RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Nó thể hiện cảm xúc qua khuôn mặt và âm điệu trong giọng nói của nó.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Sta esprimendo le sue emozioni attraverso la faccia e la prosodia della voce.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Takže vyjadruje emóciu prostredníctvom jeho tváre a prozódie v jeho hlase.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Tedy vyjadřuje své emoce skrze tvář a hlasovou prozódii.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Итак, он выражает свои эмоции через лицо и просодию в голосе.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Той изразява емоцията си чрез лицето и прозодията в гласа си.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.ר.ב: אז הוא מבטא את רגשותיו דרך פניו
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.رودني: إذاً فانه يعبّر عن مشاعره عبر وجهه
Saatte 100 km'lik sabit bir surat - 100 km/sTakže stálá rychlost 100 km/h.
Saatte 100 km'lik sabit bir surat - 100 km/sИтак, скорость постоянная скорость постоянная и равна 100 километров в час.
Saatte 100 km'lik sabit bir surat똑같은 속도
Saatte 100 km'lik sabit bir suratמהירות קבועה...
Saatte 100 km'lik sabit bir suratسرعة ثابته
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Afectati de solemnitatea de scena, a existat o privirea întrebam of increduli curiozitate în faţa lui.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Afetados pela solenidade da cena, havia um olhar incrédulo de saber curiosidade em seu rosto.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Által érintett ünnepélyességét a jelenetet, volt egy csodálkozó tekintete hitetlen kíváncsiság az ő arcán.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Beïnvloed door de ernst van de scène, was er een af blik van ongelovige nieuwsgierigheid in zijn gelaat.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Colpite dalla solennità della scena, ci fu uno sguardo chiedendo di incredulo curiosità sul suo volto.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Dipengaruhi oleh kekhidmatan adegan, ada tatapan bertanya-tanya of meragukan rasa ingin tahu dalam wajah-Nya.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.장면의 장엄에 의해 영향을, 믿지의 궁금 시선이 있었 그의 얼굴 in 호기심.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Ovlivněna slavnosti scény, tam byla zajímalo pohledem nedůvěřivý zvědavost na jeho tvář.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Ovplyvnená slavnosti scény, tam bola zaujímalo pohľadom nedôverčivý zvedavosť na jeho tvár.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Påverkas av högtidlighet av scenen var det en undrande blick skeptisk nyfikenhet i hans ansikte.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Påvirket af højtidelighed af scenen, var der et undrende blik skeptiske nysgerrighed i hans ansigt.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Povezana slovesnosti v scene, se je spraševala pogledom nejeverno radovednost v svojem obraz.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Vaikuttaa juhlavuutta kohtaus oli ihmetellen katse epäilevä uteliaisuus hänen kasvonsa.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Wpływ na uroczystość sceny, nie było zdziwionym wzrokiem niedowierzaniem ciekawość w jego obliczu.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Засегнатите от тържественост на сцената, има чудите погледа на недоверчиво любопитство в изражението му.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Пострадавших от торжественность сцены, было интересно, недоверчивым взглядом любопытства на его лице.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Постраждалих від урочистість сцени, було цікаво, недовірливим поглядом цікавості на його обличчі.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.מושפעות על ידי החגיגיות של הסצנה, לא היה מבט תוהה של ספקני סקרנות ארשת פניו.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.المتضررة من الجديه من المشهد ، كان هناك من يتساءل النظرة مرتاب الفضول في وجهه.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.彼の顔in好奇心。 この野蛮では、私の入り口に気づくように見えた人だけの存在だった。ため、彼
Saniyede beş metre ile güneye doğru Burası sürat..Esto justo aquí es la velocidad.
Sen beni ishal sürat diye çağırdın.- Bạn gọi tôi bị tiêu chảy phải đối mặt.
Sen beni ishal sürat diye çağırdın. Gerçekten, yaptım mı?- Øekl jsi mi sraèkovitej ksichte.
Sen beni ishal sürat diye çağırdın.-Nič nisem...
Sen beni ishal sürat diye çağırdın.U riep mij diarree gezicht.
Sen beni ishal sürat diye çağırdın.- Με είπες σκατόφατσα.
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.Aku tak pernah sesenang ini melihatmu.
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.Dat ik met jouw kop nog 's blij kon zijn.
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.En olisi uskonut, että olisin iloinen, kun näen ruman naamasi!
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.Hätte nie gedacht, daß ich mich mal so über dein Gesicht freue!
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim. - Houston, duyuyor musunuz?N-am crezut să mă bucur vreodată să-ţi văd faţa aia urâtă. <i>Houston, mă auzi?
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.Kako sem te vesel. Nikoli nisem mislil, da bom tako vesel tega grdega obraza.
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.Nie sądziłem, że tak mnie ucieszy widok twojego ryła.
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.Nikdy bych neřekl, že tě tak rád uvidím.
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.Non avrei mai creduto di poter essere cosė felice... di vedere la tua brutta faccia!
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.Nunca pensei ficar tão feliz por ver essa cara feia.
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.Nunca pensé que me fuera a alegrar tanto ver tu fea cara.
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.Soha nem örültem még ennyire az ocsmány képednek!
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.Tænk, at jeg skulle blive så glad for at se dit grimme fjæs!
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.Tänk att jag skulle bli glad åt att se din fula nuna!
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.Tôi cũng chưa bao giờ thấy cái bản mặt xấu xí của anh mà vui vậy.
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.Δεν περίμενα να χαρώ τόσο που είδα την ασχημόφατσά σου.
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.Не съм вярвал, че тъй ще се зарадвам на грозната ти мутра.
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.- Щастлив съм, че те виждам. Не съм вярвал, че тъй ще се зарадвам на грозната ти мутра.
Senin çirkin suratını görünce bu kadar mutlu olacağımı asla düşünemezdim.لم أكن أظن أبداً أننى سأكون سعيداً لروية وجهك القبيح
Senle konuşurken suratıma bak.Guardatemi quando vi parlo!
Senle konuşurken suratıma bak.Kijk me aan als ik met je praat.