İngilizce Digital Versatile Disc ('Çok Amaçlı Sayısal Disk') sözcüklerinin akronimidir.DVD е съкращение от Digital Versatile Disk (Цифров многоцелеви диск).
Gösterinin sonunda video ekranlarında "Game Over" sözcükleri belirdi.Накрая на шоуто на видео екраните се появява "Game Over".
Kate "KDE advanced text editor" (KDE Gelişmiş Metin Düzenleyicisi) sözcüklerinin baş harflerinden oluşur.Акронимът „Kate“ се отнася за „KDE advanced text editor“.
Sözcük olarak "kutlu nesne" anlamına gelir.Пример за това е думата драг.
Çünkü kiwi sözcüğü Yeni Zelanda ile bağlantılı bir sözcüktür.Терминът „киви“ е етноним за населението на Нова Зеландия.
Bu sözcük Macar dilinde günümüzde Tanrı demektir.Така те могат да тачат Бога на свой език.
İngilizcedeki the, they sözcüklerindeki th gibi okunur.В староанглийския думите се пишат така, както се изговарят.
Sözlük bölümü yaklaşık 3500 sözcük içerir.Романът съдържа около 50 100 думи.
Sözcük Latince’den alınmıştır; Flora, Roma mitolojisinde bitkiler ve ilkbaharın tanrıçasına verilen isimdir.Стаята на розите е посветена на Флора, римската богиня на пролетта и цветята.
Sözcük oyununu bağışlayın."Ben bir başkasıdır."Думите му са интерпретирани и като "Ти си следващия".
Kimi sözcüklerin ise anlamı değişmiştir.С тях променяме смисъла на думата.
Bazı sözcüklerdeki benzer sesler ve dizimler göze çarpmaktadır: minä-ben, sinä-sen, olla-ol gibi...Няколко примерни словосъчетания са: fuck you, fuck that, fuck off.
Sözcük kökü bolluk anlamı içerir.Коренът означава усъвършенствам.
Bir sözcüğün yerine benzetme amacı güderek başka bir sözcük kullanmaya denir.При замяната на една фонема с друга се получава друга дума.
Slavca katmanı: özellikle Güney Slavcası ve Bulgarcadan gelen sözcüklerden oluşur.Видът на глагола е характерна черта на славянските езици и в частност на българския.
"Protein", "polipeptit" ve "peptit" sözcüklerinin kullanımında bir muğlaklık vardır.Термините протеин, полипептид и пептид са малко двусмислени и могат да се застъпват по смисъл.
Yazılımın adı bir sözcük oyunundan gelir.Името му е игра на думи.
Sözcük anlamı olarak "ülkeyi yöneten" anlamına gelmesi muhtemel sıfat.В преносен смисъл терминът може да означава ръководството на организацията.
Bu sözcük (diğer şeylerin yanında) bir tür balina için kullanılmaktaydı.Използва се и в някои видове горчица.
Orkestra ve bando sözcükleri, müzisyenler topluluğunu çağrıştırır.Термините бенд или банда също се използват за музикални групи.
Sözcük dağarcığındaki farklar, günlük olarak Estonca ve Võro arasında görülebilmektedir.Зрението на акулата може да преминава между моно- и стереоскопично по всяко време.
Sözcük Gallo-Romanca konuşan topluluklar tarafından alınıp Almancaya ödünç verilmiş olmalıdır.Френският е романски език, който се е развил от гало-романските диалекти, говорени в Северна Франция.
Sözcük Anadolu'da hâlen "tarla sürmek" anlamında da kullanılır.Преводът на израза е „Даже и в Aркадия, аз съществувам“.
Klasik Latince bazı sözcükler vokabülerden kayboldular.Определени думи от класически латински изчезват от речниковия му фонд.
Sözcük oyunuyla kurulmuş koşmalar: Bu tür koşmalar kendi aralarında dörde ayrılır.Самата програма съдържа 10 точки: Тези мероприятия ще бъдат, разбира се, различни в различните страни.
Sözcüklerin kökeni(dilbilimsel kökenleri) hakkında bilgi vermek.Предаване на говорна (гласова) информация.
Dilsel ifadelerin anlam yapısı ve sözcükler arasındaki bağlantı ile ilgilenir.Предлозите показват отношенията на зависимост между думите в простото изречение.
Her gece defterin üstünde 20 sözcük belirir.В репертоара си поддържа около 20 заглавия годишно.
İsim ve fiil köklerine yapım ekleri getirilerek oluşturulmuş yeni sözcüklere "gövde" denir.Методът и процесът на формиране на такива нови думи се нарича калкѝране.
İki veya daha fazla heceye sahip tüm sözcüklerde vurgu olur.За всяко прилагателно се отделят най-много две-три изречения.
Sözcük, üç oka sahip olanlar manası taşır.3)Тази, която има произход, има и последствия.
Sözcük (Kan/Han) kökünden türemiştir.U Žejanama je očuvan istrorumunjski govor (Ćići).
Bu sözcüklerle bir oynamaydı.Nemojmo se igrati riječima.
Terim Yunancadan gelmektedir |Yunanca sözcükler ἀνά ana, “karşı”, ve φύλαξις phylaxis, “koruma”.Pojam dolazi iz grčkog jezika|od grčkih riječi ἀνά ana, protiv, i φύλαξις filaksija, zaštita.
Sözcük, asıl olmayı ifade eder.Riječi iskazuju biti stvari.
Cümle, bir sözcük dizisidir, ancak en az bir sözcüklü ifadeler de cümle sayılmaktadır.Rečenica je niz riječi ili jedna riječ kojom prenosimo najmanju cjelovitu obavijest.
Konuşurken kimsenin anlamadığı sözcükler kullanıyor.Riječi koje pritom izgovaraju nitko od naših ne razumije.
Bir sözcüğün yerine benzetme amacı güderek başka bir sözcük kullanmaya denir.Da bismo izabrali novu riječ umjesto stare, moramo kliknuti na jednu od ponuđenih zamjenskih riječi.
Şiirde söyleyişleri kulağa sert gelen sözcükleri tanımlar.Pjesnici se u njima služe jakim riječima.
(Nefret sözcükleri, müstehcenlik, v. b.)(Umjesto uvodne riječi, Rukovet, br.
Herhangi bir sözcük veya söz öbeği oluşturamıyordu.Ni ružne riječi niti psovke ne mogu me pokolebati.
Akatça sözcük Akatça samādu "öğütmek" fiilinden türetilmiştir.I sama reč „kajun“ potiče od akadijskog načina izgovora riječi „Akadija“.
Deva tanrıları, Devi ise tanrıçaları adlandırmakta kullanılan bir sözcüktür.Za bogove se koristi riječ deva, a za božice riječ devi.
Yani kendi içinde sözcük değişime uğrayarak çekilir.Uz obećanje da će se stvari promijeniti na bolje.
Astana Kazakistan’ın başkentidir ve bu sözcük de aynı zamanda başkent demektir.Glavni grad Kazahstana je Astana, što u doslovnom prijevodu znači upravo "glavni grad".
Kimi sözcüklerin ise nereden gelindiği bilinmez.Nemoj na trenutak pomisliti da ne znamo odakle su došle te riječi.
Yanındaki oyuncunun, sözcükleri "A" harfiyle başlayan bir yanıt vermesi gerekir.Od početnika treba ipak zahtijevati isključivo pitanja s "ĈU".
Dragon, ejderha anlamında Yunanca kökenli bir sözcüktür.Draken na švedskom jeziku znači zmaj.
Örneğin bad ve lad sözcüklerinin arasında uyak yoktu.Visećih mreža za spavanje i klupa nisu imali.
Bu ek, sözcüklerin genitif hâlini oluşturmakta kullanılır.Oblikotvorni - služe za tvorbu oblika riječi.
Sözcük genel anlamda insanların kötü şeyler görmesi demektir.Čudno mi je kako ljudi o tome govore u negativnom smislu.
Bu ilk sözcüğü takip eden birkaç saat içinde Helen, 30 yeni sözcük daha öğrenmeyi başardı.Počas niekoľkých hodín sa tak Helen naučila prvých tridsať slov svojho života.
Cevap doğru ise öğretmen sonraki sözcük çiftine geçiyordu.Ak bola správna, učiteľ čítal nasledujúcu dvojicu slov.
Kimi sözcüklerin ise anlamı değişmiştir.Niektoré výrazy preto zmenili význam.
Bu sözcükler Fr.To sú slová, čo?
Kentin adının "väg" (cadde) ve "sjö" (göl) sözcüklerinden türediği düşünülmektedir.Názov vznikol pravdepodobne zlúčením slov väg (cesta) a sjö (jazero).
İsmin kökeni bu sözcük olabilir.Pravdepodobne toto môže byť pôvod jeho názvu.
Kate "KDE advanced text editor" (KDE Gelişmiş Metin Düzenleyicisi) sözcüklerinin baş harflerinden oluşur.Názov je akronym pre KDE advanced text editor (Pokročilý textový editor pre KDE).
Kürtçe; Ön Türkçe'den sözcükler barındırdığı gibi bu sözcükleri Arapça ve Farsçaya da taşımıştır.Prostredníctvom turečtiny prebrala gréčtina aj slová z arabčiny a peržštiny.
Sözcük olarak "Boncuk" demektir.Napríklad slovo "akwụkwọ".