Ana içeriğe geç
Sözlük

süre ile cümle

süre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Aşk sürer.Love lasts.
George ne kadar süredir orada yaşıyor?How long has George lived there?
George burada ne kadar süre yaşadı?How long has George lived here?
Ne kadar süredir evlisin?How long have you been married?
Afanso ne kadar süredir orada yaşıyor?How long has Afonso lived there?
Tom araba sürebilir.Tom can drive.
Bu kadar uzun süreceğini düşünmedim.I didn't think it would take this long.
Sen hüküm süreceksin.You will prevail.
Ne kadar süre Tokyo'da olacaksın?How long will you be in Tokyo for?
Ders süresince telefonu çaldı.Her cellphone rang during class.
Tom uzun süre beklemeyecek.Tom won't wait long.
Ne kadar süre bilmiyorum.I don't know how long.
Onlar uzun süre burada olmayacaklar.They won't be here long.
Bir süre içinde geri döneceğim.I'll be back in a while.
O boşanmasından beri sürekli içiyor.He has been drinking steadily since his divorce.
Bekleyebildiğin sürece bekleyebilirim.I can wait as long as you can.
Mary ile bir süre çıktım.I dated Mary for a while.
Uzun süre kalmaya niyetim yok.I don't intend to be staying long.
Ne kadar süre kalabileceğimi bilmiyorum.I don't know how long I can stay.
Bunun ne kadar süreceğini bilmiyorum.I don't know how long it'll take.
Ben bunun ne kadar süreceğini bilmiyorum.I don't know how long this'll take.
En kısa sürede başlamak zorunda.It has to begin as soon as possible.
Siyah bir araba sürerim.I drive a black car.
O bir arabayı nasıl süreceğini öğreniyor.He is learning how to drive a car.
Onun uzun bir süre bu ülkede olmayacağını duydum.I've heard that he won't be in this country for a long time.
Ben bir süredir buradayım.I've been here for a while.
O sadece babasının mezarından önce sürekli ağladı.She simply wept a river of tears before her father's grave.
Havaalanı otobüsüyle havaalanına varmak ne kadar sürer?How long does it take to get to the airport on the airport bus?
Bu paketleri kısa bir süreliğine bırakmak istiyorum.I want to leave these packages for a while.
Bizim dostluğumuz uzun bir süre devam edecek.Our friendship will last a long time.
Lütfen en kısa sürede faturamı düzenle.Please make out my bill as soon as possible?
Elimden geldiğince kısa sürede geleceğim.I'll come as soon as I can.
Ne kadar süre Japonya'da olacaksın?How long will you be in Japan?
İlginç olduğu sürece herhangi bir kitap iyi olacaktır.Any book will be okay as long as it is interesting.
Güzellik kısa süreli zulümdür.Beauty is a short-lived tyranny.
Güzellik kısa süreli tiranlıktır.Beauty is a short-lived tyranny.
Motivasyon öğrenme sürecini etkileyen faktörlerden biridir.Motivation is one of the factors that affects the learning process.
O kısa bir süre orada kaldı.She stayed there for a short while.
O, kısa bir süre o bölgede kaldı.She stayed in that area for a short while.
Yazılım şirketi ekonomik durgunluk sürecinde büyük başarısızlığa uğradı.The software company collapsed during the recession.
Ülkeniz ne kadar süredir bağımsız?How long has your country been independent?
Yüzme havuzlarında, su sürekli olarak filtrelerden pompalanır.In swimming pools, water is continuously pumped through a filter.
Mektubun gelmesi ne kadar sürecek?How long will it take for the letter to arrive?
Bu toplantıların ne kadar süreceğini asla söyleyemezsin.You can never tell how long these meetings will last.
Dilekler at olsaydı, dilenciler sürerdi.If wishes were horses, beggars would ride.
Bir farenin sadece tek bir deliği varsa, kısa sürede ölür.If a mouse only has one hole, it will soon perish.
Bir haftadan daha az bir sürede, teslim oldular.In less than one week, they surrendered.
Savaş çok uzun süre devam edemedi.The war could not last much longer.
Onun politikası kısa sürede test edildi.His policy was soon tested.
Jackson bir süre kaldı.Jackson stayed for a while.
Uzun süre bekliyor musun?Have you been waiting long?
Kısa sürede diğer Erasmus öğrencilerini tanıdı.He soon got to know the other Erasmus students.
Atalarımız sürekli mücadele sonucunda büyük çeneler geliştirdiler.Our ancestors developed massive jaws as a result of constant combat.
Peter sürekli annesiyle telefon görüşmesi yapıyor.Peter is continually making phone calls to his mother.
O, onu yeni arabasını sürerken gördü.She saw him driving his new car.
Hiçbir şey söylemeden uzun bir süre konuşmak mümkündür.It is possible to talk for a long time without saying anything.
Eğer bir arabayı öyle sürersen hastaneyi boylarsın.If you drive a car like that, you'll end up in the hospital.
Dostluk anılardan daha uzun sürer.Friendship lasts longer than memories.
Tom'un babası arada bir eve gelir ama asla uzun süre takılmaz.Tom's father comes home once in a while, but he never sticks around for long.
Silgini kısa süreliğine ödünç alabilir miyim?Can I borrow your rubber for a moment?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod