Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.Ia kaya dan terhormat dan meninggal pada usia lanjut. Salomo putranya menjadi raja menggantikan dia
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.I umarł w starości dobrej, pełen dni, bogactw i sławy: a królował Salomon, syn jego, miasto niego.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.I umřel v starosti dobré, pln jsa dnů, bohatství a slávy, a kraloval Šalomoun syn jeho místo něho.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.저가 나이 많아 늙도록 부하고 존귀하다가 죽으매 그 아들 솔로몬이 대신하여 왕이 되니라
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.Morì molto vecchio, sazio di anni, di ricchezza e di gloria. Al suo posto divenne re il figlio Salomone
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.Murió en buena vejez y lleno de años, de riquezas y de gloria. Y su hijo Salomón reinó en su lugar
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.Og han døde i høi alder, mett av dager, rikdom og ære, og hans sønn Salomo blev konge i hans sted.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.И умер в доброй старости, насыщенный жизнью, богатством и славою; и воцарился Соломон, сын его, вместо него.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.И умря в честите старост, сит от дни, богатство и слава; и вместо него се възцари син му Соломон.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.וימת בשיבה טובה שבע ימים עשר וכבוד וימלך שלמה בנו תחתיו׃
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.ومات بشيبة صالحة وقد شبع اياما وغنى وكرامة. وملك سليمان ابنه مكانه.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.他 年 紀 老 邁 、 日 子 滿 足 、 享 受 豐 富 、 尊 榮 、 就 死 了 . 他 兒 子 所 羅 門 接 續 他 作 王
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.他 年 紀 老邁 、 日子 滿足 、 享受 豐富 、 尊榮 、 就 死 了 . 他 兒子 所羅門 接續 他 作王
Hepsi yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Süleymanın önünde toplandı.Deze feestelijke gebeurtenis had plaats in de tijd van het Loofhuttenfeest, in de zevende maand.
Hepsi yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Süleymanın önünde toplandı.És felgyûlének Salamon királyhoz az Izráel minden férfiai az Ethánim havában, az ünnepen; ez a hetedik hónap.
Hepsi yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Süleymanın önünde toplandı.In vsi možje so se zbrali h kralju Salomonu v mesecu Etanimu, to je sedmi mesec, ob prazniku.
Hepsi yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Süleymanın önünde toplandı.I sešli se k králi Šalomounovi všickni muži Izraelští měsíce Etanim, v čas slavnosti; a ten měsíc jest sedmý.
Hepsi yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Süleymanın önünde toplandı.이스라엘 모든 사람이 다 에다님월 곧 칠월 절기에 솔로몬왕에게 모이고
Hepsi yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Süleymanın önünde toplandı.Maka datanglah mereka semua pada Hari Raya Pondok Daun dalam bulan Etanim
Hepsi yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Süleymanın önünde toplandı.Så samledes alle Israels Mænd hos Kong Salomo på Højtiden i Etanim Måned, det er den syvende Måned.
Hepsi yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Süleymanın önünde toplandı.Tutto Israele si radunò presso il re Salomone per la festa, nel mese di Etanim, cioè il settimo mese
Hepsi yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Süleymanın önünde toplandı.И собрались к царю Соломону на праздник все Израильтяне в месяцеАфаниме, который есть седьмой месяц.
Hepsi yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Süleymanın önünde toplandı.И тъй всичките Израилеви мъже се събраха при цар Соломона на празника в месец Етаним, който е седмият месец.
Hepsi yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Süleymanın önünde toplandı.ויקהלו אל המלך שלמה כל איש ישראל בירח האתנים בחג הוא החדש השביעי׃
Hepsi yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Süleymanın önünde toplandı.فاجتمع الى الملك سليمان جميع رجال اسرائيل في العيد في شهر ايثانيم. هو الشهر السابع.
Hepsi yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Süleymanın önünde toplandı.以 他 念 月 、 就 是 七 月 、 在 節 前 、 以 色 列 人 都 聚 集 到 所 羅 門 王 那 裡
Hepsi yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Süleymanın önünde toplandı.以 他 念月 、 就是 七月 、 在 節前 、 以色列人 都 聚集 到 所羅門 王那裡
Herkes kaval çalarak Süleymanın ardından yürüdü. Öyle sevinçliydiler ki, seslerinden adeta yer sarsılıyordu.Chúng đều theo người đi lên , thổi sáo , và vui_mừng khôn_xiết , đến_nỗi đất rúng_động bởi tiếng la của họ .
Herkes kaval çalarak Süleymanın ardından yürüdü. Öyle sevinçliydiler ki, seslerinden adeta yer sarsılıyordu.Chúng đều theo người đi lên, thổi sáo, và vui mừng khôn xiết, đến nỗi đất rúng động bởi tiếng la của họ.
Herkes kaval çalarak Süleymanın ardından yürüdü. Öyle sevinçliydiler ki, seslerinden adeta yer sarsılıyordu.모든 백성이 왕을 따라 올라와서 피리를 불며 크게 즐거워하므로 땅이 저희 소리로 인하여 갈라질듯하니
Herkes kaval çalarak Süleymanın ardından yürüdü. Öyle sevinçliydiler ki, seslerinden adeta yer sarsılıyordu.Og alt folket drog op efter ham, og de blåste på fløiter og jublet så høit at jorden revnet ved deres rop.
Herkes kaval çalarak Süleymanın ardından yürüdü. Öyle sevinçliydiler ki, seslerinden adeta yer sarsılıyordu.ויעלו כל העם אחריו והעם מחללים בחללים ושמחים שמחה גדולה ותבקע הארץ בקולם׃
Herkes kaval çalarak Süleymanın ardından yürüdü. Öyle sevinçliydiler ki, seslerinden adeta yer sarsılıyordu.وصعد جميع الشعب وراءه وكان الشعب يضربون بالناي ويفرحون فرحا عظيما حتى انشقت الارض من اصواتهم.
Herkes kaval çalarak Süleymanın ardından yürüdü. Öyle sevinçliydiler ki, seslerinden adeta yer sarsılıyordu.眾 民 跟 隨 他 上 來 、 且 吹 笛 、 大 大 歡 呼 、 聲 音 震 地
Herkes kaval çalarak Süleymanın ardından yürüdü. Öyle sevinçliydiler ki, seslerinden adeta yer sarsılıyordu.眾民 跟隨 他 上來 、 且 吹笛 、 大大 歡呼 、 聲音 震地
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.A poslal Chíram na těch lodech služebníky své, plavce umělé na moři, s služebníky Šalomounovými.
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.Chiram inviò sulle navi i suoi servi, marinai che conoscevano il mare, insieme con i servi di Salomone
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.Hiram envió en la flota a sus siervos, marineros y conocedores del mar, junto con los siervos de Salomón
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.I posłał Hiram na tychże okrętach sługi swe, żeglarze świadome morza, z sługami Salomonowymi;
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.히람이 자기 종 곧 바다에 익숙한 사공들을 솔로몬의 종과 함께 그 배로 보내매
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.og Hiram sendte sine Folk, befarne Søfolk, om Bord på Skibene sammen med Salomos Folk.
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.Og Hiram sendte sine folk, sjøvant mannskap, på skibene sammen med Salomos folk.
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.På denna flotta sände Hiram av sitt folk sjökunnigt skeppsmanskap, som åtföljde Salomos folk.
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.Raja Hiram mengirim awak-awak kapalnya yang berpengalaman untuk berlayar bersama awak-awak kapal Salomo
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.Tähän laivastoon Hiiram lähetti palvelijoitaan, meritaitoisia laivamiehiä, Salomon palvelijain mukaan.
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.А в корабите Хирам прати от слугите си, опитни морски корабници, да бъдат със Соломоновите слуги.
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.И послал Хирам на корабле своих подданных корабельщиков, знающих море, с подданными Соломоновыми;
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.וישלח חירם באני את עבדיו אנשי אניות ידעי הים עם עבדי שלמה׃
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.فارسل حيرام في السفن عبيده النواتي العارفين بالبحر مع عبيد سليمان.
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.希 蘭 差 遣 他 的 僕 人 、 就 是 熟 悉 泛 海 的 船 家 、 與 所 羅 門 的 僕 人 、 一 同 坐 船 航 海
Hiram denizi bilen gemicilerini Süleymanın adamlarıyla birlikte Ofire gönderdi.希 蘭 差遣 他 的 僕人 、 就 是 熟悉 泛海 的 船家 、 與所羅門 的 僕人 、 一同 坐船 航海
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.A Chíram vyšiel z Týru, aby videl mestá, ktoré mu dal Šalamún, a neľúbily sa mu.
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.Chiram partì da Tiro per vedere i villaggi che Salomone gli aveva dati, ma non gli piacquero
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.Hiram a ieşit din Tir, să vadă cetăţile pe cari i le dădea Solomon. Dar nu i-au plăcut,
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.Hiram sortit de Tyr, pour voir les villes que lui donnait Salomon. Mais elles ne lui plurent point,
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.Hi-ram từ Ty-rơ đến đặng xem các thành mà Sa-lô-môn đã ban cho mình, nhưng các thành đó chẳng đẹp lòng người,
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.Hirão, pois, saiu de Tiro para ver as cidades que Salomão lhe dera; porém não lhe agradaram.
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.I vyjel Chíram z Týru, aby viděl ta města, kteráž mu daroval Šalomoun, ale nelíbila se jemu.
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.I wyjechał Hiram z Tyru, aby oglądał miasta, które mu dał Salomon: ale mu się niepodobały.
Hiram gidip Süleymanın kendisine verdiği kentleri görünce onları beğenmedi.히람이 두로에서 와서 솔로몬이 자기에게 준 성읍들을 보고 눈에 들지 아니하여