Ana içeriğe geç
Sözlük

süreci ile cümle

süreci kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İletişim modelleri, iletişim sürecinin temsilleridir.Models of communication are representations of the process of communication.
Maden kazası, minerallerin veya metallerin çıkarılması sürecinde meydana gelen bir kazadır.A mining accident is an accident that occurs during the process of mining minerals or metals.
Öğrenme süreciProcess of learning
Transfer süreciProcess of transfer
Savaş sonrası duruşmalarda Höcker, kurban seçim sürecine dahil olduğunu reddetti.In post-war trials, Höcker denied his involvement in the selection process.
Kanser evrelemesi, bir kanserin gelişim derecesini belirleme sürecidir.Cancer staging is the process of determining the extent of the development of a cancer.
Tıbbi terminoloji oluşturma sürecinde belirli dil kuralları geçerlidir.In the process of creating medical terminology, certain rules of language apply.
Bu, Emboli adını verdiğim ve çok sık görülen bir sürecin ortaya çıkmasına neden olur."[1]This gives rise to the very frequent process on which I have bestowed the name of Embolia."[56]
Akıl yürütme süreci genelden daha özele doğru ilerler.The progress of reasoning proceeds from the general to the more specific.
Muhakeme süreci özelden genele doğru ilerler.[1]The progress of reasoning proceeds from the specific to the more general.[8]
Sürtünme sürecinde adezyon'un olası rolünü fark eden ilk kişi oydu.He was the first to recognise the possible role of adhesion in the friction process.
Popülizm demokratikleşme sürecinin her aşamasında aynı etkiye sahip değildir.Populism does not have the same effect in each stage of the democratization process.
II. Dünya Savaşı dönemi ve restorasyon süreciWorld War II period and restoration process
Bu kitap, psikoterapi sürecinin ve amaçlarının Jung'un gördüğü şekliyle ana hatlarıyla başlıyor.This book begins with an outline of the process and aims of psychotherapy as seen by Jung.
Bilinçte ortaya çıkan her şey, bilinçdışı sürecin simgesel belirtileriydi.All that appeared in consciousness were the symbolic symptoms of the unconscious process.
Tez, simya sürecini Hıristiyan mitolojisi açısından anlatmaktadır.The treatise describes the alchemical process in terms of Christian mythology.
Likidasyon süreci tamamlandıktan sonra, şirket 8 Ağustos 1916'da tasfiye edildi.After the liquidation process had been brought to an end, the company was wound up on 8 August 1916.
Sürecin farklı aşamaları için birçok öneri yapılmıştır.Many proposals have been made for different stages of the process.
RNA, translasyon sürecinin merkezinde yer alır.RNA is central to the translation process.
Değerlendirilecek yapıların tanımlanması doğrulama sürecini başlatmaktadır.Defining the constructs to be assessed initiates the validation process.
DSM-Soulfill süreci ve 3.DSM-Soulfill process and 3.
İmalat SüreciProcess
İmalat süreci uygulanacak olan broşlama yöntemine göre değişiklik gösterir.The process depends on the type of broaching being performed.
Baharda ise ağır bir yağış sürecinin arkasından ağır bir kuraklık olur.Im Frühling wird ein Schaafscheerfeest (ein Fest, bei dem Schafe geschoren werden) gehalten.
Oluşum süreci bakımından, bunlar da dağ eteği (piedmont) ovalarına benzerler.Dort wo sie am dicksten ist, ragt sie als Hochgebirgsmassiv auf (Isostasie).
Bu iki gökada çarpışma ve birleşme sürecindedir.Die beiden Welten, das Diesseits und das Jenseits, sind zeitgleich.
Şimdi, Barselona Süreci'ne yeni ve sürekli bir ivme kazandırma zamanı.Jetzt ist der Zeitpunkt gekommen, dem Barcelona-Prozess neue und nachhaltige Energie zu geben.
Çalışmalar Bologna sürecinin temel ilkelerine uygun olarak yürütülmektedir.Die Studien werden in Übereinstimmung mit den wichtigsten Grundsätzen des Bologna-Prozesses durchgeführt.
Bu da yaratığın üreme süreciyle ilgilidir.Bei ihm handelt es sich um Teilhabe der Geschöpfe am Schöpfer.
Böylece bir şirket tüm yapılandırma süreci esnasında tek bir danışmana sahip olur.Somit hat ein Unternehmen einen einheitlichen Ansprechpartner während des gesamten Ansiedlungsprozesses.
Uzun mesafeler üstünden morfogenler, aktif sinyal iletimi sürecini (sinyal transdüksiyonu) kullanabilirler.Über größere Distanzen hinweg können Morphogene den aktiven Prozess der Signaltransduktion nutzen.
Bu proje sürecinde 14.315 adet fore kazık çakıldı.Im gleichen Zeitraum wurden aber 15.315 Mark Zubuße bezahlt.
Günümüzde Türkiye'yle Ermenistan arasındaki ilişkiler normalleşme sürecine girmedi.Die armenisch-türkischen Beziehungen haben sich seitdem nicht normalisiert.
Kaufman, Mayıs 2013'te WWE ile sözleşme imzaladı ve WWE'nin gelişim süreci olan NXT'ye katıldı.Kaufman unterschrieb im Mai 2013 einen Vertrag bei der WWE und wurde der Entwicklungsliga WWE NXT zugewiesen.
İyileşme süreci haftalar alır.Die Genesung erstreckt sich über Wochen.
Karar verme sürecinin kendisi bir öğrenme sürecidir.Entscheidungen zu treffen ist ein Lernprozess an sich.
Proje planı Sürekli İyileştirme Süreci ile düzeltilir.Der Projektplan wird automatisch kontinuierlich aktualisiert.
Zaman ayarlı düzenek: Önceden belirlenmiş bir zaman sürecini takiben patlayan tetikleme düzeneğidir.Zeitzünder lassen eine Sprengladung nach einer bestimmten, vorher festgelegten Zeit explodieren.
Bu arada da Clark Kent de Lois Lane ile boşanma sürecindedir.Kurz darauf nimmt Lois Clarks Heiratsantrag an.
Ayrıca sürekli ideolojik evrim süreci uygulandı.Gleichzeitig fand eine ideologische Radikalisierung statt.
8 yıl süren inşaat sürecinin ardından 25 Haziran 2011'de açıldı.Sie wurde nach achtjähriger Bauzeit am 25. November 2010 eröffnet.
Asenkron: İletişim süreci.Vorkonzession: Communicationswesen.
Ayata, 17 Mart 1980 tarihinde tutuklanıp ve bir aylık tutukluluk süreci geçirmiştir.Am 17. März 1980 wird Ayata gefasst und erduldet im einmonatigen Polizeigewahrsam erhebliche Folter.
Mahkeme 7 ay sürmüş, jürinin karar verme süreci ise 4 gün olmuştur.Nach fast einem Monat vor Gericht und vier Stunden Beratung der Geschworenen fiel das Urteil.
Uzun ve zahmetli bir baskı hazırlık süreci gerektirir.Ein langes und mühsames Lobbying beginnt.
Film, film yapımı sürecini sorgular.Vergessen sind die Produktionsprobleme, Filmfragen.
Bu son ayrılıktan kısa süre sonra üç yıl sürecek olan cinayet sürecine girdi.Und auch diesmal sind drei Jahre nach dem letzten Mord vergangen.
SSCB'nin dağılma süreci başladı.Prozess der Auflösung des FDGB hat begonnen.
Galatasaray'a geliş sürecimde de ailemin hiçbir payı yoktur.Mit der Stadt Oppeln in Oberschlesien hat die Familie nichts zu tun.
Bu yüzden işlem süreci haliyle uzamaktadır.Die Arbeitsweise ist somit über Kopf.
İlk genişleme süreci sona erdi.Das erste Wehe ist vorüber.
Başvuru süreci 16 Mart 2007 tarihinde başlamıştır.Die Anmeldezeit der Mitglieder für den Service begann am 16. März 2007.
Soyutlama, bir kavramın bilgi içeriğini azaltma veya indirgeme sürecine denir.Als Schwachsinn wird eine Intelligenzminderung bzw. Minderbegabung bezeichnet.
Bu kitap, bu süreci anlatmakta.""Er bringt dieses Buch."
Ruslar'ın imparatorluk sürecinin duraklaması.Der Umsturz des russischen Kaiserreiches.
Bu sürecin ardından kişi tekrar normal konumuna geri döner.Danach verwandelt sie sich wieder in eine ganz normale Tür zurück.
Kültürleşme sürecinde yaşanan değişimler grup düzeyinde ve bireysel düzeyde olabilmektedir.Interkulturalität kann sowohl auf individueller als auch auf organisationaler Ebene stattfinden.
Fakat iç savaş süreci geciktirdi.Der Bürgerkrieg hat diesen Prozess jedoch verzögert.
İlk yarısı yaratım süreci hakkında bilgi vermektedir.Bei der ersteren werden Erbinformationen über den Mechanismus der Fortpflanzung weitergegeben.
Böylece ülkenin İspanyollaşma ve Hristiyanlaşma süreci başlamış oldu.Hier wurden die Ureinwohner in das Christentum und die spanische Lebensweise eingeführt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod