Davutun Yeruşalimde doğan oğulları: Şima, Şovav, Natan, Süleyman. Bu dördü Ammielin kızı Bat-Şevadan doğdular.Estos cuatro le nacieron en Jerusalén, de Betsabé hija de Amiel: Samúa Sobab, Natán y Salomón
Davutun Yeruşalimde doğan oğulları: Şima, Şovav, Natan, Süleyman. Bu dördü Ammielin kızı Bat-Şevadan doğdular.Iată cei ce i s'au născut la Ierusalim: Şimea, Şobab, Natan şi Solomon, patru, cu Bat-Şua, fata lui Amiel;
Davutun Yeruşalimde doğan oğulları: Şima, Şovav, Natan, Süleyman. Bu dördü Ammielin kızı Bat-Şevadan doğdular.예루살렘에서 낳은 아들들은 이러하니 시므아와 소밥과 나단과 솔로몬 네 사람은 다 암미엘의 딸 밧수아의 소생이요
Davutun Yeruşalimde doğan oğulları: Şima, Şovav, Natan, Süleyman. Bu dördü Ammielin kızı Bat-Şevadan doğdular.Potom tito se jemu zrodili v Jeruzalémě: Sammua, Sobab, Nátan a Šalomoun, čtyři, z Betsabé, dcery Amielovy;
Davutun Yeruşalimde doğan oğulları: Şima, Şovav, Natan, Süleyman. Bu dördü Ammielin kızı Bat-Şevadan doğdular.Ti pa so se mu rodili v Jeruzalemu: Simea, Sobab, Natan in Salomon, štirje, iz Batsuve, hčere Amieleve;
Davutun Yeruşalimde doğan oğulları: Şima, Şovav, Natan, Süleyman. Bu dördü Ammielin kızı Bat-Şevadan doğdular.А сии родились у него в Иерусалиме: Шима, Шовав, Нафан и Соломон, четверо от Вирсавии, дочери Аммииловой;
Davutun Yeruşalimde doğan oğulları: Şima, Şovav, Natan, Süleyman. Bu dördü Ammielin kızı Bat-Şevadan doğdular.А тия му се родиха в Ерусалим: Сима*, Совав, Натан и Соломон, четирима, от Витсавее, дъщеря на Амиила+;
Davutun Yeruşalimde doğan oğulları: Şima, Şovav, Natan, Süleyman. Bu dördü Ammielin kızı Bat-Şevadan doğdular.ואלה נולדו לו בירושלים שמעא ושובב ונתן ושלמה ארבעה לבת שוע בת עמיאל׃
Davutun Yeruşalimde doğan oğulları: Şima, Şovav, Natan, Süleyman. Bu dördü Ammielin kızı Bat-Şevadan doğdular.وهؤلاء ولدوا له في اورشليم. شمعى وشوباب وناثان وسليمان. اربعة من بثشوع بنت عمّيئيل.
Davutun Yeruşalimde doğan oğulları: Şima, Şovav, Natan, Süleyman. Bu dördü Ammielin kızı Bat-Şevadan doğdular.大 衛 在 耶 路 撒 冷 所 生 的 兒 子 是 示 米 亞 、 朔 罷 、 拿 單 、 所 羅 門 . 這 四 人 是 亞 米 利 的 女 兒 拔 書 亞 生 的
Davutun Yeruşalimde doğan oğulları: Şima, Şovav, Natan, Süleyman. Bu dördü Ammielin kızı Bat-Şevadan doğdular.大衛 在 耶路撒冷 所 生 的 兒子 是 示 米亞 、 朔罷 、 拿單 、 所羅門 . 這 四 人 是 亞米利 的 女兒拔書亞 生的
Dışarı çıkın, ey Siyon kızları! Düğününde, mutlu gününde Annesinin verdiği tacı giymiş Kral Süleyman'ı görün.시온의 여자들아 나와서 솔로몬왕을 보라 혼인날 마음이 기쁠 때에 그 모친의 씌운 면류관이 그 머리에 있구나
Dışarı çıkın, ey Siyon kızları! Düğününde, mutlu gününde Annesinin verdiği tacı giymiş Kral Süleyman'ı görün.צאינה וראינה בנות ציון במלך שלמה בעטרה שעטרה לו אמו ביום חתנתו וביום שמחת לבו׃
Dışarı çıkın, ey Siyon kızları! Düğününde, mutlu gününde Annesinin verdiği tacı giymiş Kral Süleyman'ı görün.اخرجن يا بنات صهيون وانظرن الملك سليمان بالتاج الذي توجته به امه في يوم عرسه وفي يوم فرح قلبه
Dışarı çıkın, ey Siyon kızları! Düğününde, mutlu gününde Annesinin verdiği tacı giymiş Kral Süleyman'ı görün.錫 安 的 眾 女 子 阿 、 你 們 出 去 、 觀 看 所 羅 門 王 、 頭 戴 冠 冕 、 就 是 在 他 婚 筵 的 日 子 、 心 中 喜 樂 的 時 候 、 他 母 親 給 他 戴 上 的
Dışarı çıkın, ey Siyon kızları! Düğününde, mutlu gününde Annesinin verdiği tacı giymiş Kral Süleyman'ı görün.錫安 的 眾女子 阿 、 你 們 出去 、 觀看 所羅門 王 、 頭戴 冠冕 、 就是 在 他 婚筵 的 日子 、 心中 喜樂 的 時候 、 他 母親給 他 戴上的
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Bruna sono ma bella, o figlie di Gerusalemme, come le tende di Kedar, come i padiglioni di Salma
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Čierna som, ale krásna, dcéry Jeruzalema, jako stány Kédara, jako čalúny Šalamúnove.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Črna sem, ali ljubka, o hčere jeruzalemske, kakor kedarski šatori, kakor Salomonovi zastori.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Czarnamci, alem wdzięczna, o córki Jeruzalemskie! Jestem jako namioty Kedarskie, jako opony Salomonowe.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Eu sou morena, mas formosa, ó filhas de Jerusalém, como as tendas de Quedar, como as cortinas de Salomão.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Hỡi các con gái Giê-ru-sa-lem, tôi đen, song xinh đẹp, Như các trại Kê-đa, như màn cháng của Sa-lô-môn.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Hỡi các con_gái Giê-ru-sa-lem , tôi đen , song xinh_đẹp , Như các trại Kê-đa , như màn cháng của Sa-lô-môn .
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Ich bin schwarz, aber gar lieblich, ihr Töchter Jerusalems, wie die Hütten Kedars, wie die Teppiche Salomos.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Jeg er sort, dog yndig, Jerusalems Døtre, som Kedars Telte, som Salmas Forhæng.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Jsemť černá, ale milostná, ó dcery Jeruzalémské, tak jako stanové Cedarští, jako opony Šalomounovy.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.kete vagyok, de szép, Jeruzsálem leányai; mint Kédár sátrai [és] Salamon szõnyegei.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.예루살렘 여자들아 내가 비록 검으나 아름다우니 게달의 장막 같을지라도 솔로몬의 휘장과도 같구나
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara."Minä olen musta, mutta ihana, te Jerusalemin tyttäret, kuin Keedarin teltat, kuin Salomon seinäverhot.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Sort er jeg, men yndig, I Jerusalems døtre, som Kedars telter, som Salomos telttepper.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Soy morena y bella, oh hijas de Jerusalén. Soy como las tiendas en Quedar o como los pabellones de Salomón
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Svart är jag, dock är jag täck, I Jerusalems döttrar, lik Kedars hyddor, lik Salomos tält.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Черна съм, но хубава, ерусалимски дъщери, Като кидарските шатри, като Соломоновите завеси.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.שחורה אני ונאוה בנות ירושלם כאהלי קדר כיריעות שלמה׃
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.انا سوداء وجميلة يا بنات اورشليم كخيام قيدار كشقق سليمان.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.耶 路 撒 冷 的 眾 女 子 阿 、 我 雖 然 黑 、 卻 是 秀 美 、 如 同 基 達 的 帳 棚 、 好 像 所 羅 門 的 幔 子
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.耶路撒冷 的 眾女子 阿 、 我雖然黑 、 卻是 秀美 、 如同 基達 的 帳棚 、 好像 所羅門 的 幔子
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.A Šalamún nechal všetko to náradie nevážené pre množstvo kovu, náramne veľké; nevyhľadávala sa váha medi.
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.E Salomão deixou de pesar esses objetos devido ao seu excessivo número; não se averiguou o peso do bronze.
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.És mindezeket az edényeket Salamon méretlen hagyá, a réznek felettébb való sokasága miatt.
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.In Salomon je pustil vse te posode nepretehtane, zaradi prevelike množine niso mogli dognati teže bronovini.
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Ja Salomo jätti kaikki kalut punnitsematta, koska niitä oli ylen paljon; vasken painoa ei määrätty.
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.기구가 심히 많으므로 솔로몬이 다 달지 아니하고 두었으니 그 놋 중수를 능히 측량할 수 없었더라
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomo lod alle Tingene uvejet på Grund af deres såre store Mængde, Kobberet blev ikke vejet.
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomo lot alle disse ting være uveid, fordi de var så overvettes mange; kobberets vekt blev ikke undersøkt.
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomón dejó de pesar todos estos utensilios por su gran cantidad; no se averiguó el peso del bronce
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomone installò tutti gli arredi in quantità molto grande: non si poteva calcolare il peso del bronzo
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Sa-lô-môn không cân một món nào trong các khí dụng ấy , bởi_vì nhiều quá ; người không xét sự nặng của đồng .
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Sa-lô-môn không cân một món nào trong các khí dụng ấy, bởi vì nhiều quá; người không xét sự nặng của đồng.
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Und Salomo ließ alle Gefäße ungewogen vor der sehr großen Menge des Erzes.
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Zanechal pak Šalomoun vážení všeho nádobí, pro množství veliké není vyhledáváno váhy mědi.
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.И поставил Соломон все сии вещи на место . По причине чрезвычайного их множества, вес меди не определен.
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.וינח שלמה את כל הכלים מרב מאד מאד לא נחקר משקל הנחשת׃
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.وترك سليمان وزن جميع الآنية لانها كثيرة جدا جدا. لم يتحقق وزن النحاس.
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.這 一 切 、 所 羅 門 都 沒 有 過 秤 因 為 甚 多 . 銅 的 輕 重 也 無 法 可 查
Eşyalar o kadar çoktu ki, Süleyman hepsini tartmadı. Kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.這一切 、 所羅門 都 沒有過秤 因 為甚多 . 銅 的 輕重 也 無法 可查
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.A zomrel v dobrej starobe, sýty dní, bohatstva a slávy, a kraľoval Šalamún, jeho syn, miesto neho.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.E morreu numa boa velhice, cheio de dias, riquezas e honra; e Salomão, seu filho, reinou em seu lugar.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.Han døde i en god Alder, mæt af Dage, Rigdom og Ære; og hans Søn Salomo blev Konge i hans Sted.
Güzel bir yaşlılık döneminde öldü. Zenginlik ve onur dolu günler yaşadı. Yerine oğlu Süleyman kral oldu.Hij stierf op hoge leeftijd, rijk en beroemd. Zijn zoon Salomo volgde hem op.