Ana içeriğe geç
Sözlük

süre ile cümle

süre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sürekli onun hakkında düşünüyorum.I am constantly thinking about her.
Seni çok kısa sürede tekrar gördüğüme şaşırdım.I'm surprised to see you again so soon.
Oraya gidebilirsin ama sürekli dikkatli olman gerekecek.You can go there, but you'll need to be careful the whole time.
O sürekli aynı hikayeyi anlatıyor.He's forever telling the same story.
Bu, benim gezimi uzun bir süre geciktirecek.This'll delay my trip a long time.
O en kısa sürede geldi.He arrived as soon as he could.
Ne kadar süre bilmiyorum.I don't know how long.
Bir süre oldu.It's been a while.
Nasıl süreceğimi zaten biliyorum.I already know how to drive.
Depresyondayken sürekli abur cubur yerim.I always eat junk food when I'm depressed.
O kadar uzun süre burada olmayı planlamıyorum.I don't plan on being here that long.
Burada o kadar uzun süre olmayı planlamıyorum.I don't plan to be here that long.
Yaklaşık bütün gün süren yürüyüşten sonra Tom'un yerinde bitirdim.I ended up at Tom's place after walking around all day.
Üç gün boyunca sürekli yağmur yağdı.It rained continuously for three days.
Nasıl araba süreceğimi unutmadım.I haven't forgotten how to drive.
Uzun süre içinde bir yere gitmedim.I haven't gone anywhere in a long time.
Bir süre Tom'la konuşmadım.I haven't talked to Tom in a while.
Onun uzun süreceğini sanmıyorum.I don't think it'll take long.
Uzun süre burada kalmayı planlamadığını biliyorum.I know you're not planning on staying here for a long time.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede bilmem gerekiyor.I need to know as soon as possible.
Bu kadar garip bir ilişki uzun bir süre tekrar olmayacak.An affair this strange will not happen again for a long time.
Böylesine garip bir ilişki uzun süre tekrar olmayacak.Such a strange affair will not occur again for a long time.
Kışın ya da kısa bir süre sonra Çin'e bir gezi yapmayı planlıyoruz.I plan to make a trip to China in the winter or soon after.
Bir süre dinlenmen gerektiğini düşünüyorum.I think you ought to rest a while.
Bence bir süre dinlenmelisin.I think you ought to rest a while.
Gelecekte arabalar kendilerini sürecekler.In the future, cars will drive themselves.
Bence bir süreliğine izin almalısın.I think you should take some time off.
Bence bir süre dinlensen iyi olur.I think you'd better rest for a while.
O Kaşgar'a gelmeden uzun süre önce iyi Uygurca biliyordu.He knew Uyghur well long before coming to Kashgar.
Lütfen mümkün olduğunca en kısa sürede cevap ver.Please reply as soon as possible.
Ne kadar süredir bu ülkedesiniz?How long have you been in this country?
Bir süredir bu sorun üzerinde çalışıyorum. Sence çözümü nedir?You've been studying this problem for a while. What do you think the solution is?
Odanı temizlenin 15 dakikadan daha fazla süreceğini sanmıyorum.I don't think it would take more than 15 minutes to clean your room.
Tom'a yardım ettirmenin ne kadar süreceğini merak ediyorum.I wonder what it would take to get Tom to help.
Tom'un sürücü belgesinin geçerlilik süresi önümüzdeki ay dolacak.Tom's driver's license will expire next month.
Tom'un sürekli şikayetinden bıktım.I'm tired of Tom's constant complaining.
En kısa sürede seni orada karşılayacağım.I'll meet you there as soon as possible.
Elimden geldiği kadar kısa sürede sana bir tane alacağım.I'll get you one as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede seninle olacağım.I'll be with you as soon as I can.
Bir süreliğine dışarı çıkacağım.I'm going to go out for a while.
Kısa bir süre içinde görüşürüz.I'll see you in a little while.
Bir süre dışarıda olacağım.I'll be out in a while.
Çok kısa süre içinde dışarıda olacağım.I'll be out in a jiff.
Böylesine uzun bir süreden sonra hepinizle görüşmeyi dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to meeting you all after such a long time.
Uzun süredir seni görmedik.We haven't seen you for a long time.
Uzun süredir birbirimizi görmedik.We haven't seen each other for a long time.
Bir süre önce güneş battı.The sun set a while ago.
Tom neden üç saat süreceğini bilmek istedi.Tom wanted to know why it would take three hours.
Tom ve ben uzun bir süre arkadaş bulunuyoruz.Tom and I have been friends a long time.
Tom bana sürekli yalan söylüyor.Tom lies to me all the time.
Tom kısa süre gözlerini kapattı.Tom closed his eyes briefly.
Biraz daha uzun süre beklersen bunu takdir ederim.I'd appreciate it if you'd wait a little bit longer.
Ben bu planın en kısa sürede onaylanmasını ve uygulanmasını talep ediyorum.I demand that this plan be approved and enforced as soon as possible.
Değiştirmek istiyorum. Bir yerde çok uzun süre kalmaktan nefret ediyorum.I want change. I hate being in one place for too long.
Gerçekten kısa sürede gitmemiz gerekiyor.We need to leave real soon.
Tom Mary'den daha hızlı araba sürer.Tom drives faster than Mary.
Ben onu çok uzun bir süredir görmedim.I have not seen her for so long a time.
Sonunda aylarca süren zahmetin ardından başarılı oldular.They finally succeeded after many months of travail.
Kek kısa süre içinde yapılmalı.The cake should be done soon.
Tom kısa bir süre için burada çalıştı.Tom worked here for a short period.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod