Ana içeriğe geç
Sözlük

süre ile cümle

süre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bir süre önce Tom'u gördüm.I saw Tom a while back.
Tom Mary'nin tanıdığı araba süremeyen tek yetişkin.Tom is the only adult Mary knows who can't drive.
Tom Mary'nin bir süre oturmasını rica etti.Tom asked Mary to sit down for a while.
Bizimle istediğiniz kadar uzun süre kalabilirsiniz.You're welcome to stay with us as long as you want.
Ben uzun süre kalamam. Planlarım var.I can't stay long. I have plans.
Otobüs süren adam benim iyi bir arkadaşım.The man driving the bus is a good friend of mine.
Bu soğuk hava ne kadar sürecek?How long will this cold weather last?
Bu soğuk havanın ne kadar süreceğini merak ediyorum.I wonder how long this cold weather will last.
Tom öylesine kısa sürede bir çocuk bakıcısı bulamadı.Tom wasn't able to find a babysitter on such short notice.
Tom Mary'nin bir arabayı nasıl süreceğini bilmediğinden emindi.Tom was sure Mary didn't know how to drive a car.
Tom gözlerini karanlığa alıştırmak için bir süre bekledi.Tom waited a while to let his eyes adjust to the darkness.
Tom onun daha uzun süreceğini düşündü.Tom thought it would take longer.
Tom birazcık hız limitinin üzerinde sürerse vaktinde havaalanına yetişebileceğini düşündü.Tom thought he could reach the airport on time if he drove a little over the speed limit.
Tom bir işi iyi yapmak için gereken süreyi harcama konusunda isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to spend the time it takes to do a job well.
Tom Mary hakkında düşünürken uzun süre gözüne uyku girmedi.Tom lay awake for a long time thinking about Mary.
Tom Mary'nin araba süremeyecek kadar yaşlı olduğuna ikna etmenin zor olacağını biliyordu.Tom knew it was going to be tough to convince Mary that she was too old to drive.
Tom uzun süredir yatakta hastadır.Tom has been sick in bed for a long time.
Tom çok uzun bir süredir yurt dışında yaşamaktadır.Tom has been living abroad for a very long time.
Tom yağmurun o kadar uzun süreceğini düşünmedi.Tom didn't think the rain would last so long.
Tom konu üzerinde uzun süre düşündükten sonra fikrini değiştirdi.Tom changed his mind after thinking over the matter for a long time.
Tom kesinlikle hoş bir araba sürer.Tom certainly drives a nice car.
Tom beş dakikadan daha az bir sürede üç elma yedi.Tom ate the three apples in less than five minutes.
Tom ve Mary birbirine sürekli yalan söyler.Tom and Mary lie to each other all the time.
Tom ve Mary sürekli birbirlerine hakaret eder.Tom and Mary insult each other all the time.
Tom ve Mary uzun bir süre mutlu değiller.Tom and Mary haven't been happy for a long time.
Tom ve Mary uzun süredir mutlu değiller.Tom and Mary haven't been happy for a long time.
Tom ve Mary uzun bir süredir arkadaşlar.Tom and Mary have been friends for a long time.
Bir süre oldu, değil mi?Been a while, hasn't it?
Biz uzun süre bekledik ama o görünmedi.We waited a long time, but she didn't show up.
Bu kitabı ne kadar süreyle ödünç alabilirim?How long can I borrow this book?
Ben bir süre yatakta kalmak zorunda kaldım.I had to stay in bed for a while.
Uzun bir süre, ben senin yaptığın aynı şeye inandım.For a long time, I used to believe the same thing you do.
Bir süre sonra, bir konser turuna daha gitmeyi planlıyorum.After a little time off, I plan to go on another concert tour.
Garanti süresi nedir?What is the warranty period?
Erken yatan ve erken kalkan insanlar uzun süre yaşarlar.People who go to bed early and get up early live a long time.
Aptal olmayın, direksiyon olmadan araba süremezsin!Don't be silly! You can't drive without a wheel!
Aktör yarım saatten az süre içinde beş tane karakter oynayacak.The actor will play five characters in less than half an hour.
Süremiyorum, ben nasıl unuttum.I can't drive, I forgot how to.
Gelecek ne kadar sürer?How long is the future?
Onlar ne kadar süredir yürüyor?How long have they been walking?
Onun ne kadar süreceğini bilmek istiyorum.I want to know how long it'll take.
Ben bir süre oturdum ve sonra uzaklaştım.I sat for some time and then went away.
Kısa sürede bize yetişeceğini düşünüyorum.I think he will soon catch up with us.
Kısa sürede yeni çevreye alıştı.He soon got used to the new surroundings.
O, kısa sürede yeni işi bıraktı.He soon left the new job.
O kısa sürede yoruldu.He got tired soon.
Sanırım o kısa sürede geri dönecek.I suppose he will be back soon.
O, Londra'da ne kadar süredir yaşamaktadır?How long has he lived in London?
O, ne kadar süredir yok?How long has he been absent?
Sürekli yürüdü.He walked on and on.
Bir tekneyi yapma sürecini açıkladı.He explained the process of building a boat.
O, sert araba sürer.He drives roughly.
O, araba sürebilir.He can drive a car.
O, sürekli olarak ülkeyi terk edeceğini söylüyor.He says he is leaving the country for good.
Bir şeye uzun süre bağlı kalamaz.He can't stick to anything very long.
Bir şeye asla uzun süre bağlı kalmaz.He never sticks to anything very long.
O açlık ve yorgunluk yüzünden bayıldı, ancak bir süre sonra kendine geldi.He fainted with hunger and fatigue, but came to after a while.
Bizim varışımızdan kısa bir süre sonra ayrıldı.He left soon after our arrival.
O, bir araba sürer, değil mi?He drives a car, doesn't he?
O, bir süre önce eve geri geldi.He came back home a while ago.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod