Ana içeriğe geç
Sözlük

süre ile cümle

süre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bizim arabamız hızlıydı ve kısa sürede diğer arabaların önüne geçti.Our car was fast and soon got ahead of the other cars.
Bütün bagajımızı tasnif etmek uzun bir süre aldı.It took quite a while to sort out all our luggage.
Çiçekler koparıldığında kısa sürede soldu.Flowers soon fade when they have been cut.
Yangın kontrol altına alınmadan önce önce bir süre devam etti.The fire went on for some time before it was brought under control.
Senin evinden ofise gitmek ne kadar sürer?How long does it take to go to the office from your home?
Evinizden buraya yürüyerek gelmeniz ne kadar sürer?How long does it take you to get here on foot from your home?
Ne kadar süredir İngilizce öğrenimi yapmaktasın?How long have you been studying English?
Ne kadar süre gideceksin?How long will you be gone?
Ne kadar sürer?How long will it take?
Saatler süren çalışmadan sonra yoruldu.He was worn out after hours of work.
Okinawa'ya uçakla gitmek kaç saat sürer?How many hours does it take to go to Okinawa by plane?
Okinawa'ya ulaşmak ne kadar sürer?How long does it take to reach Okinawa?
Temiz tuttuğun sürece bu kitabı alabilirsin.You may take this book as long as you keep it clean.
İstasyona yürümek ne kadar sürer?How long does it take to walk to the station?
İstasyona kadar yürümem ne kadar sürecek?How long will it take me to walk to the station?
Otobüsle istasyon yaklaşık on dakika sürer.It's about ten minutes to the station by bus.
Taksiyle tren istasyonuna ne kadar sürer?How long does it take to the train station by taxi?
İstasyondan okula yürümek yirmi dakika sürer.It takes twenty minutes to walk from the station to school.
Keskin bir dil sürekli kullanımla keskinleşen tek kenarlı bir araçtır.A sharp tongue is the only edged tool that grows keener with constant use.
O araba sürerken onunla konuşma.Don't speak to him while he is driving.
Araba sürerken ambulanslara yol vermelisin.When you are driving, you should make way for ambulances.
Araba sürerken trafik kurallarına uymamız gerekiyor.You should obey the traffic laws when you drive.
Araba sürerken çok dikkatli olamazsın.You cannot be too careful when you drive.
Araba süremeyecek kadar çok sarhoşsun.You're too drunk to drive.
Yolda araba sürerken dikkatini vermelisin.You should concentrate on the road when you're driving.
Araba sürerken dikkatini yola vermelisin.You should concentrate on the road when you're driving.
Söylenti kısa sürede yayıldı.The rumor soon went about.
Sürekli desteğinize minnettarız.We appreciate your continued support.
Bir yıl ya da benzer sürede İngilizceye hakim olmak imkansızdır.It is impossible to master English in a year or so.
Tüm gün sürekli yağmur yağdı.It rained continuously all day.
Bir saatten fazla bir süredir seni bekliyorum.I've been waiting for you for over an hour.
En kısa sürede buradan ayrılmalıyız.We should lose no time in leaving here.
Parti o geldikten kısa bir süre sonra başladı.The party started soon after his arrival.
Doktorlar her zaman uzun süre yaşamaz.Doctors do not always live long.
Beni az ama uzun süre sev.Love me little, love me long.
Sevdiğin birinin kaybına çok uzun süre ağlama.Don't mourn over the loss of your loved one too long.
Birbirimizi sevdiğimiz sürece, biz iyi olacağız.As long as we love each other, we'll be all right.
En kısa sürede kötü bir alışkanlığa son vermem gerekiyor.We must put an end to a bad habit as soon as possible.
Hızlı sürerek kaybedilen zamanı telafi etmeliyim.I must make up for lost time by driving fast.
Lindbergh'in tek başına sürekli transatlantik uçuşu kayda değer bir başarıydı.Lindbergh's solo nonstop transatlantic flight was a remarkable accomplishment.
Eğer sakıncası yoksa bir süre yalnız bırakılmak istiyorum.I'd like to be left alone for a while, if you don't mind.
Tamam. En kısa sürede geleceğim.All right. I'll come as soon as possible.
Eğer uzun süre İngilizce konuşmadıysan, körelirsin.You get rusty if you haven't spoken English for a long time.
Nihayet sürekli formumu yeniden kazandım.I have finally regained my regular form.
Uzun süredir seni görmedim, Bill.I haven't seen you for a long time, Bill.
Kısa sürede cevap vermediğim için üzgünüm.Sorry I didn't reply sooner.
O beni kısa sürede ona yazmamakla suçladı.She accused me of not writing to her sooner.
Size kısa sürede e-posta yazmadığım için üzgünüm.Sorry I didn't e-mail you sooner.
Daha yavaş sürer misin?Could you drive more slowly?
Elbette çok iyi araba sürebilirim.Of course I can drive a car very well.
Eğer bir süre evden uzak olursam, posta servisini bırakacağım.If I'm away from home for a period of time, I will stop mail delivery.
Uzun süredir onu görmedim.I haven't seen her for ages.
Niçin bir süre kalmıyorsun?Why don't you stay a little while?
Sürekli seni desteklemekten bıktım.I'm fed up with always backing you up.
Ne kadar süredir Tokyo'da yaşıyorsun?How long have you been living in Tokyo?
Kısa sürede sana yetişirim.I'll catch up with you soon.
Mary ve John tartıştılar, ancak bir süre sonra barıştılar.Mary and John quarreled, but made up after a while.
Dr. Miller, bir süre beklemenizi istiyor.Dr. Miller wants you to wait for a while.
Mayuko bir bisiklet sürebilir.Mayuko can ride a bicycle.
Akşam yemeği kısa bir süre içerisinde hazır olacak.Dinner will be ready soon.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod