Ana içeriğe geç
Sözlük

süre ile cümle

süre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kremlin'de çalışmak benim ömür boyu süren düşüm olmuştur.Working in the Kremlin has been my lifelong dream.
Kocalar ve karılar yaşadıkları sürece birbirlerine yardım etmeli.Husbands and wives should help each other as long as they live.
Eşler yaşadıkları sürece birbirlerine yardım etmeli.Husbands and wives should help each other as long as they live.
Ne kadar süre burada kalmalıyım?How long do I have to stay here?
Ne kadar süre beklemek zorundayım?How long do I have to wait?
Siz ikiniz ne kadar süredir birliktesiniz?How long have you two been together?
Ne kadar süreceğini sana tam olarak söyleyemem.I can't tell you exactly how long it will take.
Uzun süredir beklediğini biliyorum fakat sadece biraz daha bekler misin?I know you've been waiting a long time, but could you wait just a little bit longer?
Elimden geldiğince kısa sürede bir iş bulmayı düşünüyorum.I plan to get a job as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede Boston'dan ayrılmayı düşünüyorum.I plan to leave Boston as soon as I can.
Ben bir süre için tekrar dişçiye gitmek zorunda kalmamalıyım.I shouldn't have to go to the dentist again for a while.
Elinden geldiğince kısa sürede bunun hakkında gidip bir doktorla görüşmeni öneririm.I suggest that you go and see a doctor about this as soon as you can.
Planlarımın bir kopyasını en kısa sürede size göndereceğim.I will send you a copy of my plans as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede sana bu resmin bir kopyasını göndereceğim.I will send you a copy of this picture as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede orada olacağım.I'll be there as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede tekrar arayacağım.I'll call back as soon as I can.
Elimden geldiği kadar kısa sürede onu teslim edeceğim.I'll deliver it as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede dışarı çıkacağım ve bir tane alacağım.I'll go out and buy one as soon as I can.
Eliimden geldiğince kısa sürede size geri ödeyeceğim.I'll pay you back as soon as I can.
Bütün gün ayaktaydım, bu yüzden bir süre oturmam gerekiyor.I've been on my feet all day, so I just need to sit down for a while.
Kısa sürede yiyecek bir şey almazsak, hepimiz açlıktan öleceğiz.If we don't get something to eat soon, we'll all starve to death.
Yarının toplantının bir saatten fazla süreceği ihtimali yok.It's unlikely that tomorrow's meeting will last over an hour.
Bizim hayatta kalmamız kısa sürede içme suyu bulmaya bağlıdır.Our survival depends on finding drinking water soon.
Biraz yardım almak ne kadar sürer?What does it take to get a little help?
O, arabayla yaklaşık kaç saat sürer?About how many hours does it take by car?
O adam gerçek bir rüzgar gülü: O sürekli fikrini değiştirir.That guy is a real weather vane: he constantly changes his mind.
O, kısa süre dinlenmemizi önerdi.He suggested that we take a short rest.
Tom bir yıldan daha fazla süredir Boston'da yaşamaktadır.Tom has lived in Boston for more than a year.
Tom bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamayı planlıyor.Tom plans to live in Boston for more than a year.
Sanırım bizim evimizi yapmayı bitirmek bir yıldan daha fazla sürecektir.I think it'll take more than a year to finish building our house.
Tom bir yıldan daha fazla süredir Mary'yi görmedi.Tom hasn't seen Mary for more than a year.
Değiştirilemeyen şeyler hakkında sürekli şikayet etmekten vazgeçmelisin.You need to stop complaining all the time about things that can't be changed.
Araba sürerken emniyet kemerini bağla.Fasten your seat belt while driving.
O çocuk kısa süre içinde çok büyüdü.That child grew a lot in a short amount of time.
Bugün süregelen hisse senedi fiyat düşüşünün beşinci günüdür.Today is the fifth day of continual stock price decline.
Latince sürekli bir dildir.Latin is a perpetual language.
Üniversite sürecini rahatlıkla tamamladım.I completed the university course comfortably.
Yürüyüş yapmak için bir süre dışarı çıkalım.Let's get out for a while to take a walk.
Tom ne tür bir araba sürer?What kind of car does Tom drive?
Tom yaşadığı sürece bu hafta sonunu hatırlayacaktır.Tom will remember this weekend as long as he lives.
Tom kısa bir süre önce buradaydı.Tom was here a while ago.
Tom yirmi dakikadan daha az bir sürede oraya varmayı başardı.Tom was able to get there in less than twenty minutes.
Tom çocuklara gürültü yapmadıkları sürece odada kalabileceklerini söyledi.Tom told the children that they could stay here in the room if they didn't make any noise.
Tom bana işini kaybetse bile tasarrufları ile bir süre yaşayabileceğini söyledi.Tom told me that he could live off his savings for a while if he lost his job.
Tom bir süre kasabanın dışına çıkmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to get out of town for a while.
Tom bazen çok hızlı sürer.Tom often drives too fast.
Tom on yıldan biraz daha uzun süredir o küçük evde yaşadı.Tom lived in that small house for a little over ten years.
Tom araba sürerken radyo dinlemeyi seviyor.Tom likes listening to the radio when he's driving.
Tom tek tekerli bir bisiklet sürebilen bir genç tanıyor.Tom knows a boy who can ride a unicycle.
Tom henüz araba süremiyor.Tom isn't able to drive yet.
Tom araba süremeyecek kadar çok sarhoş. Onu eve götürür müsün?Tom is too drunk to drive. Could you take him home?
Tom uzun bir süre hasta olmadı.Tom hasn't been sick in a long time.
Tom'un onun ne kadar süreceği hakkında hiçbir fikri yok.Tom has no idea how long it will take.
Tom uzun süredir Boston'da yaşamaktadır.Tom has lived in Boston for a long time.
Tom bir saatten biraz fazla bir süredir bekliyor.Tom has been waiting for slightly over an hour.
Tom uzun süredir hasta.Tom has been sick for a very long time.
Tom çok hızlı sürer.Tom drives too fast.
Sanırım Tom ithal bir araba sürer.Tom drives an imported car I think.
Tom siyah bir araba sürer, değil mi?Tom drives a black car, doesn't he?
Tom uzun süre bekletilmekten hoşlanmıyor.Tom doesn't like to be kept waiting for a long time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod