"O zaman neden gülen surat koydunuz?"Il m'a demandé: "Alors pourquoi vous avez mis un grand smiley?"
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"Katanya, "Lalu mengapa ada senyuman di sini?"
"O zaman neden gülen surat koydunuz?""그러면 왜 웃는 얼굴을 그려넣었어요?"
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"Mi ha chiesto: "Allora perché mi ha messo una faccina sorridente?"
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"Odpovedal mi: "Prečo ste mi tam potom dali usmievavú tvár?"
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"On na to:" To dlaczego narysowała pani uśmiech?".
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"Και είπε: "Τότε γιατί μου βάλατε γελαστό προσωπάκι;"
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"Він запитав: "А навіщо Ви поставили смайлик?"
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"Опять вопрос: "А зачем тогда вы нарисовали смайлик?".
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"Той каза: " Тогава защо сте сложила усмивка?"
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"הוא אמר, "אז למה נתת לי סמיילי?"
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"قال " إذن لماذا وضعتي الوجه المبتسم؟"
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"「だってあなたはイケてるから
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"佢又問:「咁點解 你要畫個笑嘅公仔?」
Özellikle iki denklemde de 2 çarpı yürüyen adamın sürati olunca. -우리는 걷는 사람의 속도에 2배를 한 값을 갖고있고 여기에 걷는 사람의 속도에 2배를 한 값을 갖고있어요.
Özellikle iki denklemde de 2 çarpı yürüyen adamın sürati olunca. -Tutaj mamy 2 razy prędkość chodziarza i tutaj mamy 2 razy prędkość chodziarza.
Özellikle iki denklemde de 2 çarpı yürüyen adamın sürati olunca. -Vi har 2 gange den gåendes hastighed i begge ligninger.
Özellikle iki denklemde de 2 çarpı yürüyen adamın sürati olunca. -Wir haben die zweifache Geschwindigkeit des Wanderers wir haben die zweifache Geschwindigkeit des Wanderers
Özellikle iki denklemde de 2 çarpı yürüyen adamın sürati olunca. -По-специално, имаме 2 по скоростта на пешеходеца, имаме 2 по скоростта на пешеходеца тук.
Pekala, bir grup çizmek istedim fakat asık suratlı bir yüz oldu.Chodziło mi o to, żeby narysować to jako zespół, ale zrezygnowałem.
Pekala, bir grup çizmek istedim fakat asık suratlı bir yüz oldu.Chtěl jsem se namalovat smutný, ale vyšel mi z toho zamračený obličej.
Pekala, bir grup çizmek istedim fakat asık suratlı bir yüz oldu.No, tarkoitukseni oli piirtää tämä ryhmäksi, mutta siitä tulikin kasvot kulmat rypyssä.
Pekala, bir grup çizmek istedim fakat asık suratlı bir yüz oldu.Добре, я мав на увазі, що я став похмурим.
Pekala, merkezcil ivmenizin büyüklüğünün süratinizin karesi bölü dairenin yarıçapı olduğunu biliyoruz. -Takže víme, že velikost dostředivého zrychlení bude rovna rychlosti na druhou děleno poloměrem kruhu.
Pekala, merkezcil ivmenizin büyüklüğünün süratinizin karesi bölü dairenin yarıçapı olduğunu biliyoruz. -אנו יודעים שהגודל של התאוצה הצנטריפטלית שווה לגודל המהירות הקווית, חלקי רדיוס המעגל.
Pekala, merkezcil ivmenizin büyüklüğünün süratinizin karesi bölü dairenin yarıçapı olduğunu biliyoruz. -حيث انك تعلم مقدار التسارع المركزي يساوي مقدار مربع السرعة مقسوما على نصف قطر الدائرة التي تدور فيها
Peki, ben çocukken ne yaptım o zaman? Ben süratli modifiye arabalar, kızlar ve dans etmeyle uğraşmadım.En harrastanut hotrodeja ja tyttöjä ja tanssimista.
Peki ilk sürat ne kadardı?(공이 올라가는 시간이) 체공 시간의 반이 됩니다. 초기 속도를 어떻게 구할까요?
Peki ilk sürat ne kadardı?No, vše, co potřebujeme, je vzpomenout si na rozdíl v rychlosti.
Peki ilk sürat ne kadardı?מה היתה המהירות ההתחלתית ?
Peki ilk sürat ne kadardı?والان، ما هي السرعة الابتدائية؟
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?A Hospodin riekol Kainovi: Prečo si sa rozpálil hnevom, a prečo opadla tvoja tvár?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Da sagde HERREN til Kain: "Hvorfor er du vred, og hvorfor går du med sænket Hoved?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Da sprach der HERR zu Kain: Warum ergrimmst du? und warum verstellt sich deine Gebärde?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Ðức Giê-hô-va phán hỏi Ca-in rằng: Cớ sao ngươi giận, và cớ sao nét mặt ngươi gằm xuống?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Ðức_Giê - hô-va phán hỏi Ca-in rằng : Cớ_sao ngươi giận , và cớ_sao nét_mặt ngươi gằm xuống ?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Então o Senhor perguntou a Caim: Por que te iraste? e por que está descaído o teu semblante?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Entonces Jehovah dijo a Caín: --¿Por qué te has enfurecido? ¿Por qué ha decaído tu semblante
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?És monda az Úr Kainnak: Miért gerjedtél haragra? és miért csüggesztéd le fejedet?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Et l`Éternel dit à Caïn: Pourquoi es-tu irrité, et pourquoi ton visage est-il abattu?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Il Signore disse allora a Caino: «Perché sei irritato e perché è abbattuto il tuo volto
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?I řekl Hospodin Kainovi: Proč jsi se tak rozpálil hněvem? A proč jest opadla tvář tvá?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Ja Herra sanoi Kainille: "Miksi olet vihastunut, ja miksi hahmosi synkistyy?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?여호와께서 가인에게 이르시되 네가 분하여 함은 어찜이며 안색이 변함은 어찜이뇨
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Maka berkatalah TUHAN kepada Kain, "Mengapa engkau marah? Mengapa mukamu geram
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Och HERREN sade till Kain: »Varför är du vred, och varför är din blick så mörk?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Og Herren sa til Kain: Hvorfor er du vred, og hvorfor stirrer du ned for dig?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Şi Domnul a zis lui Cain: ,,Pentruce te-ai mîniat, şi pentruce ţi s'a posomorît faţa?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Tedaj reče GOSPOD Kajnu: Zakaj si se raztogotil in zakaj je upadlo obličje tvoje?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Tedy rzekł Pan do Kaina: Przeczżeś się zapalił gniewem a czemu spadła twarz twoja?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?"Waarom ben je boos?" vroeg de HERE hem. "Waarom trek je zo'n kwaad gezicht?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Και ειπε Κυριος προς τον Καιν, Δια τι ηγανακτησας; και δια τι εκατηφιασε το προσωπον σου;
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?И Господ рече на Каина: Защо си се разсърдил? и защо е помрачено лицето ти?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?И сказал Господь Каину: почему ты огорчился? и отчего поникло лице твое?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?ויאמר יהוה אל קין למה חרה לך ולמה נפלו פניך׃
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?فقال الرب لقايين لماذا اغتظت ولماذا سقط وجهك.
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?耶 和 華 對 該 隱 說 、 你 為 甚 麼 發 怒 呢 、 你 為 甚 麼 變 了 臉 色 呢
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?耶和華 對該 隱說 、 你 為甚麼發 怒 呢 、 你為甚麼變 了 臉色呢
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Así que está expresando su emoción mediante su cara y la prosodia en su voz.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.이렇게 로봇은 자신의 얼굴과 목소리의 변화를 통해서