sözlerin ile cümle
sözlerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ey İsrail halkı, kulak ver, Üzerine yakacağım ağıtın sözlerine:שמעו את הדבר הזה אשר אנכי נשא עליכם קינה בית ישראל׃
Ey İsrail halkı, kulak ver, Üzerine yakacağım ağıtın sözlerine:اسمعوا هذا القول الذي انا انادي به عليكم مرثاة يا بيت اسرائيل.
Ey İsrail halkı, kulak ver, Üzerine yakacağım ağıtın sözlerine:以 色 列 家 阿 、 要 聽 我 為 你 們 所 作 的 哀 歌
Ey İsrail halkı, kulak ver, Üzerine yakacağım ağıtın sözlerine:以色列 家阿 、 要聽 我 為 你 們 所 作 的 哀歌
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›bahwa Ayub berbicara tanpa mengerti, dan bahwa perkataannya tidak mengandung arti
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›«Giobbe non parla con sapienza e le sue parole sono prive di senno»
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›" Gióp nói cách không hiểu_biết , Và lời của người thiếu sự thông sáng . "
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›"Gióp nói cách không hiểu biết, Và lời của người thiếu sự thông sáng."
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›"Hiob redet mit Unverstand, und seine Worte sind nicht klug."
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›,Iov vorbeşte fără pricepere, şi cuvîntările lui sînt lipsite de judecată.
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›Job ne govori s spoznanjem in besede njegove so brez razsodnosti.
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›Job nehovorí v pravej známosti, a jeho slová nie sú povedané v rozumnosti.
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›"Job no habla sabiamente; sus palabras no son con entendimiento.
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›Job parle sans intelligence, Et ses discours manquent de raison.
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›`Job puhuu taitamattomasti, ja hänen sanansa ovat ymmärrystä vailla.
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›»Job talar utan någon insikt, hans ord äro utan förstånd.»
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›"Job taler ikke med Indsigt, hans Ord er uoverlagte!
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›Job taler uten skjønnsomhet, og hans ord er ikke forstandige.
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›Jób tudatlanul szól, és szavai megfontolás nélkül valók.
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›Jó fala sem conhecimento, e �s suas palavras falta sabedoria.
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›욥이 무식하게 말하니 그 말이 지혜 없다 하리라
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›Że Ijob nie mówi mądrze, a słowa jego nie są roztropne.
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›Že Job hloupě mluví, a slova jeho nejsou rozumná.
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›Ο Ιωβ δεν ελαλησεν εν γνωσει, και οι λογοι αυτου δεν ησαν μετα συνεσεως.
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›Иов говори без знание, И думите му са лишени от мъдрост.
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›Иов не умно говорит, и слова его не со смыслом.
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›איוב לא בדעת ידבר ודבריו לא בהשכיל׃
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›ان ايوب يتكلم بلا معرفة وكلامه ليس بتعقّل.
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›約 伯 說 話 沒 有 知 識 、 言 語 中 毫 無 智 慧
‹Eyüp bilgisizce konuşuyor, Sözlerinin değeri yok.›約伯說話沒 有 知 識 、 言語 中 毫無 智慧
Fairytale'in sözlerinde nasıl olursa olsun, herşey yolunda şeklinde duyuyorsunuz.Du hörst den Text von Fairytale und das es irgendwie so war, okay so in der Art.
Fairytale'in sözlerinde nasıl olursa olsun, herşey yolunda şeklinde duyuyorsunuz.Słyszysz tekst "Fairytale" i jakoś tak poprostu jest, okay więc było w jakimś sensie.
Fairytale'in sözlerinde nasıl olursa olsun, herşey yolunda şeklinde duyuyorsunuz.V textu Firytale slyšíte, že to tak nějak je, prostě se to stalo.
Fairytale'in sözlerinde nasıl olursa olsun, herşey yolunda şeklinde duyuyorsunuz.Οι στίχοι του Fairytale είναι έτσι κατά κάποιο τρόπο.
Fairytale'in sözlerinde nasıl olursa olsun, herşey yolunda şeklinde duyuyorsunuz.Ты слышал текст Fairytale, и там всё просто, как и было.
Fakat bazıları Trump'ın sözlerinin nasıl çevrildiğinden çok niyetinin ne olduğuyla daha fazla ilgilenmiştir.Sin embargo, otros se fijaron más en la intencion de las palabras de Trump, en vez de cómo traducirlas.
Fakat bazıları Trump'ın sözlerinin nasıl çevrildiğinden çok niyetinin ne olduğuyla daha fazla ilgilenmiştir.Ωστόσο, άλλοι έδωσαν μεγαλύτερη προσοχή στην πρόθεση των λέξεων του Τραμπ, αντί να τις μεταφράσουν.
Fakat ben dün geceki fiyasko yüzünden sözlerin hiçbirini hatırlayamadım!Ma ho dimenticato la scena a causa della discussione di ieri sera!
Fakat ben dün geceki fiyasko yüzünden sözlerin hiçbirini hatırlayamadım!Mais je ne me souvenais même pas de réplique à cause de la débâcle de mon rancard d'hier soir.
Fakat ben dün geceki fiyasko yüzünden sözlerin hiçbirini hatırlayamadım!Weil letzte abends date katastrophe war!
Fakat ben dün geceki fiyasko yüzünden sözlerin hiçbirini hatırlayamadım!Αλλά δεν μπορούσα να θυμηθώ καν τη φράση εξαιτίας της αποτυχίας του χθεσινού ραντεβού!
Fakat ben dün geceki fiyasko yüzünden sözlerin hiçbirini hatırlayamadım!Но я забыл слова из-за вчерашнего провала.
Fakat ben dün geceki fiyasko yüzünden sözlerin hiçbirini hatırlayamadım!悲劇のデートのせいよ! だいたい
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.Aber lassen Sie mich die Worte der Frau wiederholen.
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.Dar lăsaţi-mă să repet cuvintele femeii.
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.Dovolte mi ale zopakovat slova té ženy.
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.저는 그 여인의 말을 되새겼습니다.
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.Laat me de woorden van de vrouw herhalen.
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.Mais permettez-moi de répéter les mots de cette femme :
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.Mas deixem-me repetir as palavras da mulher.
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.Ma vorrei ripetervi le parole di quella donna:
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.Men lad mig gentage hvad kvinden sagde.
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.Namun ijinkan saya mengulangi kata-kata wanita tadi,
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.Nhưng để tôi nhắc lại những lời nói của người phụ nữ kia.
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.Pero permítanme repetir las palabras de la mujer:
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.Powtórzę słowa wspomnianej kobiety:
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.Но нека да ви повторя думите на жената,
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.Повторю слова той женщины:
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.אבל, אחזור שוב על המילים של האשה:
Fakat o kadının sözlerini tekrar etmeme izin verin.ولكن دعوني أكرر ما قالته المرأة لي