Birinci sezonun sonlarında Alex ve Joey, Alex'in eşinden ayrılma sürecinde duygusal açıdan yakınlaşırlar.Tegen het einde van seizoen 1 hebben Alex en Joey een 1 night stand, nadat Alex gaat scheiden van haar man.
Bu kanıtlar, domuzun evcilleştirilme sürecinin başlarında olunduğunu göstermektedir.Dit is het begin van de actie Varkens in nood.
NGC 6786, UGC 11415 ile etkileşim halindedir ve birleşme sürecindedir.NGC 6786 interageert met UGC 11415.
Bu sürecin hızlı gelişme göstermesi dış ortamın basıncına ve yoğunluğuna bağlıdır.De snelheid van deze expansie hangt af van de dichtheid en druk van het externe medium.
Hücre kültürü, hücrelerin kontrollü şartlar altında yetiştirilmesi sürecidir.Bij een celcultuur laat men cellen groeien onder gecontroleerde omstandigheden.
Daha sonra Norian (210 Ma) Dönemi'nde başlayan bir başka riftleşme süreci, Gondwana kıtasını ikiye ayırdı.In het boven-Trias (210 Ma) brak Gondwana in twee delen uiteen.
AB sürecinde son günlerde yaşanan kavga ve tartışmalara bir bakıverin.Zie verder en voor een recente discussie.
Honaz'ın Osmanlılar'ın eline geçme süreci 1391'de başladı.De bouw van het Kasteel van Gemert begon in 1391.
Baharda ise ağır bir yağış sürecinin arkasından ağır bir kuraklık olur.Xuân Tân (Thanh Hóa), een xã in huyện Thọ Xuân, provincie Thanh Hóa.
Fakat, Roma-Yahudi savaşlarında (66-135) çöküş sürecine girdiler.De Joods-Romeinse oorlogen vonden plaats tussen 66 en 135 n.Chr. in Judea.
Bu sürecin sonrasında "inter@ctive paging 900" cihazı ortaya çıktı.Deze maakte gebruik van dezelfde hardware als de Inter@ctive pager 950.
Yaranın iyileşmesi sürecinde belirir.De tijd heelt alle wonden.
Karar veren kişinin bulunduğu çevre karar verme sürecinde büyük bir etkiye sahiptir.De omgeving waarin een individu verkeert heeft een sterke invloed op de gedragsbepaling.
Bundan sonra uzun bir yargılama süreci başladı.Een langdurige rechtsprocedure kwam op gang.
Üniversite 1 Ağustos 2005'te Bologna Süreci'ni tamamlamıştır.Hij verruilde Universidad Católica in augustus 2015 voor Bologna.
Dizi hizalaması ayrıca genom birleştirme (genome assembly) sürecinin parçasıdır.Anderzijds is Loelav ook de palmtak zelf (als onderdeel van de loelav als bundeling).
Sekiz aylık hazırlık sürecinden sonra dört ay devam eden dizi çekimleri Çanakkale'de yapıldı.Zijn reis naar China werd onderbroken door een verblijf van acht maanden in Pondicherry.
Ancak bu süreci yaklaşık 200 yıl sürecek olan sürekli bir Osmanlı-Avusturya savaşı izledi.Dit betekende ook het einde van een bijna twintigjarige durende Romeins-Perzische oorlog.
Putperestlikten Yahudiliğe geçiş süreci on beş yıl sürdü.De juridische afwikkeling van het faillissement duurde 19 jaar.
Bu değişiklik süreci içerisinde Kıbrıs Türkleri bu öneriye karşı çıktı.Verschillende bewoners waren tegen de voorgestelde wijziging.
Albümün yapım süreci, hemen önceki albümün yayımlandığı zamanlarda başladı.Het album, nu uitgegeven onder de eigen namen, begint waar het vorig album eindigde.
Büyükşehir Belediyesi'nin toplu taşıma ihalesi süreci sürmektedir.Aan de nieuwe geestelijke ouders van de commune is volledige gehoorzaamheid verschuldigd.
Bu sürecin sonunda İsrail ve Ürdün 1994 yılında bir barış anlaşması imzaladı.Jordanië en Israël tekenden in 1994 een vredesverdrag.
Seçim sonuçları açısından uzun süredir parti bir gerileme süreci içindedir.Intussen zaten de onderhandelingen over een politieke oplossing al lange tijd in het slop.
Bu yorumlardan bir tanesi özellikle Sovyetler Birliğinin dağılma süreciyle ilgilidir.Deze zou volgens sommigen een belangrijke oorzaak zijn voor het uiteenvallen van de Sovjet-Unie.
Kuzey İrlanda’nın barış sürecinde elçi olarak görev yapmıştır.Deze organisatie zet zich in voor vrede in Noord-Ierland.
Bunun üzerine adaylık süreci yeniden başladı.Inmiddels was er weer een kandidatencyclus afgelopen.
Kırıntı'nın kuruluş ve gelişim süreci tüm 18. ve 19. yüzyıl boyunca devam etmiştir.Er zijn bouw- en uitbreidingswerken doorheen de hele achttiende eeuw.
Şirketleşme sürecinde temel iş deneyimini ve 250.000 dolar ile sermayeyi Mike Markkula sağladı.Korte tijd later investeerde Mike Markkula ruim 250 duizend dollar durfkapitaal in het bedrijf.
Bu kitap, bu süreci anlatmakta."En dat boek heb je nou net uit.".
Eyalet hükümetlerince görevlendirilen 69 üyesi yasama sürecine katılmaktadır.De leden, 69 in totaal, worden door de deelstaatregeringen aangeduid.
Tortulanmalar daha çok su (akışsal süreç), rüzgâr (esinti süreci) ve buzullar ile taşınır.Bij droogte krimpt hij in, wordt harder en donkerder (tot zwart) van kleur.
Bütün hamilelik süreci sonucunda bebeğin canlı doğma oranını verir.De vrienden maken van alles mee in de aanloop van de bevalling van Anna.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Dit was de eerste wapenovereenkomst in de Koude Oorlog.
Bu gelişme sürecinde katkıda bulunmuş birçok değerli iktisatçı vardır.Aan die ontwikkeling hebben verscheidene uurwerkmakers bijgedragen.
Direkt emir: Bu teknik karar verme sürecini basitleştirmeyi amaçlar.Het is de bedoeling van deze techniek om netwerkbeheer te vereenvoudigen.
Ancak bu barış süreci Stugna Irmağı Savaşı ile sona ermiştir.Met dit vredesverdag werd de Ingrische Oorlog beëindigd.
Bu tat ancak kurutma işleme sürecinden sonra oluşur.Deze wordt pas uitgewisseld na het Paasvigilie.
Onun ardından başlayan I. Dünya Savaşı bu süreci tamamladı.Het uitbreken van de Eerste Wereldoorlog beëindigde deze tocht.
Baharda ise ağır bir yağış sürecinin arkasından ağır bir kuraklık olur.Na wiosnę odnawia się ona z podziemnych kłączy.
Gaz kabuğu RCW 86'nın bu sürecin bir kalıntısı olduğundan şüphelenilmektedir.Gazowe powłoki RCW 86 są pozostałością po tej supernowej.
Bu sürecin önemli bir parçası Alice ve Bob kendi gizli renklerini sadece karışım içinde değişirler.Kluczowe dla procesu jest to, że Alicja i Bob używają jedynie prostej operacji mieszania kolorów.
Mahkeme süreci genellikle İlçe Mahkemelerinden başlar.Sprawdzaj sądy zaczynając od najprostszych.
Karar verme sürecinin kendisi bir öğrenme sürecidir.Podejmowanie decyzji też jest procesem uczenia się.
Bu yeniden kurulma sürecinde var olan tüm sokaklar ana hatlarıyla günümüzde de bulunmaktadır.Wszystkie najważniejsze zawsze rzeczy … są dziś u nas na pierwszym planie!
Çeviri süreci içerisinde çevirmen kendi kararını kendisi verecektir.Prace te tłumaczka wydawała na własny koszt.
Buna karşılık Rusya ise güçlenme sürecine girdi.Rosja czyni wtedy skok ku potędze.
Yaklaşık sekiz milyon yıl önce sona eren bir yıldız oluşum patlaması süreci yaşanmıştır.Około 8 milionów lat temu w galaktyce tej zakończył się proces gwałtownego formowania gwiazd.
İyonlaşma (ayrıca iyonlaşma veya iyonizasyon), bir atom veya molekülü iyona dönüştürme sürecidir.Jakąkolwiek karmę wytwarzają – złą czy też dobrą – będą jej spadkobiercami."
Bu arada da Clark Kent de Lois Lane ile boşanma sürecindedir.Również rozwijany zostaje motyw relacji Clarka z Lois Lane.
Gözlemcilerin oy sayımı sürecini takibine izin verilmemişti.Komitet Wyborczy nie uzyskał wymaganej liczby głosów.
Sosyo-Kültürel Değişme Sürecinde Türk Ailesi.Społeczność kaszubska w procesie przemian.
9 milyar euroluk bu süreci yönetmesiyle milyoner oldu.Miliard w rozumie Tak to leciało!
Bu savaş sürecinin içinde pek çok savaşlar ve olaylar yer alır.Podczas tej podróży był świadkiem wielu wojennych działań i ich skutków.
Sürekli tepki, genotip 4 ve 48 haftalık tedavi sürecinde olan hastaların 65%’i cıvarındadır.65% osób z genotypem 4 przez okres 48 tygodni po leczeniu.
Babası savaş sürecinde sürülmüştür.Jego ojciec zmarł w trakcie wojny.
Beşiktaş takımı 1-4 Temmuz arasındaki kamp sürecini Nevzat Demir Tesisleri'nde geçirdi.Między 4 a 11 lipca pułk został przewieziony transportem kolejowym w rejon odpowiedzialności bojowej.
Bu ateroskleroz sürecinin başlangıcıdır.Co zapoczątkowuje fazę zstępującą?
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Układ był pierwszym dokumentem ograniczającym działania zbrojne podczas zimnej wojny.
Bu sürüm doğal pogramlama sürecine ve geniş bir kütüphaneye sahiptir.W swej kolekcji miał znaczne zbiory przyrodnicze, oraz dużą bibliotekę.