet jääkausien vaiheiden mukaan ja niitä voidaan luonnehtia muotonsa mukaan.
Az sonra da Boromir'in öldürülmesi ve peşinden Kardeşliğin dağılması süreci yaşanmıştır.Boromirin lankeaminen ja Saattueen hajoaminen tapahtui pian sen jälkeen.
İyileşme süreci haftalar alır.Hoito voi kestää viikkoja.
Bu sultanlıklar, Bahmani Sultanlığı'nın dağılma sürecinde bağımsızlıklarına kavuşmuştur.Näistä sulttaanikunnista tuli itsenäisiä valtioita, kun Bahmanin sulttaanikunta hajosi.
Başvuru süreci 16 Mart 2007 tarihinde başlamıştır.Kisojen hakuprosessi alkoi 16. toukokuuta 2007.
Homo erectus, insangillerin evrim sürecinde yeni bir türdür.Homo erectus oli muinainen ihmislaji.
"El Dokuma Halıcılığının Üretim Süreci".Vihdoinkin laki hedelmöityshoidoista.
Aday ajanlar alım sürecinde 37 yaşın altında olmalıdır.Yläikäraja rekrytoitaville on 37 vuotta.
Magmatik farklılaşma dört alt süreci kapsar.Magneettijääkaappi toimii neljässä eri vaiheessa.
Avrupa Birliği'nin genişlemesi, Avrupa Birliği'nin yeni üye devletleri kabul etme sürecidir.Euroopan unionin laajentumisella tarkoitetaan uusien jäsenvaltioiden liittymistä Euroopan unioniin.
Jane Espenson senaryoların oluşum sürecini açıklamıştır.Jane Espenson on kertonut kuinka Buffyn käsikirjoitukset luotiin.
"Soyadı Kanunu ve Kanunun Uygulanma Süreci".Viikkolehti lain ja oikeuden puolesta”).
Boşanma sürecini pek idare edemeyen Will, Spike (Rhys Ifans) adında Galli ile ev arkadaşıdır.Will jakaa asuntonsa estottoman ja omalaatuisen waleslaisen Spiken (Rhys Ifans) kanssa.
Valery için her zaman çalışma süreci, sağlanan sonuçtan daha önemli olmuştur.Lutherille työ on aina tärkeintä.
Savaş süreci dört aşamaya bölünebilir.Sota voidaan jakaa kolmeen vaiheeseen.
Bu süreci aydınlatmaya çalıştım.Prosessi emittoi valokvantin.
Hükümet süreci başlıyor".Toimeksianto aloittaa prosessin.
Sovyet döneminde de laiklik süreci devam etmiştir.Keruutyö jatkui neuvostoaikana.
Fabrikalaşma yoluyla gerçekleşen bu sanayileşme çabaları kentleşme sürecine ivme kazandırmıştır.Rakenteensa takia huolta aiheuttanut silta tuli edustavaan kuntoon.
Olgunluğu sürecinde biyolojik babasına hiç rastlamamıştır.Hän ei ole koskaan tavannut biologisia vanhempiaan.
II. Türk yıldızlar bu sürecin başlarında I. tür yıldızların daha sonra oluşmasıyla oluştu.Populaation II tähdet muodostuvat tämän prosessin alkuvaiheessa ja populaation I tähdet myöhemmin.
Saldırganlar, Mısır ile İsrail arasında yaşanan barış sürecine karşıydı.Ulkomaiset tarkkailijat pitivät sodan syttymistä Egyptin ja Israelin välille väistämättömänä.
Fosfat gruplarının koparılması sürecine defosfarilasyon denir.Fosfaattiryhmän poistoa kutsutaan defosforylaatioksi.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Tämä oli ensimmäinen aserajoitussopimus kylmän sodan aikana.
Bu sürecin ardından eğitimini tamamlamak üzere üniversiteye geri döner.Hän valmistuu lopulta koulusta vidennellä kaudella palattuaan yliopistosta.
Sarri sigara tiryakısı olarak bilinir ve maç sürecinde sıklıkla sigara içer.Gomez polttelee usein sikareita ja hän on ammatiltaan asianajaja.
Mahkeme süreci genellikle İlçe Mahkemelerinden başlar.Aloite oikeudenkäynnin aloittamiseksi tulee kuitenkin yleensä asianosaiselta.
Özellikle İspanya'da demokrasiye geçiş süreci sırasında çok etkili olmuştur.Kirjalla oli suuri vaikutus Espanjan siirtymävaiheessa kohti demokratiaa.
Ülkenin posta ve Telekom operatörlerinin henüz daha özelleştirilme sürecinde bulunması.Maan radio- ja televisioyhtiöiden yhdistämistä on odotettu jo jonkin aikaa.
Kestirme yargılama süreci bunun tipik örneğidir.Taidevalimo on tällaisesta tuotannosta tyypillinen esimerkki.
Bu söz konusu eylem, belli bir sürecin başlangıcıdır.Juuri dialogista tuli ME toiminnan kulmakivi.
Üniversite 1 Ağustos 2005'te Bologna Süreci'ni tamamlamıştır.Koulu aloitti yhtenäiskouluna 1. elokuuta 2004.
Bu ilk denetleme tasarım sürecinin ilk dönüm noktalarından biri olmuştur.Tässä testattiin vain ensimmäistä vaihetta.
Bu proje sürecinde 14.315 adet fore kazık çakıldı.Kaivoksesta louhittiin sen toiminta-aikana 4,563 miljoonaa tonnia malmia.
Bu niteliklerin kazandırılmasında eğitim, sadece bu sürecin biraz kısaltılmasını sağlayabilir.Todistuksen perusteella itse asiassa ehtoja voitaisiin vieläkin hieman heikentää.
Avrupa Birliği sürecinde Türkiye'den çok sayıda dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götürülmüştür.Hän on vienyt paljon tapauksia Euroopan ihmisoikeustuomioistuimeen Strasbourgiin.
Seçim sonuçları açısından uzun süredir parti bir gerileme süreci içindedir.Sen sijaan on ollut pitkään spekulatiivistä, mitä tapahtuu reaktioiden aikana.
Çünkü Mars'ta muhtemelen hiçbir zaman verimli bir kabuk geri dönüşüm süreci olmamıştır.Kuitenkaan ei ole olemassa mitään merkkejä siitä, että Marsissa olisi koskaan ollut älyllistä elämää.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.Ο τρόπος παραγωγής καθορίζει γενικά την κοινωνική, πολιτική και πνευματική διαδικασία της ζωής.
Gözlemcilerin oy sayımı sürecini takibine izin verilmemişti.Δεν επετράπη στον παρατηρητή να δει την διαδικασία καταμέτρησης.
Bu teknolojilerde dizileme süreci paralelleştirilerek binlerce veya milyonlarca dizi aynı anda üretilir.Αυτές οι τεχνολογίες αλληλούχησης επιτρέπουν δυνητικά την παραγωγή εκατομμυρίων ακολουθιών ταυτόχρονα.
Bu geri alma süreci ya doğru bir anıyla ya da sahte bir anıyla sonuçlanır.Αυτή η διαδικασία ανάκτησης είτε οδηγεί σε μία πραγματική μνήμη είτε σε μία ψευδή μνήμη.
Endüstri şu an hızlı bir küreselleşme ve gelişim sürecine girdi.Ως αποτέλεσμα, η χώρα μπήκε σε μια περίοδο γρήγορης εκβιομηχάνισης και κολλεκτιβισμού.
Buzullaşma süreci boyunca okyanuslardan sular yüksek enlemlere doğru taşınır.Υψομετρικά, κινούνται από το επίπεδο της θάλασσας μέχρι τις υψηλές κορυφές.
Sürekli bir ertelenme süreci söz konusudur ve bu hep geriye doğru giden bir süreçtir.Έτσι η συνθήκη της επανάληψης θα είναι πάντα αληθής και η επανάληψη θα εκτελεστεί άπειρες φορές.