Ana içeriğe geç
Sözlük

süre ile cümle

süre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
En kısa sürede cevapla!Answer as soon as possible!
O sürecek.That'll last.
Uygarlığımız ne kadar sürecek?How long will our civilization last?
Proje üç yıldan daha az bir süre içinde tamamlanacak.The project will be completed in less than three years.
Lütfen bir süre için evime gelin.Please come to my house for a while.
Görüşmeler üç gün sürecek.The talks will last three days.
George ne kadar süredir orada yaşıyor?How long has George lived there?
George burada ne kadar süre yaşadı?How long has George lived here?
Ne kadar süredir evlisin?How long have you been married?
Afanso ne kadar süredir orada yaşıyor?How long has Afonso lived there?
O bir Ferrari sürer.He drives a Ferrari.
Sen araba sürecek durumda değilsin.You're in no condition to drive.
Onların bir süre yalnız olmalarına izin vermeliyiz.We should let them have a moment alone.
Sanırım çok uzun süredir yalnız yaşıyorum.I think I've been living alone too long.
Ne kadar süredir oradaydın?How long were you there?
Ne kadar süredir Boston'daydın?How long were you in Boston?
Bugün, ne kadar süredir okuldaydın?How long were you at school today?
Ne kadar süre partideydin?How long were you at the party?
Partide ne kadar süre kaldın?How long did you stay at the party?
Boston'da ne kadar süre kaldın?How long did you stay in Boston?
Boston'a gitmenin ne kadar süreceğini düşünüyorsun?How long do you think it'll take to get to Boston?
O sürekli aynı hikayeyi anlatıyor.He's forever telling the same story.
Kısa sürede iyi bir iş kurdu.He built up a good business in a short time.
Bu, benim gezimi uzun bir süre geciktirecek.This'll delay my trip a long time.
Bu ne kadar süre önce oldu?How long ago did it happen?
Kısa bir dikkat süresi var.He has a short attention span.
O en kısa sürede geldi.He arrived as soon as he could.
Bir süreliğine bekle bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.Wait a while, it's pouring.
Tom uzun süre beklemeyecek.Tom won't wait long.
Burada kaykay süremezsin.You can't skateboard here.
Kısa sürede geleceğim.I won't be a moment.
Uzun süre gitmeyeceğim.I won't be gone long.
Bir süre oldu.It's been a while.
Bir süre içinde geri döneceğim.I'll be back in a while.
Araba sürebileceğini bilmiyordum.I didn't know that you could drive.
Bekleyebildiğin sürece bekleyebilirim.I can wait as long as you can.
Tom'un cevabı için uzun süre beklemek zorunda kaldım fakat o buna değdi.I had to wait for Tom's reply for a long time, but it was worth it.
Uzun süre kalmaya niyetim yok.I don't intend to be staying long.
Ne kadar süre kalabileceğimi bilmiyorum.I don't know how long I can stay.
Bunun ne kadar süreceğini bilmiyorum.I don't know how long it'll take.
Ben bunun ne kadar süreceğini bilmiyorum.I don't know how long this'll take.
Ben bu kadar uzun süre bekleyebileceğimi sanmıyorum.I don't think I can wait that long.
Yaklaşık bütün gün süren yürüyüşten sonra Tom'un yerinde bitirdim.I ended up at Tom's place after walking around all day.
En kısa sürede işi durdurmak zorunda olduğunu bir SMS aracılığıyla bildirdim.I reported to him by means of an SMS that he had to stop his work as soon as possible.
En kısa sürede işi durdurmak zorunda olduğunu bir SMS vasıtasıyla ona bildirdim.I reported to him through an SMS that he had to stop his work as soon as possible.
Uzun süre bir öğretmenim.I've been a teacher a long time.
Bir süredir bunu düşünüyorum.I've been thinking about this for a while.
Bir süredir bunu düşünüyordum.I've been thinking about this for a while.
Bunun üzerinde bir süredir çalışıyorum.I've been working on this for some time.
Bir süredir bunun üzerinde çalışıyorum.I've been working on this for some time.
Nasıl araba süreceğimi unutmadım.I haven't forgotten how to drive.
Uzun süre içinde bir yere gitmedim.I haven't gone anywhere in a long time.
Tom'u yeterince uzun süre beklettim.I've made Tom wait long enough.
Bir süredir Tom'u görmedim.I haven't seen Tom for a while.
Bir süre Tom'u görmedim.I haven't seen Tom in a while.
Bir haftadan fazla bir süredir Tom'u görmedim.I haven't seen Tom in days.
Bir süre uzaklaşmalıyım.I have to go away for a while.
Onu uzun süre önce yaptım.I did that ages ago.
Onun ne kadar süreceğini bilmiyorum.I don't know how much longer it'll take.
Kısa bir süre önce Tom'u gördüm.I saw Tom a short time ago.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod