Nihayet sürekli formumu yeniden kazandım.I have finally regained my regular form.
Bir sürü zamanımı alan eylemlerim var.I have a lot of activities which take up my time.
Uzun süredir seni görmedim, Bill.I haven't seen you for a long time, Bill.
Daha dikkatli sür yoksa kaza yapacaksın.Drive more carefully, or you will have an accident.
Kısa sürede cevap vermediğim için üzgünüm.Sorry I didn't reply sooner.
O beni kısa sürede ona yazmamakla suçladı.She accused me of not writing to her sooner.
Size kısa sürede e-posta yazmadığım için üzgünüm.Sorry I didn't e-mail you sooner.
Daha yavaş sürer misin?Could you drive more slowly?
Daha yavaş sür yoksa ceza yersin.Drive more slowly, or you'll get a ticket.
Peynir sütten yapılır.Cheese is made from milk.
Elbette çok iyi araba sürebilirim.Of course I can drive a car very well.
Öyle içmeyi sürdürürse, sorun yaşayacak.If he carries on drinking like that, he's going to have a problem.
Eğer bir süre evden uzak olursam, posta servisini bırakacağım.If I'm away from home for a period of time, I will stop mail delivery.
Uzun süredir onu görmedim.I haven't seen her for ages.
Ben biraz daha süt alabilir miyim?Can I have some more milk?
Niçin bir süre kalmıyorsun?Why don't you stay a little while?
Sürekli seni desteklemekten bıktım.I'm fed up with always backing you up.
Bir bardak daha süt alır mısın?Will you have another cup of milk?
Ne kadar süredir Tokyo'da yaşıyorsun?How long have you been living in Tokyo?
Onun iyileşmesi uzun sürmeyecek.It will not be long before he gets well.
Kısa sürede sana yetişirim.I'll catch up with you soon.
Artık it gibi sürünmek istemiyorum.I don't want to lead a dog's life any more.
Artık mutsuz bir hayat sürmek istemiyorum.I don't want to lead a dog's life any more.
Mary sütü çok seviyor.Mary likes milk very much.
Mary sütü çok sever.Mary likes milk very much.
Mary ve ben yıllarca yakın arkadaşlar olmayı sürdürdük.Mary and I remained firm friends for years.
Mary ve John tartıştılar, ancak bir süre sonra barıştılar.Mary and John quarreled, but made up after a while.
Dr. Miller, bir süre beklemenizi istiyor.Dr. Miller wants you to wait for a while.
Lütfen, sütü ısıtır mısın?Will you warm the milk, please?
Sütünün hepsini bitir.Drink up your milk.
Bir fincan süt iç, sana iyi gelir.Have a cup of milk. It will do you good.
Bama bir bardak süt verir misin?Will you give me a glass of milk?
Bana bir bardak daha süt verir misin?Will you give me another glass of milk?
Bana da bir bardak süt getir.Get me a glass of milk.
Bir fincan süt ister misin?Would you like a cup of milk?
Sütün hepsi döküldü.All of the milk was spilled.
Süt bir bebeği besler.Milk nourishes a baby.
Kalan hiç süt yok.There isn't any milk left.
Biraz süte ne dersin?How about some milk?
Süte karşı allerjim var.I have an allergy to milk.
Ablam sık sık sütlü çay içer.My older sister often drinks tea with milk.
Sütlü çay nerede?Where is the milk tea?
Biraz süt istiyorum, ancak buzdolabında hiç yok.I want some milk, but there isn't any in the refrigerator.
Süt taştı.The milk boiled over.
Marie bana araba sürmeyi sevdiğini söyledi.Marie told me that she enjoyed the drive.
Mayuko bir bisiklet sürebilir.Mayuko can ride a bicycle.
Akşam yemeği kısa bir süre içerisinde hazır olacak.Dinner will be ready soon.
Çok sürmeden geri geleceğim.It will not be long before I come back.
Haberi duymamızdan uzun süre önce değildi.It was not long before we heard the news.
Bay Yamazaki iyileşmeden uzun süre önce değildi.It was not long before Mr Yamazaki recovered.
Bu kiraz çiçekleri çıkmadan uzun süre önce olmayacak.It will not be long before the cherry blossoms come out.
Kısa sürede yağmur şiddetli yağmaya başladı.It soon began to rain very hard.
Kısa süre sonra yağmur yağmaya başladı.Soon after, it began to rain.
Kısa sürede İngilizce konuşmayı öğrendi.Soon, he learned how to speak English.
Madonna'nın kariyerine bir süre için geri dönmeyeceğine bahse girerim.I'll bet Madonna doesn't return to her career for awhile.
Mac benim süpürgeyi taşımama yardımcı oldu.Mac helped me carry the vacuum cleaner.
Adresimi henüz bilmiyorum. Bir süre arkadaşımla kalacağım.I don't know my address yet, I'm going to stay with my friend for a while.
Hâlâ bir sürü zamanımız kaldı.We still have plenty of time left.
Henüz bir bisiklet sürmediysen bir denemelisin.If you haven't driven a bike yet, you should give it a shot.
Michael geçim yapmak için zor bir süreç geçirdi.Michael had a hard time making ends meet.