Kurgu, film yapımı sürecinin bir parçasıdır.Za kadrem), przedstawiający proces tworzenia filmu.
Bu sürecin modellenmesi oldukça güçtür.Montaż takiego łańcucha jest bardzo prosty.
Bu sürecin sonunda burayı terk ederek Nottingham'a taşındı.Stamtąd wyruszył do Nottingham.
Bu süreci aydınlatmaya çalıştım.Kierował ewakuacją tego podobozu.
Arafat aynı süreci Libya ve Suriye gibi diğer Arap ülkelerinde de devam ettirdi.Arafat zadowolony z rezultatów pracy kontynuował pozyskiwanie funduszy w krajach takich jak Syria i Libia.
NATO'nun genişlemesi, NATO'ya yeni üyeler dahil etme sürecidir.Co oznacza członkostwo w NATO?
Doğu Almanya'nın Batı Almanya ile birleşmesinden sonra kulüp hızlı bir çöküş sürecine girmiştir.Po zjednoczeniu Niemiec, dla klubu nadeszły ciężkie czasy.
Çalışmalar Bologna sürecinin temel ilkelerine uygun olarak yürütülmektedir.Deklaracja bolońska stała się podstawą procesu bolońskiego.
Felsefi anlamda soyutlama, fikirlerin nesnelerden uzaklaştırılması sürecine denir.Mówimy o wierze gdy chcemy emocją zastąpić dowód.
İrlanda edebiyatının rönesans sürecinin öncüsü sayılmaktadır.Początek Odrodzenia Irlandzkiego w literaturze.
Bununla birlikte bazı kaynaklarda hareketin çözüm süreci ile birlikte hızla yayılma gösterdiği belirtilmiştir.Trzeba jednakże stwierdzić że inne źródła oceniły Presto bardzo dobrze.
Şimdilerde onun azizlik süreci işlemektedir.Obecnie trwa jego proces kanonizacyjny.
İlk genişleme süreci sona erdi.Rozpoczęła się najbardziej wyczerpująca część podróży.
Böylece Sicilya'nın Normanlarca fethi süreci başladı.Jest to prawdopodobnie wpływ sycylijski z epoki Normanów.
Geliştirme sürecindeki gecikmelerden dolayı bu tarih Şubat'a ertelendi.W lutym zakończono negocjacje odnośnie wysokości kar za opóźnienia w dostawach.
Yenidoğan dönemi, bebeklik sürecinde bir dönemdir.Pierwszy miesiąc życia dziecka jest okresem noworodkowym.
"Küreselleşme Sürecinde Türkiye'de İslam".Pokój wieczysty z Turcją.
Bu muharebe Almanları 1. Dünya Savaşında yenilgiye götüren sürecin ilk önemli adımıdır.Jednak to Brytyjczycy odnieśli pierwszy znaczący sukces w tej bitwie.
2007’de, MIT, geliştirme sürecini teşvik etmek amacıyla Kerberos Konsorsiyumunu kurmuştur.W 2007, MIT powołał konsorcjum Kerberosa w celu wsparcia dalszej implementacji protokołu.
Feminizm üzerine yapılan temel tartışmalar günümüzde de hala değişim sürecindedir.Centralne zagadnienia feminizmu ulegają zmianom w czasie.
Devletin bulunduğu alanda bugün Sırbistan, Karadağ ve Kosovatanınma süreci bulunur.Diecezji jest lokalizowana na terenie dzisiejszej Serbii lub Kosowa.
Madde daha sonra değişim süreci için detaylarla devam eder.Surowiec – materiał przeznaczony do dalszej przeróbki.
Bu sürecin bir sonucu da daha hafif ekmeklerdir.Podobne, choć słabsze skutki przynosi niedobór pożywienia.
Bu sürecin ardından eğitimini tamamlamak üzere üniversiteye geri döner.Później powrócił w rodzinne strony celem dokończenia nauki.
Bireyin uyumu kültürleşme sürecinin bir sonucu olarak değerlendirilmektedir .Jak działa czas jako wartość tożsamości kulturowej?
Modelleme süreci en iyi endüktif olarak tanımlanır.Współpraca międzykulturowa – można ją uznać za model najefektywniejszy.
İyileşme süreci 3 ile 10 gün arasındadır.Okres inkubacji wynosi 3 do 10 dni.
Böylece Türklerin Sakarya Muharebesi’ne kadar sürecek bir geri çekilme süreci başlamış oldu.Umożliwiło to obrońcom wycofanie się, przed nadejściem tureckich posiłków.
Ancak bu barış süreci Stugna Irmağı Savaşı ile sona ermiştir.W ten oto sposób spór o elektrownię dobiegł końca.
Anıtın yapı sürecinde kendisine yüz kadar başka heykeltıraş asistanlık etmiştir.Han lånade vännen (indir.) hundra kronor (dir.)
Bu arada da Clark Kent de Lois Lane ile boşanma sürecindedir.Samtidigt kämpar Clark Kent på grund av en nyligen skilsmässa med Lois Lane.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Under utvecklingen av Half-Life 2 tillbringade Newell flera månader med att fokusera på Steam-projektet.
Kayıt süreci Malibu, Kaliforniya'daki Shangri La Studios'ta gerçekleşti.Det var inspelat i Shangri La Studios i Malibu.
Yaratım sürecindeki farklılıklar nedeniyle 1982'de Criss ve Frehley gruptan ayrıldı.På grund av kreativa meningsskiljaktigheter hade både Criss och Frehley lämnat bandet 1982.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra şehir, ülkedeki diğer şehirler gibi hızlı bir endüstrileşme sürecine girdi.Efter andra världskriget genomgick staden industrialiseringen, som många andra städer i landet.
Uzun bir hastalık sürecinin ardından ölmüştür. ^ "Disparition.Han omkom i en drunkningsolycka. ^ ”Längd herrar”.
Çeviri Süreci Normları: Bu normlar metin ve dille ilgili sınırlandırıcı normlardır.I denna interaktion formas normer för accepterade sätt att tala och handla.
Bu olay daha sonraki kayıt süreci üzerinde derin etkiler bıraktı.Detta gjorde att de hade djupa diskussioner under inspelningen.
Bundan sonra uzun bir yargılama süreci başladı.En lång utredning startades därefter.
NGC 2207 ile IC 2163, çarpışma ve birleşme sürecindedir.NGC 2207 håller på att kollidera och smälta samman med IC 2163.
26 Mart 2011'de uzun bir hastalık sürecinin ardından vefat etmiştir.Han avled 26 mars 2011 efter en kortare tids sjukdom.
2017 yılına kadarki dönem için de bir geçiş süreci öngörüldü.Även 2017 års vargjakt föregicks av en juridisk process.
Hükümet süreci başlıyor".Jag utser regeringen."
Sorunlu geliştirilme sürecine rağmen, Luftwaffe'nin en önemli değerlerinden biriydi.Trots den utdragna designprocessen kom flygplanet att bli en av Luftwaffes viktigaste tillgångar.
Stadyum, 2000 yılından bu yana yeniden yapılanma sürecine girmiştir.Huset renoverades invändigt 2000.
Sovyet döneminde de laiklik süreci devam etmiştir.Turnéerna har fortsatt även under den postsovjetiska eran.
Putperestlikten Yahudiliğe geçiş süreci on beş yıl sürdü.Utgifven med anledning af ordens etthundratjugofemåriga tillvaro..
Bazı durumlarda yavrulma sürecinde pürüzler belirebilir.Ibland kan problem uppstå under träningen när skall krävs.
Bazı yerlerde jüri cezalandırma sürecine de katılır.Dock får juryn i några länder också fastställa straffet.
Olgunluğu sürecinde biyolojik babasına hiç rastlamamıştır.Hans far accepterade aldrig faderskapet formellt.
İyileşme süreci, normal doğuma göre daha uzundur.Nyfödda med syndromet är längre än normalt.
Bu gelişmeyle birlikte ülkede kısmen bir demokratikleşme sürecine girilmiş oldu.Parallellt med detta förlopp utvecklades demokratin.
Sinyal sürecindeki eksik adımlar Robert F. Furchgott ve Louis J. Ignarro tarafından dolduruldu.Han delade priset med amerikanerna Robert F Furchgott och Louis J Ignarro.
Tanıtım süreci boyunca birçok dış medya kuruluşu turne lie ilgili haber yaptı.Under tiden rapporterade många olika medier nyheter om turnén.
Sürekli bir ertelenme süreci söz konusudur ve bu hep geriye doğru giden bir süreçtir.Resultatet har blivit en regression, som fortfarande pågår.
Sürekli tepki, genotip 4 ve 48 haftalık tedavi sürecinde olan hastaların 65%’i cıvarındadır.Cirka 65 % av de personer som har genotyp 4 uppnår kvarstående svar efter 48 veckors behandling.
Böylece beklenen başarı, 1 yıl sonra özverili bir çalışma sürecinin ardından gelir.Framgångsrik parning sker först efter ett år med flera parningsförsök.
Kuzey İrlanda’nın barış sürecinde elçi olarak görev yapmıştır.Förebilden var fredsprocessen i Nordirland.
Bunu yıllar sürecek olan bir beraber çalışma süreci izledi.Den följs senare av en eller en serie operationer under de kommande åren.
Curse of the Blair Witch eklentisi ise filmin yaratılma süreci ile alakalı içerik sunmaktaydı.Produktionsbolaget bakom The Blair Witch Project tog namn efter filmen.