Ana içeriğe geç
Sözlük

süreci ile cümle

süreci kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şirketleşme sürecinde temel iş deneyimini ve 250.000 dolar ile sermayeyi Mike Markkula sağladı.Mike Markula furniza afaceri finanțare și de expertiză de 250.000$ în timpul încorporării Apple.
Sürekli tepki, genotip 4 ve 48 haftalık tedavi sürecinde olan hastaların 65%’i cıvarındadır.Se obține un răspuns susținut în 65% din cazurile cu genotipul 4 cu tratament de 48 de săptămâni.
Adaylık süreci 2014 Nisan ayında başladı.Întregul proces de alegere a început în aprilie 2014.
Anadolu’nun Türkleşmesi sürecinde etkili olmuşlardır.Mirosul de anason dispare în timpul preparării.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Tratatul a fost primul acord de control al armamentului semnat în timpul Războiului Rece.
Toplumsal alan bir imgesel kuruluş süreci olarak mevcuda gelmiştir.În timpul fazei orale are loc o ședință publică.
Avrupa Birliği'nin genişlemesi, Avrupa Birliği'nin yeni üye devletleri kabul etme sürecidir.Extinderea Uniunii Europene se referă la aderarea pe parcursul timpului a noi state la Uniunea Europeană.
1980'li yıllar Sovyetler Birliği'nin çözülme sürecine girmesine ve Soğuk Savaşın sonuçlanmasına sahne oldu.La începutul anilor 90' are loc dezagregarea Uniunii Sovietice și stingerea Războiului Rece.
Geminin tekne ve üst yapı imalat sürecidir.Coiful și acoperișul navei sunt mai noi.
Bu sürecin temel özellikleri siyasi ve toplumsal yaşamın hemen her alanına yansıdı.Politicile de polonizare rapidă au urmat în toate aspectele vieții publice și private.
Bu kitap, bu süreci anlatmakta."Acela era autorul acestei cărți.”
Ancak oraya alışma süreci zor olur.Însă dresarea este dificilă.
Film yapım süreci hem bir sanat hem de bir endüstridir.Nu-i mai puțin adevărat că scenografia de film este o artă tridimensională asemănătoare arhitecturii.
Yaranın iyileşmesi sürecinde belirir.Odată vindecate rănile reapăreau.
İyileşme süreci 2 ile 6 hafta arasındadır.Perioada de incubare a virusului este între 2 și 6 săptămâni.
20. yüzylın başlarında, astronomik fotografik levhalarda astrograf kullanılması, süreci hızlandırdı.Astrografii, folosind plăci fotografice astronomice, au accelerat procesul în secolul al 20-lea.
İç müşteri, üretim sürecinde ürüne katkıda bulunan her departman diğer departmanların müşterisidir.Orice companie care își desfășoară activitatea pentru anumiți clienți, poate angaja un manager de client.
Üniversite 1 Ağustos 2005'te Bologna Süreci'ni tamamlamıştır.Universitatea este semnatară a Cartei Procesului Bologna din 1999.
NATO'nun genişlemesi, NATO'ya yeni üyeler dahil etme sürecidir.Muntenegru consideră că integrarea în NATO va accelera integrarea în UE.
İtilaf Devletleri, Alman ordusunu geriye püskürttüler ve savaşın sonuçlanma sürecini başlattılar.Contraatacul a pus capăt înaintării germane și a dus la sfârșitul bătăliei.
Saldırganlar, Mısır ile İsrail arasında yaşanan barış sürecine karşıydı.Maikel este de asemenea cunoscut și pentru promovarea relațiilor de pace dintre Egipt și Israel.
Intel, AMD'nin 1995 yılından sonraki sürecinden olumsuz etkilenmiştir.Undertaker și masca purtată după perioada de absență din 1995.
Crysis 3'ün geliştirme süreci tamamlanmıştır.Renovarea Circului Maximus s-a încheiat.
Ona süreci açıkladım.I-am explicat procesul.
Geçiş süreci kolay olmayacak.Tranziția nu va fi ușoară.
Sivil toplum, belediye düzeyinde ve daha sonra İlçe Meclisi düzeyinde karar alma sürecine dahil olmaktadır.Societatea civilă este antrenată în procesul decizional la nivel de Primărie și ulterior la Consiliul Raional.
The Elder Scrolls Online 2014 yılında yayınlanmadan önce 7 yıl boyunca geliştirilme sürecindeydi.Az Elder Scrolls Online fejlesztése hét évvel a fejlesztés előtt 2014-ben zajlott.
Prova süreci sırasında, Tom ile oturduk ve Victor Hugo'nun kitabına yeni şeyler ekledik." demişti.A próbák alatt tényleg ott ültünk Tommal és a Victor Hugo-könyvvel, és bővítgettük a filmet.”
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.Az anyagi élet termelési módja határozza meg a társadalmi, politikai és szellemi életfolyamatot általában.
Bu dönem Kore'nin hızlı bir kalkınma sürecinin başlangıcı oldu.Ez az időszak Szircs gyors fejlődésének kezdete volt.
Outokumpu, bakır üretimi ve paslanmaz çelik için ani eritme sürecinin geliştirilmesi ile bilinir.Az Outokumpu a rézgyártás és a rozsdamentes acél gyorsolvasztási folyamatának kifejlesztéséről ismert.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.A Half-Life 2 fejlesztése közben a Steam projekten dolgozott.
Ekin Yayınları, 2010 Küreselleşme Sürecinde Finansal Krizler ve Etkileri.(2010) Válság és potenciális növekedés az Európai Unióban.
İyileşme süreci haftalar alır.A gyógyulás hónapokig tart.
Bu atılma süreci genellikle 1 haftadır.A kölcsönzési idő általában egy hét volt.
Kitabın beşinci basımı, dava süreci de eklenerek yayımlandı.Az ötödik tiszt vallomása emellett igen kedvező fogadtatást kapott a sajtóban.
Bazı yerlerde jüri cezalandırma sürecine de katılır.Az igazságszolgáltatásban esküdtszék is részt vesz.
Poisson dağılımı Poisson süreci ile birlikte ortaya çıkar.A bejövő hívásokat Poisson-eloszlással modellezik.
Bundan dolayı, milyarda bir elektron yok etme sürecinden çıkabildi.Így minden milliárdból egy elektron élte túl a szétsugárzódást.
Fars, evlenme süreciyle ilgilidir.Maughnm: Imádok férjhez menni.
Ayrıca sürekli ideolojik evrim süreci uygulandı.A technikai tökéletesítésen is folyamatosan dolgoztak.
"Ryan Babel'in Transfer Süreci Tamamlandı".Ryan Babel hosszabbított!.
Goodbye Cruel World ile de artık duvar örülmüş, Pink Floyd izolasyon süreci tamamlanmıştır.Goodbye Cruel World: Pink mentális fala felépül, teljesen elszigetelődik a külvilágtól.
İlk yarısı yaratım süreci hakkında bilgi vermektedir.A terepi munka a műszer tájékozásával kezdődik.
Bunun sonucunda iyileşme süreci hızlıdır.Hatására gyorsulni fog a gyógyulási folyamat.
Bu arada da Clark Kent de Lois Lane ile boşanma sürecindedir.Ám csupán a hetedik epizódban fogadja el Lois Clark házassági ajánlatát.
Çünkü, gerçek çeviri sürecinde bunlar iç içe geçmiştir.Az előfordító a tényleges fordítás előtt fut le.
Bu önem arz etmektedir çünkü EM sürecin P-korunumuna riayet ettiği bilinmekteydi.Ez a férfi szerint igaz is, mivel ő látogatta meg a kopaszt.
Barış sürecini başlatarak, yerli toplulukla görüşmelerin yapılacağına söz verdi.Ennek biztonsága érdekében béketárgyalásokat folytatott az indián törzsfőkkel.
Asenkron: İletişim süreci.Star Trek: Kapcsolatfelvétel.
1838 yılında Sir Charles Wheatstone, görsel derinlik algısının sürecini ilk defa tanımladı.1838-ban Charles Wheatstone egy új elmélettel jött elő a binokuláris mélységészlelésről.
Bu süreci tüy çıkışı izler.Az eljárás nagy porral jár.
Benzer koşullar altında kemiriciler gibi küçük memeliler ise ada devleşmesi sürecine maruz kalır.A bálványhoz hasonló kisebb-nagyobb szobrok elterjedtek lehettek a szigeten a rézkorban.
Bu devirde, Kambriyen patlaması olarak adlandırılan gözle görünür hızlı bir evrimleşme süreci yaşandı.Az organizmusoknak ezt a földtörténeti mértékkel gyors kirajzását nevezzük kambriumi robbanásnak.
Bundan sonra uzun bir yargılama süreci başladı.Ezután egy hosszú sajtószünet következett.
Sürekli-zaman Markov sürecinin sürekli bir endeksi bulunur.Ekkor ez egy folytonos idejű nemhomogén Markov-folyamat.
Danışma süreci 20 Temmuz hafta sonunda sona erdi.Az emlékmű végül július 20-án készült el.
Bu kitap, bu süreci anlatmakta."Így született meg ez a könyv.”
Ayrıca 2028 Olimpiyat Oyunları'nın hazırlık sürecinde 1.8 milyar dolar destekte bulunacağını da belirtildi.A NOB 1,8 milliárd dollárral támogatná az olimpiát.
Bu ateroskleroz sürecinin başlangıcıdır.Ezt a kezdők útszakaszának tartja.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod