Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.Maka pergilah Hiram melihatnya, tetapi ia tidak senang dengan pemberian itu
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.Men da Hiram kom fra Tyrus for å se på de byer Salomo hadde gitt ham, syntes han ikke om dem.
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.Men da Hiram kom fra Tyrus for at se de Byer, Salomo havde givet ham, syntes han ikke om dem;
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.Nato se odpravi Hiram iz Tira, da ogleda mesta, ki mu jih je dal Salomon; a niso mu bila pogodu.
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.Pero cuando Hiram salió de Tiro para ver las ciudades que Salomón le había dado, no le agradaron
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.Und Hiram zog aus von Tyrus, die Städte zu besehen, die ihm Salomo gegeben hatte; und sie gefielen ihm nicht,
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.А когато Хирам излезе от Тир, за да види градовете, които му бе дал Соломон, не му се харесаха.
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.И вышел Хирам из Тира посмотреть города, которые дал ему Соломон, и они не понравились ему.
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.ויצא חירם מצר לראות את הערים אשר נתן לו שלמה ולא ישרו בעיניו׃
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.فخرج حيرام من صور ليرى المدن التي اعطاه اياها سليمان فلم تحسن في عينيه.
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.希 蘭 從 推 羅 出 來 、 察 看 所 羅 門 給 他 的 城 邑 、 就 不 喜 悅
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.希蘭從 推羅 出來 、 察看 所羅門 給 他 的 城邑 、 就 不 喜悅
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Ada azért Hírám Salamonnak czédrusfákat és fenyõfákat, minden kivánsága szerint.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Also gab Hiram Salomo Zedern-und Tannenholz nach allem seinem Begehr.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Assim dava Hirão a Salomão madeira de cedro e madeira de cipreste, conforme todo o seu desejo.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.A tak dával Chíram Šalamúnovi cedrové drevo i jedľové drevo, koľko a jaké len si žiadal.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.A tak dával Chíram Šalomounovi dříví cedrového a dříví jedlového, jakkoli mnoho chtěl.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Entonces Hiram daba a Salomón toda la madera de cedro y de ciprés que quiso
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Hiram a dat lui Solomon lemne de cedru şi lemne de chiparos cît a voit.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Hiram donna à Salomon des bois de cèdre et des bois de cyprès autant qu`il en voulut.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.솔로몬의 모든 원대로 백향목 재목과 잣나무 재목을 주매
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.La saggezza di Salomone superò la saggezza di tutti gli orientali e tutta la saggezza dell'Egitto
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Maka Hiram memberikan kepada Salomo semua kayu cemara Libanon dan kayu cemara biasa yang diperlukannya
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Niin Hiiram antoi Salomolle setripuita ja kypressipuita niin paljon, kuin tämä toivoi.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Og Hiram lot Salomo få sedertrær og cypresstrær, så meget som han ønsket.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Så gav då Hirom åt Salomo cederträ och cypressträ, så mycket han begärde.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Så sendte Hiram Salomo alt, hvad han ønskede af Ceder- og Cyprestræer;
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Tako je dal Hiram Salomonu cedrovega in cipresovega lesa po vsej volji njegovi.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Vậy , Hi-ram cấp cho Sa-lô-môn gỗ bá hương và gỗ tòng , bao_nhiêu tùy người muốn .
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Vậy, Hi-ram cấp cho Sa-lô-môn gỗ bá hương và gỗ tòng, bao nhiêu tùy người muốn.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Zo bezorgde Hiram Salomo zoveel ceder en cypressehout als hij nodig had
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.Εδιδε λοιπον ο Χειραμ εις τον Σολομωντα ξυλα κεδρινα και ξυλα πευκινα, οσα ηθελεν.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.И давал Хирам Соломону дерева кедровые и дерева кипарисовые,вполне по его желанию.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.И тъй, Хирам даваше на Соломона кедрови дървета и елхови дървета, колкото той искаше.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.ויהי חירום נתן לשלמה עצי ארזים ועצי ברושים כל חפצו׃
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.فكان حيرام يعطي سليمان خشب ارز وخشب سرو حسب كل مسرّته.
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.於 是 希 蘭 照 著 所 羅 門 所 要 的 、 給 他 香 柏 木 和 松 木
Hiram Süleymana istediği kadar sedir ve çam tomruğu sağladı.於是 希 蘭 照著 所羅門 所 要 的 、 給他 香柏木 和 松木
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.A Ježiš sa prechádzal v chráme, v dvorane Šalamúnovej.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.Andava Jesus passeando no templo, no pórtico de Salomão.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.Ðức Chúa Jêsus đi dạo trong đền thờ, dưới hiên cửa Sa-lô-môn.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.Ðức_Chúa_Jêsus đi dạo trong đền thờ , dưới hiên cửa Sa-lô-môn .
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.És Jézus a templomban, a Salamon tornáczában jár vala.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.Et Jésus se promenait dans le temple, sous le portique de Salomon.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.Gesù passeggiava nel tempio, sotto il portico di Salomone
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.Het was winter; Jezus wandelde in de galerij van Salomo.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.In Jezus se je izprehajal v templju po lopi Salomonovi.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.I procházel se Ježíš v chrámě po síňci Šalomounově.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.I przechadzał się Jezus w kościele, w przysionku Salomonowym.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.Ja Jeesus käyskeli pyhäkössä, Salomon pylväskäytävässä.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.예수께서 성전 안 솔로몬 행각에서 다니시니
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.och Jesus gick fram och åter i Salomos pelargång i helgedomen.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.og Jesus gikk omkring i templet i Salomos buegang.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.og Jesus gik omkring i Helligdommen, i Salomons Søjlegang.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.Şi Isus Se plimba prin Templu, pe supt pridvorul lui Solomon.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.Und Jesus wandelte im Tempel in der Halle Salomos.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.Yesus sedang berjalan di Serambi Salomo di dalam Rumah Tuhan
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.y Jesús andaba en el templo por el pórtico de Salomón
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.και ο Ιησους περιεπατει εν τω ιερω εν τη στοα του Σολομωντος.
İsa tapınağın avlusunda, Süleymanın Eyvanında yürüyordu.И ходил Иисус в храме, в притворе Соломоновом.